Arama

Hürmüz Boğazı açıldığında yüzlerce gemi için kritik bir süreç başlayacak

Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik bir anlaşma sağlanırsa yaklaşık üç aydır mahsur kalan gemilerden oluşan yığılmanın yönetilmesini gerektiren karmaşık bir süreç izleyecek.

26 Mayıs 2026, 11:49

Hürmüz Boğazı yeniden açıldığında, denizcilik şirketlerinin hangi petrol tankerlerinin önce hareket etmeye başlayacağını ve izin için kime başvuracaklarını bilmesi gerekecek. Gemilere izlenecek rotalar konusunda rehberlik sağlanması gerekecek. Ayrıca boğazdaki mayın tehdidi ihtimali de bulunuyor. ABD ile İran, boğazın yeniden açılması için bir anlaşmaya varmaya yaklaşırken, neredeyse üç aydır Basra Körfezi’nde mahsur kalan yaklaşık 1.500 gemideki kaptanlar da hazırlık yapıyor.

Ancak savaş öncesinde dünyanın petrol ve gazının beşte birinin taşındığı bu dar ve hayati su yolundan yeniden geçişlerin başlayabilmesi için daha yapılması gereken çok şey var. Nihai bir anlaşmaya varılsa bile savaş öncesindeki günlük 130’dan fazla geminin boğazdan geçtiği normale dönüşün haftalar hatta aylar alabileceği belirtiliyor. Bu durum aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünya genelinde yükselen enerji fiyatlarının hızlı bir şekilde düşmesinin beklenmemesinin nedenlerinden biri.

Denizcilik şirketlerini temsil eden Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi’nin güvenlikten sorumlu baş yetkilisi Jakob P. Larsen, “Boğazdan gemilerin ayrılmaya başlamasından önce şirketlerin gemilerinin hangi öncelik sırasına göre hareket edeceğini bilmesi gerekecek” dedi. New York Times’a konuşan Larsen’e göre gemilerden, çarpışma veya sığ sularda karaya oturma riskini azaltmak amacıyla hız sınırına uymaları istenmeli. Larsen, “İzlememiz gereken rotayı ve elbette hangi makamlarla ne tür koordinasyon, izin veya benzeri işlemlerin yapılması gerektiğini bilmemiz gerekecek” diye ekledi. 

Mayın riski

İran’ın boğaza döşediğine inanılan deniz mayınlarına gemilerin çarpma ihtimali önemli bir tehlike oluşturuyor. İngiliz askeri yetkililer, İran’ın mayınları arasında deniz tabanında duran ve yüzeye gaz kabarcıkları göndererek gemilerin gövdelerine ciddi zarar veren türlerin bulunduğunu söyledi. Uluslararası Enerji Ajansı bu ay yayımladığı bir raporda, Amerika Birleşik Devletleri, Britanya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin donanmalarının mayın tarama gemilerini konuşlandırmasının birkaç hafta süreceğini belirtti. Bu riskin deniz taşımacılığı sigorta ücretlerini yüksek tutmaya devam etmesi bekleniyor.

İran, boğaz üzerinde kontrol uygulamakla tehdit etti ve kısa süre önce burada operasyonları yönetmek üzere bir düzenleyici kurum kurdu. Yaklaşık 20 bin denizciden oluşan asgari mürettebat tarafından bakımda tutulan gemilerin yeniden çalıştırılması gerekiyor. Basra Körfezi’nin sıcak sularında sürüklenen gemilerin üzerinde, seyri zorlaştırabilecek midyeler, deniz canlıları ve yosunlar birikti.

Dünyanın beşinci büyük konteyner taşımacılığı şirketi olan Hapag-Lloyd, kapanmanın başlamasından bu yana yalnızca bir gemiyi çıkarabildi. Şirketin üst yöneticisi Rolf Habben Jansen yakın zamanda yayımlanan bir şirket podcast’inde, bu geminin yoğun bir temizliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Jansen, “Gemiyi çıkardıktan sonra fark ettik ki ulaşabildiği azami hız normalin belirgin şekilde altındaydı” dedi.

Denizcilik şirketlerinin endişeleri

Basra Körfezi’nde mahsur kalan bir gemisi bulunan otomobil taşımacılığı ve lojistik devi Wallenius Wilhelmsen’in üst yöneticisi Lasse Kristoffersen ise her şey planlandığı gibi giderse bölgedeki deniz taşımacılığının normale dönmesinin en az 30 ila 45 gün süreceğini söyledi. Durum ancak denizcilik şirketleri, mahsur kalan gemilerini Basra Körfezi’nden çıkarmakta ve yeniden yük almak üzere bölgeye göndermekte kendilerini rahat hissettiklerinde istikrara kavuşacak.

Şirketlerin, gemilerinin yeni çatışmalardan güvende olacağını belirlemesi gerekecek. İran destekli ve Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden Husiler, Gazze savaşının başlamasından kısa süre sonra 2023 yılında İsrail’e yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları başlatmıştı. Ayrıca Süveyş Kanalı’na açılan bir diğer kritik deniz koridoru olan Kızıldeniz’deki gemilere de saldırdılar.

Bugünlerde Kızıldeniz’de daha az saldırı yaşansa da birçok denizcilik şirketi hala bölgeden kaçınıyor. Kristoffersen, “Bunun yeniden yaşanabileceği korkusu bile ticaret yapmamamız için yeterli” dedi. Denizcilik veri şirketi Kpler’de risk yöneticisi olan Dimitris Ampatzidis, gemilerin geçişi için düzenli bir sistem kurulsa bile trafiğin üç ila dört hafta içinde normal seviyelerin yalnızca yüzde 40 ila 50’sine ulaşabileceğini söyledi.

Ampatzidis, “O halde denizcilik piyasaları için asıl soru şu: Bundan sonra ne olacak? Kontrollü bir yeniden açılma mı, eskortlu geçiş sistemi mi, kısıtlı geçiş mi yoksa gerçekten normal operasyonlara dönüş mü?” dedi. Ona göre en olası senaryo, gemilerin boğazdan geçebilmesi ancak çeşitli kısıtlamalarla karşılaşması. Gemilerin sınırlı rotaları olacak, savaş riskine karşı sigorta maliyetleri artacak ve bekleme süreleri uzayacak.

Şimdilik denizcilik sektöründeki bazı isimler, boğazın yeniden açılmasına yönelik bir anlaşmanın gerçekleşeceğine şüpheyle yaklaşıyor. Denizcilik istihbarat şirketi Windward’ın üst yöneticisi Ami Daniel, Amerikan ve İranlı yetkililerin açıklamaları arasındaki farklara dikkat çekerek, “Bunun gerçekten ne zaman imzalanıp tamamen sonuçlanacağını görmek lazım” dedi. Daniel ayrıca şirketlerin, ABD Başkanı Donald Trump boğazın açıldığını ilan etse bile temkinli davranabileceğini çünkü bunun daha önce iki kez yaşandığını da ekledi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok