Arama

ABD İran’da batağa saplandı: Putin için yeni fırsat doğdu

Trump yönetiminin İran’a karşı başlattığı savaş altıncı ayına girerken Tahran yönetimi ayakta kalmayı sürdürürken, ABD’nin silah ve mühimmat stoklarındaki gerileme Washington’ın küresel caydırıcılığına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Yeni ABD istihbarat değerlendirmelerine göre Kremlin, İran savaşı nedeniyle zayıflayan ABD’yi Avrupa’daki çıkarlarına ve müttefiklerine karşı daha agresif adımlar atmak için bir fırsat olarak görüyor.

29 Ağustos 2026, 09:00

ABD Başkanı Donald Trump’ın 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın dört ila beş hafta içinde sona ereceği yönündeki öngörüsünün üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Ancak çatışmanın sona erdiğine ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor. Aksine savaş, Trump yönetimi açısından giderek daha kapsamlı bir stratejik sınamaya dönüşüyor.

İran rejimi, yoğun hava saldırılarına rağmen varlığını korurken ABD’nin savaş boyunca kullandığı gelişmiş mühimmat ve hava savunma sistemlerinin stoklarında ciddi azalmalar yaşandığı bildiriliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin de savaş öncesindeki seviyelerin oldukça altında kalması, çatışmanın küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisini sürdürüyor.

Hürmüz Boğazı yeniden açılamadı

Savaş öncesinde dünya petrol arzının beşte birinden fazlasının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği büyük ölçüde kesintiye uğradı. Emtia ve deniz taşımacılığı verilerini takip eden Kpler'e göre, savaş öncesinde günde 100'den fazla geminin geçtiği boğazdan bu hafta yalnızca bir günde beş gemi geçti.

ABD yönetimi, İran’ın ekonomik ve askeri kapasitesinin ciddi biçimde zayıflatıldığını savunuyor. Trump da İran’ın askerlerinin maaşlarını ödemekte zorlandığını ve yaptırımlar ile deniz ablukasının Tahran üzerinde ağır baskı oluşturduğunu belirtiyor.

Ancak Washington’ın önündeki seçenekler giderek daralıyor. Trump, bir yandan Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılmasını sağlamak isterken diğer yandan petrol fiyatlarında yeni bir sıçramanın ABD ekonomisine zarar vermesinden kaçınmaya çalışıyor. Bu nedenle İran’a yönelik daha sert ekonomik veya askeri adımlar konusunda temkinli hareket ediyor.

ABD’nin cephaneliği alarm veriyor

Çatışmanın en önemli sonuçlarından biri de ABD’nin askeri stokları üzerindeki baskı oldu. Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra Tomahawk seyir füzeleri ve Ukrayna’nın da ihtiyaç duyduğu kısa menzilli Ordu Taktik Füze Sistemleri gibi kritik mühimmatların stoklarının önemli ölçüde azaldığı belirtiliyor.

ABD'nin tanesi yaklaşık 30 ila 50 milyon dolar değerindeki Reaper insansız hava araçlarının da yaklaşık dörtte birini kaybettiği bildiriliyor. Bu sistemler özellikle istihbarat, gözetleme ve hedef tespit görevlerinde kullanılıyor.

Stoklardaki gerileme yalnızca Orta Doğu'daki ABD operasyonlarını etkilemiyor. Washington'ın Ukrayna ve Arap müttefiklerine silah desteği sağlama kapasitesi konusunda da endişeler büyüyor. Asya'daki müttefikler ise olası bir Çin çatışması durumunda ABD'nin yeterli mühimmat ve hava savunma sistemi sağlayıp sağlayamayacağını sorgulamaya başladı.

ABD yönetimi mühimmat üretimini hızlandırmak için savunma sanayisi şirketlerine baskı yaparken, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve diğer yetkililer ciddi mühimmat sıkıntısı bulunduğu yönündeki iddiaları kamuoyu önünde reddediyor.

Trump'ın savaş desteği geriliyor

Uzayan savaşın ABD içindeki siyasi maliyeti de Trump açısından giderek daha görünür hale geliyor. Benzin ve diğer tüketim mallarının fiyatları yüksek seyrini korurken, kamuoyunun Trump’ın İran savaşını yönetme biçimine yönelik desteği geriliyor.

Reuters/Ipsos tarafından bu hafta yayımlanan ankete göre Trump’ın genel onay oranı yüzde 33'e kadar geriledi. Cumhuriyetçiler arasında savaşa verilen desteğin de azaldığı görülürken, Trump'ın parti içindeki onay oranı yüzde 69 seviyesinde bulunuyor.

Trump’ın ekonomik kaygıları, İran’a yönelik baskının kapsamını da etkiliyor. Haziran ayında Tahran’la geçici bir ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından borsadaki yükselişe dikkat çeken Trump, ekonomik bir çöküş yaşanmasını istemediğini söylemişti.

