Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği petrol gelir artışı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in durgunlaşan ve resesyonun eşiğinde olan Rus ekonomisini canlandırmasına yardımcı olması beklenmiyor. Putin geçen hafta kamuoyu önünde ülke ekonomisinin sorun yaşadığını kabul ederek, bakanlardan ve merkez bankasından, resesyonun önlenmesi gerektiği yönündeki ısrarına rağmen büyümenin neden yavaşladığını açıklamalarını istedi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yaşadığı gerilim nedeniyle petrol fiyatlarının yükselmesi, Rusya’nın ihracat gelirlerini Putin’in 2022’de Ukrayna’ya başlattığı tam kapsamlı işgalin ilk haftalarından bu yana en yüksek seviyeye çıkarıyor. Ancak bu durumun, dünyadaki en yüksek borçlanma maliyetlerinden bazıları nedeniyle daha hızlı büyümeye dönüşmesi pek olası görünmüyor. Rus yetkililerin karşı karşıya olduğu sorun, devasa mali harcamaların arzı değil talebi artırması. Çünkü kaynaklar giderek askeri üretime yönlendiriliyor ve bunun büyük kısmı savaş alanında kullanılıyor.
Hükümetin petrol gelir artışını mevcut planların ötesinde harcamaları artırmak için kullanmaya karar vermesi durumunda, bu enflasyonist baskıyı artıracak ve merkez bankasına işletmeler üzerinde ağır yük oluşturan yüksek borçlanma maliyetlerini koruması için yeni bir gerekçe sağlayacaktır. Gayrisafi yurt içi hasılanın, yılın ilk iki ayında üretimin neredeyse yüzde 2 düşmesinin ardından ilk çeyrekte daralmış olması muhtemel; bu da 2023 başından bu yana ilk çeyreklik düşüş anlamına gelir. Bu arada, Rusya’nın iş ortamını ölçen bir gösterge geçen ay 2022’den bu yana ilk kez negatife döndü.
Hükümetin kendisi de petrol fiyatlarının yüksek kalacağı konusunda karamsar görünüyor. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre yetkililer makroekonomik tahmin güncellemesinde Rus petrolünün ortalama ihracat fiyatına ilişkin varsayımı varil başına 59 dolar olarak sabit tutmayı planlarken, aynı zamanda ruble için daha önce beklenenden belirgin şekilde daha güçlü bir değer öngörüyor. Bu iki unsur birlikte değerlendirildiğinde, bütçede varsayılandan daha düşük petrol gelirlerine işaret ediyor.
“Rus ekonomisi ciddi risklerle karşı karşıya”
Freedom Finance Global baş analisti Natalia Milchakova, “İran gerilimine bağlı yüksek petrol fiyatları 2026’da bütçe gelirlerine 1-3 trilyon ruble ek katkı sağlayabilir ancak Rus ekonomisi yüksek petrol fiyatlarının kaçınmaya yetmeyeceği ciddi risklerle karşı karşıya” dedi. Rusya Merkez Bankası dokuz aydır politika faizini düşürerek son toplantısında yüzde 15’e çekmiş olsa da, reel borçlanma maliyetleri yüzde 9’un üzerinde kalarak tarihi zirvelere yakın seviyelerde bulunuyor.
Pahalı petrol, bütçe gelirlerinin yaklaşık dörtte birini oluşturan ihracatçılara yardımcı olabilir ancak bu durum, sıkı mali koşullar altında düşen üretimi ve duraksayan yatırımları telafi edemez. Mevcut mali kurala göre varil başına 59 doların üzerindeki tüm ek petrol gelirleri Ulusal Refah Fonu’na aktarılıyor. 2026 bütçe yasası ise bu fonun bütçe açığını finanse etmek için kullanılmayacağını varsayıyor. Buna rağmen, Milchakova’ya göre Rusya’da kamu harcamaları hala kontrolden çıkmış durumda. Rusya Ekonomi Bakanı Maxim Reşetnikov cuma günü yaptığı açıklamada, güçlü ruble, yüksek faiz oranları, iş gücü eksikliği ve bütçe kısıtları nedeniyle Rus ekonomisindeki durumun son yıllara göre daha zorlu olduğunu söyledi.
İran savaşı endişesi
Orta Doğu’daki çatışma da artık merkez bankasını daha temkinli hareket etmeye zorlayan bir unsur. Yetkililer, bunun küresel bir arz şokunu tetikleyerek dünya genelinde maliyetleri artırabileceğinden endişe ediyor. Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina geçen ay, bu ek belirsizlik olmasaydı yetkililerin son toplantıda tam bir yüzde puanlık faiz indirimi seçeneğini daha ciddi değerlendireceklerini söyledi.
Merkez bankası yakın tarihli bir raporda, Körfez ülkelerinin yarı iletkenler ve diğer yüksek teknoloji ürünlerinin üretiminde kullanılan temel girdilerin başlıca tedarikçileri olduğunu belirtti. Elektronik ürünlerde net ithalatçı olan Rusya’da, artan maliyetlerin doğrudan tüketici fiyatlarına ve şirket giderlerine yansıyabileceği ifade edildi. Yetkililer ayrıca artan lojistik maliyetlerinden endişe duyuyor ve gıda fiyatlarının petrol fiyatlarından çok daha uzun süre yüksek kalabileceğinden kaygı duyuyor.