Bakan, ABD'de gerçekleştirdiği iş dünyası ve yatırım toplantılarında Türkiye'nin yatırım ortamı, teşvikleri ve ekonomik görünümünün anlatıldığını belirtti. Türkiye'de faaliyet gösteren 2 bin 345 ABD'li şirketin bugüne kadar 16,5 milyar dolar sermaye getirdiğini aktaran Bakan, bu şirketlerin toplam yatırım tutarının yıllar içinde 60 milyar dolara ulaştığını ifade etti.
ABD'li şirketlerin Türkiye'deki yatırımlarının üretim, istihdam, ihracat, vergi gelirleri ve döviz kazandırıcı faaliyetler açısından önemli katkı sağladığını belirten Bakan, Amerikalı yatırımcılarla temasların kamu kurumları ve iş dünyası kuruluşlarıyla koordineli biçimde sürdürüldüğünü söyledi.
ABD ile ticarette 2026 beklentisi 42-43 milyar dolar
Türkiye ile ABD arasındaki ticaretin 2025'te yüzde 10 artarak 38,5 milyar dolara yükseldiğini belirten Bakan, bu yıl da büyümenin devam etmesini beklediklerini söyledi.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle 2026'da ticaret hacminin yüzde 10'un üzerinde artarak 42-43 milyar dolar seviyesine çıkmasının öngörüldüğünü belirten Bakan, mevcut eğilimin korunması durumunda 2028 sonunda yıllık 50 milyar dolarlık hacme ulaşılabileceğini ifade etti.
Bakan, ABD'nin Almanya'nın ardından Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı konumuna geldiğini, enerji ticaretindeki gelişmeler ve ihracattaki artışla birlikte ABD'nin İngiltere'yi geride bıraktığını söyledi.
ABD'ye ihracatta makine, otomotiv ve tekstil öne çıkıyor
Türkiye'nin ABD'ye ihracatında inşaat malzemeleri, makine ve makine parçaları, mobilya, halı, tekstil, iplik, kumaş ve hazır giyim ürünlerinin önemli yer tuttuğunu belirten Bakan, otomotiv ve otomotiv parçalarının da öne çıkan ihracat kalemleri arasında bulunduğunu söyledi.
Tekstil ve hazır giyimde katma değerin giderek yükseldiğine dikkat çeken Bakan, Türkiye'nin kalite ve marka gücü sayesinde ABD pazarındaki konumunu koruduğunu ifade etti. Özellikle tasarım ve moda odaklı üretimin ihracat değerini artırdığını belirten Bakan, bazı hazır giyim ürünlerinde kilogram başına ihracat değerinin 60-100 dolar seviyelerine çıkabildiğini kaydetti.
Mücevher ve işlenmiş altın ürünlerinin de ABD'ye yapılan ihracatta önemli kalemler arasında yer aldığı belirtildi.
Türk ve ABD'li şirketlerden üçüncü ülkelerde ortak projeler
Türkiye ve ABD iş dünyaları arasındaki ilişkilerin yalnızca iki ülke arasındaki ticaretle sınırlı olmadığını belirten Bakan, şirketlerin üçüncü ülkelerde de ortak projeler geliştirdiğini söyledi.
Bölgesel gerilimlerin özellikle Orta Doğu'daki yatırım ortamını zorlaştırdığını ifade eden Bakan, buna rağmen iki ülke şirketleri arasında güçlü iş birliklerinin devam ettiğini belirtti.
Bakan, Enka ve Bechtel ortaklığını örnek göstererek, Türk ve ABD'li şirketlerin enerji santralleri ve kara yolu projeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde birlikte çalıştığını aktardı.
Hal düzenlemesi yeni yasama döneminde gündemde
Sebze ve meyve piyasasına yönelik soruşturma ve yeni hal düzenlemesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakan, ilgili kurumların denetim ve incelemeleri sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının operasyon yürüttüğünü ve bazı kişilerin tutuklandığını söyledi.
Sürecin soruşturmanın ardından iddianame ve yargılama aşamalarına ilerleyeceğini belirten Bakan, Türkiye'deki hal sisteminin uzun süredir mevcut mevzuat çerçevesinde faaliyet gösterdiğini ifade etti.
Ülke genelindeki 177 halin belediyeler tarafından işletildiğini aktaran Bakan, 2012'de yapılan düzenlemelerin önemli değişiklikler getirdiğini ancak mevzuat değişikliğinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Bakan, bazı piyasa aktörlerinin iklim koşulları ile arz-talep dengesini fiyat belirleme veya haksız ticaret uygulamalarına gerekçe olarak kullanabildiğini belirtti. Fiyatların WhatsApp grupları üzerinden belirlenmesine yönelik iddialara da değinen Bakan, benzer uygulamaların tedarik zincirinin farklı aşamalarında görülebildiğini ifade etti.
Yeni düzenlemede hedef aracı sayısını azaltmak
Sebze ve meyve ticaretine yönelik yeni düzenleme çalışmalarının devam ettiğini belirten Bakan, hazırlanan düzenlemenin yeni yasama döneminde gündeme gelmesinin beklendiğini söyledi.
Düzenlemenin temel hedefleri arasında üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, üreticiden tüketiciye uzanan zincirdeki aracı sayısının azaltılması ve ticaretin daha fazla kayıt altına alınması bulunuyor.
Hal Kayıt Sistemi'nin daha etkin kullanılmasının önemine işaret eden Bakan, ürünün üreticiden çıktığı andan itibaren fiyat hareketlerinin kayıt altına alınmasının haksız fiyat oluşumlarının önlenmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Taşımacılık maliyetlerinin de sebze ve meyve fiyatlarında önemli bir paya sahip olduğunu belirten Bakan, ürünün üretim noktasından İstanbul'a ulaşana kadar nakliye, fire, bozulma ve pazar kayıpları nedeniyle kilogram başına 7-10 liralık ek maliyet oluşabildiğini söyledi.
Tarımsal üretimde 2026'da artış bekleniyor
Bakan, 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan kuraklık ve don olaylarının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini belirtti. 2025'te tarımsal üretimde yüzde 8,8 kayıp yaşandığını söyleyen Bakan, 2026'nın ilk yarısında ise üretimde yüzde 10 artış görüldüğünü ifade etti.
Asıl üretim artışının üçüncü çeyrekte ortaya çıktığını belirten Bakan, 2026'nın son 60 yılı aşkın dönemin en yağışlı yıllarından biri olduğunu söyledi.
Yağışların barajlardaki su seviyeleri ve yer altı su kaynakları açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu belirten Bakan, ocak-mayıs dönemindeki yağmur ve kar yağışlarının tarımsal üretimi desteklediğini ifade etti.
Bakan, 2026'nın üretim ve tüketimin arttığı, fiyatların ise daha makul seviyelerde seyrettiği bir yıl olarak tamamlanmasını beklediklerini söyledi.
Fahiş fiyat denetimleri devam ediyor
Fahiş fiyat ve haksız ticaretle mücadelede uygulanan yaptırımların artırıldığını hatırlatan Bakan, 29 Mayıs 2024'te yapılan yasal değişiklikle cezaların 10 katına çıkarıldığını ve tutarların her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğini belirtti.
Bakanlık ekiplerinin sahadaki denetimlerini sürdürdüğünü söyleyen Bakan, fahiş fiyat uygulamaları, güvensiz ürünler, bozuk gıda, vergi kaydı ve hal kayıt sistemi gibi alanlarda farklı kurumlarla koordineli kontroller gerçekleştirildiğini ifade etti.
Gümrük Birliği ve "Made in EU" gündemde
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin çalışmaların "Made in EU" düzenlemeleriyle birlikte ele alındığını belirten Bakan, kamu alımları, yatırımlar ve e-ticaret başlıklarının müzakerelerde öne çıktığını söyledi.
AB'nin e-ticaret ve çelik kotalarına yönelik kararlarında Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden kaynaklanan özel konumunun korunması için çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bakan, çelik kotalarındaki daralmaya rağmen Türkiye'ye daha avantajlı koşullar sağlandığını ifade etti.
Bakan, 4 Mart 2026 tarihli Avrupa Komisyonu kararında Gümrük Birliği ve AB'nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının "Made in EU" kapsamında değerlendirildiğini söyledi.
Kamu alımlarında AB ile karşılıklılık görüşülüyor
Kamu alımları konusunda Türkiye'nin karşılıklılık ilkesi çerçevesinde AB'ye paralel bir mevzuat uygulamaya hazır olduğunu belirten Bakan, 31 Temmuz 2026'da TBMM'den geçen düzenlemeyle Cumhurbaşkanına bu konuda yetki verildiğini söyledi.
Bakan, karşılıklılık şartının sağlanması halinde kamu alımlarında AB'ye yönelik benzer adımlar atılabileceğini ifade etti. Bu konuda Avrupa Komisyonu ile teknik görüşmelerin başladığını belirten Bakan, e-ticaret ve kamu alımlarının Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde önemli başlıklar olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği süreciyle Avrupa ekonomik entegrasyonunun bir parçası haline geldiğini belirten Bakan, özellikle otomotiv sektöründe iki tarafın tedarik zincirlerinin büyük ölçüde iç içe geçtiğini söyledi.
AB ile görüşmeler 28 Eylül'de
Bakan, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne ve genişlemeden sorumlu Komisyon Üyesi Marta Kos ile 28 Eylül 2026'da görüşme yapılacağını açıkladı.
Görüşmelerde e-ticaret, kamu alımları ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin başlıkların ele alınması bekleniyor. Bakan, Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonu güçlendirmeye yönelik temaslarını sürdüreceğini belirtti.