Bu yaklaşım, Washington’ın İran’a karşı ekonomik baskıyı ne ölçüde artırabileceği konusunda da sınırlar oluşturuyor.

Kremlin ABD'nin zayıfladığını düşünüyor

Savaşın Washington üzerindeki etkileri artık yalnızca İran ve Orta Doğu ile sınırlı değil. ABD istihbaratının yeni değerlendirmelerine göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran savaşı nedeniyle ABD’nin stratejik açıdan zayıfladığı kanaatine varmış olabilir.

Bu değerlendirmelerin, CIA Direktörü John Ratcliffe'in bu hafta Moskova'ya gerçekleştirdiği gizli ziyaretin hemen öncesinde hazırlandığı belirtiliyor. Ratcliffe'in ziyareti, eski CIA Direktörü William J. Burns'ün 2021'in sonlarında Kremlin'i Ukrayna'yı işgal etmekten vazgeçirmeye çalışmasından bu yana bir CIA direktörünün Moskova'ya yaptığı bilinen ilk ziyaret oldu.

Ratcliffe'in Rusya'nın dış istihbarat servisi SVR'nin başkanı Sergei Naryshkin ile görüştüğü doğrulandı. Görüşmelerin ayrıntıları açıklanmazken, konuya yakın bir kaynağa göre Ratcliffe, Moskova'yı Ukrayna'daki savaşı tırmandırmaması konusunda uyardı.

Kaynağa göre CIA Direktörü, Rusya'nın savaşı önemli ölçüde tırmandırmasının Trump'ı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'ye daha güçlü destek vermeye itebileceği mesajını verdi.

Ukrayna ve Avrupa yeni risklerle karşı karşıya

Washington'ın İran savaşı nedeniyle askeri kaynaklarının bir bölümünü tüketmesi, Rusya-Ukrayna savaşının geleceği açısından da önem taşıyor. Ukrayna'nın hava savunma sistemleri için kullandığı mühimmatın azalması, Moskova'nın saldırılarında daha fazla alan bulmasına neden oluyor.

Rusya, Ukrayna'nın azalan hava savunma kapasitesinden yararlanırken Avrupa ülkeleri yeni füze savunma sistemleri göndermeyi taahhüt ediyor. Ancak bu desteğin önemli bir bölümünün ancak gelecek yıl ulaşması bekleniyor.

Avrupa'daki güvenlik endişeleri de artıyor. NATO'nun doğu kanadındaki ülkeler, özellikle Baltık ülkeleri, Rusya'nın hava sahası ihlalleri ve insansız hava araçları üzerinden baskıyı artırabileceğinden endişe ediyor.

Avrupa'da kritik altyapılara ve havaalanlarına yönelik insansız hava aracı faaliyetleri ile hibrit saldırı şüpheleri de Moskova'nın daha saldırgan bir tutum sergileyebileceği endişelerini güçlendiriyor.

Washington'ın Orta Doğu'daki üstünlüğü sorgulanıyor

İran savaşı, ABD'nin askeri kapasitesinin yanı sıra uzun yıllardır sürdürdüğü bölgesel ağırlığı da tartışmaya açmış durumda. Pentagon'un İran saldırıları sırasında hasar gören bazı Körfez üslerini tamamen yeniden inşa etmek yerine bölgedeki asker sayısını azaltmayı değerlendirdiği belirtiliyor.

ABD'nin bölgedeki müttefikleri de Washington'ın savunma kapasitesindeki aşınmadan rahatsız. Biden döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi'nde İran direktörlüğü yapan Nate Swanson, ABD'nin bölgedeki varlığının bazı müttefikler açısından artık güvenlik avantajından çok risk yaratabileceğini belirtiyor.

Uzmanlara göre asıl soru, İran savaşının ABD'nin hem ekonomik hem de askeri baskı araçlarının sınırlarını ortaya çıkarıp çıkarmadığı. Eğer Tahran yönetimi bu baskılara rağmen ayakta kalabildiğini ve ABD'nin müdahale kapasitesinin sınırlı olduğunu düşünürse, Washington'ın yalnızca İran üzerindeki değil, daha geniş ölçekteki caydırıcılığı da zarar görebilir.

Bu nedenle İran savaşı, Trump yönetimi için yalnızca uzayan bir Orta Doğu çatışması olmaktan çıkıp ABD'nin küresel güç kapasitesinin sınandığı daha geniş bir jeopolitik mücadeleye dönüşüyor. Kremlin'in Washington'ın zayıfladığını değerlendirmesi ise savaşın sonuçlarının Avrupa güvenliğinden Asya-Pasifik'teki güç dengelerine kadar uzanabileceğine işaret ediyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok