Kâr amacı gütmeyen GiveDirectly tarafından yürütülen 198 milyon dolarlık program kapsamında, Malavi'nin iki bölgesindeki 230 bin yetişkine kişi başı yaklaşık 1,2 milyon kwacha, yani yaklaşık 700 dolar veriliyor ve parayı diledikleri gibi kullanabiliyorlar. Bloomberg’e konuşan Yonas Fote, sinemasını gururla gösteriyor. Alçak ahşap sıraların bulunduğu, zemini toprak olan bir odada televizyon ve ses sistemi kullanarak arkadaşlarına dublajlı korsan Nijerya filmleri izletiyor. Her birinden yaklaşık 12 sent ücret alıyor.
İlk bakışta bunun bir gencin harçlığını çıkarmak için yaptığı yan işlerden biri olduğu düşünülebilir. Ancak 19 yaşındaki Fote'nin, Malavi'nin güneyindeki hareketli Kamala köyünde kurduğu derme çatma sinema, yardımın gelecekte nasıl görünebileceğini ortaya koymayı amaçlayan deneyin parçası: İnsanlara nakit para verin ve bununla ne yaptıklarını görün. Ülkenin Chiradzulu bölgesinde, Fote'nin sinemasının yakınlarında terzi William Mwacho elbise dikmekle meşgul. Siparişlerdeki artışı karşılamak için 500 bin kwachaya elektrikli bir dikiş makinesi satın almış. Mwacho, “Hızlı çalışıyor ve kıyafetlerin güzel görünmesini sağlıyor. Hesaplamadım ama kesin olarak bildiğim bir şey var: Çok para kazanıyorum” dedi.
Amaç ekonomik faaliyet yaratmak
Gelişmiş ülkelerin standartlarına göre 700 dolar, ortalama bir iPhone'un fiyatı. Dünyanın çatışmalardan etkilenmeyen en yoksul ülkesi olan Malavi'de ise bu miktar, ülkenin kişi başına bir yıllık ekonomik üretimine kabaca eşit. Amaç basit: İnsanların bu parayı girişimcilik amacıyla kullanarak ekonomik faaliyet yaratmaları ve böylece gelecekte yardıma olan ihtiyacın azalması. Projenin büyük bölümü, Avustralya merkezli 42 milyar dolarlık tasarım girişimi Canva'nın kurucu ortakları tarafından finanse ediliyor.
Paranın şubat ayında gelmesinden bu yana evlerin sıvanması ve saz çatılar yerine oluklu metal çatılar yapılması konusunda büyük bir hareketlilik yaşandı. Bazıları keçi satın aldı; nakit yardım alanlardan biri de gelip geçen yolcular için bir konaklama tesisi inşa ediyor. ABD'nin yardımları kesmeye başladığı ve diğer geleneksel bağışçıların kaynaklarını savunma ve diğer önceliklere yönlendirdiği bir dönemde, yardım kuruluşları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ellerindeki paranın mümkün olduğunca etkili olmasını sağlamaya çalışıyor. Nakit transferleri, mevcut kaynakları düşük maliyetle dağıtmanın bir yolunu sunuyor.
Nüfusun yüzde 47’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor
Malavi’de yaklaşık 21 milyonluk nüfusun yüzde 47’si, hükümetin günlük 1.563 kwacha olarak belirlediği yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu miktar resmi döviz kuruyla 90 sente, daha yaygın olarak kullanılan karaborsa kuruyla ise bunun yarısına denk geliyor. Canva’nın milyarder kurucu ortağı ve CEO’su Melanie Perkins, “Barışçıl ve aynı zamanda açıkça çok ciddi yoksulluğun yaşandığı bir ülke seçmek istedik. Bu şimdiye kadar harcadığım en iyi para ve insanların temel insani ihtiyaçlarını karşılamada olağanüstü derecede etkili” dedi.
Doğrudan nakit transferleri, onlarca yıldır akademik tartışmaların ve daha küçük ölçekli araştırmaların konusu. Her zaman sorulan soru, insanların bu parayı boşa harcayıp harcamayacağı. GiveDirectly Başkanı ve CEO’su Nick Allardice, “Bir adama balık verirseniz onu bir gün doyurursunuz, bir adama balık tutmayı öğretirseniz onu uzun süre doyurursunuz diye bir düşünce var. Sermaye, çoğu zaman bilgi ve beceriden çok daha büyük bir kısıt. Balıkçılık yapan koca bir köye ihtiyacımız yok. Fırıncılara, taksi şoförlerine, tamircilere ihtiyacımız var” diye konuştu.
Kamala ile yakınlardaki Phalombe bölgesinde bulunan Sapali köyü arasındaki fark oldukça çarpıcı. GiveDirectly çalışanları Sapali’de, birkaç hafta içinde mobil telefonlar üzerinden ödeme göndermek amacıyla programdan yararlanacak kişileri kaydetmeye henüz yeni başladı. Yaz hasadı sona ermiş durumda. Köylüler, güney yarımkürenin kurak ve tozlu kış aylarını yapacak fazla bir şey olmadan geçirmek için derme çatma yapıların önünde oturuyor. İnsanlar kıt kanaat geçiniyor. Eğlence için para yok ve ticari faaliyetler de oldukça sınırlı.
2008 yılında Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden yüksek lisans öğrencileri tarafından kurulan GiveDirectly, Kenya ile başlayarak çeşitli ülkelerde daha küçük ölçekli denemeler ve programlar yürüttü. Yapılan ödemeler, topluluklardaki yalnızca en yoksul insanlara para vermekten afet yardımına ve şimdi de topluluk hibelerine kadar uzandı.
GiveDirectly Malavi’de 2019’da çalışmaya başladı. Canva ise iki yıl sonra programa katıldı. Başlangıçta küçük bir katkıyla başlayan şirket, daha sonra 50 milyon dolar taahhüt etti ve geçen yıl da programı üç yıl daha finanse etmek için ek 100 milyon dolar verdi. Perkins, haziran ayında Sidney’den verdiği bir röportajda, “Bunu seçmemizin nedeni, yardım edilmesi amaçlanan insanlara doğrudan ulaşabilmesiydi” dedi. Malavi’de nakit dağıtımı, genellikle şefin de aralarında bulunduğu topluluk liderleriyle yapılan bir toplantıyla başlıyor. Bunun ardından, programın anlatıldığı daha geniş katılımlı bir toplantı düzenleniyor.
Belirli aralıklarla etkiler kontrol ediliyor
Bir sonraki aşamada, uygun durumdaki tüm yetişkinler kaydediliyor ve birkaç hafta içinde sembolik bir ödeme yapılıyor. Ödemenin alındığı doğrulandıktan sonra geri kalan para gönderiliyor. Yöneticiler, paranın neye harcanması gerektiği konusunda tavsiyede bulunmak yerine, belirli aralıklarla paranın ne gibi bir etkisi olduğunu kontrol ediyor.
GiveDirectly’nin programlarını inceleyen Oxford Üniversitesi ekonomi profesörü Dennis Egger, araştırmaların dağıtılan her 1 dolar karşılığında sonraki 30 ay içinde 2,50 dolarlık ekonomik faaliyet yaratıldığını ve fiyatların yalnızca marjinal ölçüde yükseldiğini gösterdiğini söyledi. Diğer faydalar arasında çocuk ölümlerinde azalma da bulunuyor; hamile kadınlar sağlık merkezlerine ulaşım masraflarını karşılayabiliyor ve doğumdan önceki haftalarda çalışmayı bırakabiliyor. Egger, başlangıçta paranın bağımlılık yaratacağı veya alkol gibi şeylere harcanacağı yönünde şüpheler olduğunu söyledi. “Artık bunun gerçekten böyle olmadığını gösteren yüzlerce araştırma var” diye ekledi.
Jackson’a göre bağışlanan her 1 doların yüzde 83’ü programdan yararlanan kişilere ulaşıyor. Bu da Malavi’deki projeyi personel, lojistik, eğitim ve diğer maliyetlerle yük altında olan yardım kuruluşlarından daha verimli hale getiriyor. Chicago merkezli Charity Watch, yüzde 75 ve üzerindeki oranları “mali açıdan son derece verimli” olarak değerlendiriyor. Üstelik geleneksel yardım programları Malavi’de çok az fark yaratmış durumda. Dünya Bankası’na göre ülke, 2023’e kadar geçen yirmi yılda yaklaşık 20 milyar dolar yardım aldı. Hükümet bütçesinin büyük bir bölümünü finanse etmek için bağışçılara bağımlı ve her yıl gıda yardımı geliyor. Buna rağmen ülkedeki yoksulluk oranı yerinde sayıyor.