Arama

İsviçre nasıl milyarderlerin sığınağı oldu?

Uzun yıllardır zenginlerin varlıkları için bir sığınak olan İsviçre artık doğrudan milyarderleri kendine çekiyor. İsviçre, ilaç sektöründen mutfak aletlerine, özel sermaye fonlarından mücevherlere kadar her alanda servetleri bulunan birçok ülkeden milyarder için önemli bir merkez haline geldi. Yalnızca ülkenin resmi vatandaşı olanlar hesaba katıldığında, İsviçre’nin milyarderleri toplam 278,2 milyar dolarlık bir servete sahip.

23 Ağustos 2026, 10:00

İsviçre uzun süredir finans ve servet yaratmanın kalelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ülke siyasi istikrarı, ekonomik gücü ve cazip vergi oranlarının etkisiyle dünyanın dört bir yanından yatırımcıları ve şirketleri kendine çekiyor. Nitekim İsviçre bankacılık sektörü, dünya genelinde sınır ötesi olarak özel varlıkların yüzde 20’sinden fazlasını yönetiyor ve böylece bir servet merkezi olma statüsünü pekiştiriyor. Bu durumdan en fazla yararlananlar ise dünyanın en büyük deniz taşımacılığı şirketi Mediterranean Shipping Company’nin (MSC) arkasındaki çift Gianluigi ve Rafaela Aponte oldu.

Napoli'de eski bir gemi kaptanı olan Gianluigi, 1960’larda İsviçre merkezli İsrailli bir bankacının kızı olan Rafaela ile Capri Adası’na yaptığı bir seyahat sırasında tanıştı. Çift, 1970 yılında denizcilik sektörüne birlikte adım attı ve 200 bin dolarlık bir krediyle ilk gemilerini satın aldı. Rafaela’nın babasının izinden giderek şirketlerini denize kıyısı olmayan Cenevre’de kurdular. Sonra uzun yıllar içinde MSC’yi İsviçre’deki merkezlerinden, gemiler ve limanlardan hastaneler ve yüksek hızlı demiryollarına kadar uzanan küresel bir dev haline getirdiler. MSC’nin liman terminallerine yıllardır devam eden harcama çılgınlığını sürdürmesi ve petrol tankerlerine son derece zamanlaması iyi bir yatırım yapması sayesinde servetleri geçen yıl yüzde 18 artan Aponte çiftinin her birinin tahmini serveti artık 44,5 milyar dolar. Bu rakam, İsviçre’deki tüm milyarder servetinin neredeyse üçte birine denk geliyor.

89 milyarder İsviçre'de yaşıyor

MSC’nin dünya çapındaki erişimine rağmen Aponte çifti, benimsedikleri ülkedeki köklerini sıkı biçimde koruyor. Nisan ayında şirketin mülkiyetini çocukları Diego ve Alexa’ya devredeceklerini açıkladılar ve her iki varisin de “İsviçre’de büyüdüğünü ve şu anda bu ülkede ikamet ettiğini” belirttiler.

Aponte çifti, İsviçre’de büyük başarı yakalayan tek iş insanları değiller. Forbes’un hesaplamalarına göre İsviçre’de toplam 89 milyarder yaşıyor ve bunların 38’i İsviçre vatandaşı. Bu her bir milyon vatandaş başına yaklaşık 10 milyarder anlamına geliyor ve küçük ülkeyi dünyanın en etkili milyarder merkezlerinden biri haline getiriyor. Dört İsviçreli milyarder vatandaş daha Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri veya Monako’da yaşıyor. Yalnızca vatandaşlar hesaba katıldığında, İsviçre’nin milyarderleri toplam 278,2 milyar dolarlık bir servete sahip. Bu İsviçre’nin yıllık GSYH’sinin neredeyse dörtte birine eşdeğer. 2025’te 242,7 milyar dolar olan bu toplam, ülkenin önde gelen hisse senedi endeksi SMI’ın Nestlé, Roche ve Novartis gibi istikrarlı şirketlerin hisseleri sayesinde geçen yıl yüzde 10 getiri sağlamasıyla yükseldi.

İsviçre bankacılığının kökleri

İsviçre’nin servet hikayesinin kökleri, doğal kaynakların yetersizliği nedeniyle ülkenin en değerli ihracatının paralı askerler olduğu Orta Çağ ve Rönesans dönemlerine kadar uzanıyor. Seçkin birlikler yabancı savaşlardan döndükçe, paralarını güvenli biçimde saklama ihtiyacının artması özel bankacılık kuruluşlarının ortaya çıkmasına yol açtı. İsviçre’nin engebeli coğrafyası ve uzun süredir uyguladığı tarafsızlık politikası, ülkeyi yüzlerce yıl boyunca çatışmalardan korudu. Bu da vergileri düşük tutarken finansal ekosistemin gelişmesine yardımcı oldu. 17. yüzyılın başlarında on binlerce Fransız Huguenot İsviçre’ye kaçtı. Bunların arasında çok sayıda yetenekli saat ustası ve bankacı da bulunuyordu. Bankacılık gizliliğine uzun süredir verilen önem, ülkenin küresel bir güvenli liman olarak yerleşmesini ve dünyanın en zengin insanlarını kendine çekmesini sağladı.

Bu ruh hala canlılığını koruyor. İsviçreli milyarder vatandaşların yüzde 30’u aslında başka ülkelerde doğmuş. Bunların arasında, Aponte çiftinin ardından ülkenin en zengin üçüncü kişisi olan Ivan Glasenberg de bulunuyor. Tahmini serveti 13,7 milyar dolar. Johannesburg’da büyüyen Glasenberg, Güney Afrika’da işletme ve muhasebe eğitimi aldı; ardından Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra emtia ticareti devi Glencore’un Güney Afrika biriminde kömür pazarlamacısı olarak işe başladı. 1994’te İsviçre’ye taşındı. Şirket 1974’te İsviçre’de kurulmuştu ve bugün de 25 bin nüfuslu Baar kasabasında merkezini koruyor. Glasenberg, burada Glencore’un dünya çapındaki kömür direktörü olarak görev aldı. 2002’de CEO oldu; 2011’de 11 milyar dolarlık dev bir halka arzı yönetti ve 2013’te Xstrata ile gerçekleştirilen 90 milyar dolarlık mega birleşmeye öncülük ederek emtia ve madencilik alanında bir güç merkezi oluşturdu. 2021’de emekli oldu. Glasenberg, Glencore’un bireysel hissedarlar arasındaki en büyük tek hissedarı olmayı sürdürüyor ve şirketin yüzde 10’dan biraz fazlasına sahip. Ocak ayından bu yana hisse senedi yüzde 35 yükseldi. Bunda,küresel yapay zeka veri merkezlerine yönelik talepten kısmen kaynaklanan bakır fiyatlarındaki büyük artış etkili oldu.

Yabancı doğumlu diğer vatandaşlar arasında, Fransa doğumlu emtia varisi Robert Louis-Dreyfus’un dul eşi Sovyetler Birliği doğumlu Margarita Louis-Dreyfus (5,6 milyar dolar) ile 1963’te İsviçre’ye taşınarak lüks mücevher markası Chopard’ı satın alan Almanya doğumlu kuyumcu ve saat ustası Karl Scheufele III (2,5 milyar dolar) bulunuyor. Scheufele, şirketin kurucusunun torunu Paul-André Chopard’dan, Cenevre merkezli işletmeyi devralmaya ilgi duymadığı için markayı satın aldı. İsviçre’yi evi olarak gören ancak ağırlıklı olarak başka ülkelerin vatandaşı olan diğer 50 milyarder arasında. İtalya doğumlu finansal yazılım devi Andrea Pignataro, Kanada doğumlu moda ve Formula 1 patronu Lawrence Stroll ve 3G Capital’in Anheuser-Busch, Burger King ve Tim Hortons’ta yatırımları bulunan Brezilya doğumlu finansçı Jorge Paulo Lemann yer alıyor.

Toplamda İsviçreli milyarderler 10'dan fazla sektörde servet sahibi oldu. Servetlerini finanstan saatçiliğe, tren vagonlarından diş implantlarına kadar her alandan elde ettiler. Hala İsviçre ekonomisinin dörtte birini oluşturan imalat sektöründe yedi milyarder bulunuyor. Bunlar arasında EMS-Chemie’nin polimer ve kimya sektöründeki servetinin mirasçıları olan Blocher ailesinin dört üyesi; demiryolu araçları üreticisi Stadler Rail’i büyüten Peter Spuhler (5,4 milyar dolar) ve mutfak gereçleri üreticisi Franke’yi kontrol eden Michael Pieper (4,8 milyar dolar) bulunuyor.

En fazla milyarder sağlık hizmetlerinden

Ekonominin artık yaklaşık dörtte üçü hizmet sektöründen geliyor. Doğal olarak finans ve yatırım sektörü hala kilit öneme sahip ve Forbes'un sıralamasında sekiz İsviçreli milyarderle ikinci sırada yer alıyor. Bu alanda hem daha eski hem de daha yeni servetler bulunuyor. Ailesinin serveti 1867’ye kadar uzanan Stephan Schmidheiny (2,6 milyar dolar) bunlardan biri. Matthias Reinhart (6,1 milyar dolar), finansal hizmetler şirketi VZ Group’u 1993’te kurdu. Marcel Erni, Alfred Gantner ve Urs Wietlisbach (her biri 3,2 milyar dolar), özel sermaye şirketi Partners Group’u 1996’da kurdu. Guillaume Pousaz (7,8 milyar dolar) ise ödeme platformu Checkout.com’u 2012’de yarattı.

Ancak İsviçre ekonomisinin hizmet alanına ne kadar güçlü biçimde kaydığını gösteren bir işaret olarak, tüm sektörler arasında en fazla milyardere sahip olan sektör sağlık hizmetleri; burada 15 milyarder bulunuyor. Bunlar arasında İtalya doğumlu Ernesto Bertarelli (11,5 milyar dolar) ve kız kardeşi Dona (7,4 milyar dolar) var. Aileleri ilaç şirketlerini 1977’de İsviçre’ye taşıdı. Dünyanın en büyük diş implantı üreticisi Straumann Holding’in kurucusunun torunu Thomas Straumann (5,3 milyar dolar) da bu grupta. Bir diğer isim ise Ypsomed’in kurucu ortağı Willy Michel (5,7 milyar dolar). Şirket, diyabetten kilo kaybına ve doğurganlık tedavilerine kadar pek çok alanda kullanılan kendi kendine enjeksiyon kalemleriyle tanınıyor. 17 bin nüfuslu küçük Burgdorf kasabasında bulunan şirketin kârı, büyük ölçüde kilo verme ilaçlarına yönelik artan talep sayesinde mart ayında sona eren son mali yılında iki katına çıktı. Bu arada, ilaç devi Bachem’in servetinin arkasındaki Grogg ailesinin üç üyesi de İsviçre’nin milyarderler kulübüne katıldı. Roche ilaç devinin arkasındaki Oeri ailesinin iki üyesi de aynı şekilde bu kulüpte yer aldı.

18'i kendi servetini kendi inşa etti

Toplamda ülkenin 42 milyarder vatandaşından 18’i kendi servetini kendi yarattı yani servetlerini büyük ölçüde miras almak yerine kendileri kurdu. Bunlar arasında tıbbi cihazlardan servet kazanan Rudolf Maag (7 milyar dolar) tıbbi cihaz üreticisi Synthes’i 2012’de Johnson & Johnson’a 20,2 milyar dolara satan Hansjörg Wyss (4,8 milyar dolar) ve servetini işitme cihazı üreticisi Sonova’dan elde eden Beda Diethelm (2,7 milyar dolar) bulunuyor.

Son olarak İsviçre’nin belki de en ünlü iş insanı tenis efsanesi Roger Federer. Forbes, Federer’i 2025’te milyarder ilan etmişti ancak Zürih merkezli ayakkabı şirketi On Holdings’teki hisselerinin değer kaybetmesi nedeniyle son dönemde yeniden milyarderlik sınırının altında kalmanın eşiğinde. Hayatı boyunca İsviçre’de yaşayan Federer, tenis kariyerine Basel kortlarında başladı ve 1998’de profesyonel olmadan önce İsviçre Ulusal Tenis Merkezi’nde antrenman yaptı. Kariyerinde 20 Grand Slam tekler şampiyonluğu kazandı ve servetini Uniqlo gibi giyim perakendecileri, Mercedes gibi otomobil üreticileri ve elbette Cenevre merkezli saat üreticisi Rolex gibi markalarla yaptığı kazançlı sponsorluk anlaşmaları sayesinde oluşturdu. “Her zaman ülkenin bir elçisi olduğumu hissettim” diyen Federer, uzun süredir devam eden bir İsviçre turizm kampanyasının da yıldızı. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok