Lagarde, Cenevre'de Dünya Ekonomik Forumu Uluslararası İş Konseyi'nin küresel ekonomik görünüme ilişkin panelinde Avrupa ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları değerlendirdi.
Lagarde'a göre İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'nın ekonomik yükselişi üç temel unsurun birbirini desteklemesiyle mümkün oldu. Bunların başında hızla büyüyen küresel ticaret, ikinci sırada görece düşük enerji maliyetleriyle çalışan imalat sanayisi, üçüncü sırada ise ABD'nin güvenlik desteğiyle şekillenen istikrarlı küresel düzen geldi.
Ancak bu üç alanda da önemli değişimler yaşandığını belirten Lagarde, Avrupa'nın eski ekonomik modeline dönmesinin artık gerçekçi olmadığını ifade etti.
Avrupa'nın dünyanın en açık ekonomilerinden biri haline geldiğine dikkat çeken Lagarde, ticarete açıklık seviyesinin ABD'nin yaklaşık iki katına ulaştığını söyledi. Küreselleşmenin kıta ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirten ECB Başkanı, buna karşın ticaretin bundan sonra sürekli genişleyeceği varsayımının geçerliliğini yitirdiğini kaydetti.
Lagarde, geçen yıl dünya genelinde 2 bin 500'den fazla yeni ticaret kısıtlamasının uygulanmaya başladığını belirterek, küresel ticaretteki parçalanmanın Avrupa açısından ciddi bir risk oluşturduğuna işaret etti.
Sanayinin enerji avantajı ortadan kalktı
Avrupa'nın geleneksel büyüme yapısında önemli rol oynayan imalat sanayisinin de yeni koşullara uyum sağlamak zorunda olduğunu belirten Lagarde, özellikle enerji maliyetlerindeki artışın rekabet gücünü zayıflattığını söyledi.
Geçmişte Rusya'dan sağlanan görece ucuz doğal gazın Avrupa sanayisine önemli bir maliyet avantajı sunduğunu hatırlatan Lagarde, bu dönemin sona erdiğini belirtti.
Lagarde, geçen yıl Avrupa Birliği'nde enerji yoğun sektörlerin karşı karşıya kaldığı elektrik fiyatlarının ortalama olarak ABD'deki seviyelerin iki katından fazla, Çin'deki fiyatların ise yaklaşık yüzde 50 üzerinde olduğunu söyledi.
ECB Başkanı, yüksek enerji maliyetlerinin Avrupa'daki sanayi kuruluşlarının küresel rekabet gücü üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğunu ifade etti.
Bu tabloya Çin'in üretimde daha yüksek katma değerli alanlara yönelmesinin de eklendiğini belirten Lagarde, Çin'in birçok sektörde artık Avrupa için doğrudan rakip haline geldiğini vurguladı.
Jeopolitik riskler yatırım kararlarını değiştiriyor
Avrupa'nın büyüme modelinin üçüncü dayanağı olan güvenlik ve istikrar ortamının da önemli ölçüde değiştiğini belirten Lagarde, geçmişte şirketlerin tedarik zincirlerini ağırlıklı olarak maliyet ve verimlilik kriterlerine göre oluşturduğunu söyledi.
Ancak artan jeopolitik gerilimlerin kritik ekonomik bağımlılıkları daha görünür hale getirdiğini ifade eden Lagarde, Avrupa'nın yakın çevresindeki güvenlik tehditlerinin de arttığını belirtti.
Ekonomik bağımlılıkların bazı durumlarda siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüşebildiğini söyleyen Lagarde, bu durumun şirketlerin yatırım iştahını olumsuz etkilediğini kaydetti. Daha düşük yatırımın ise zamanla üretim kapasitesi ve tüketim üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekti.
Lagarde, söz konusu gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi halinde Avrupa'nın savaş sonrasında oluşturduğu büyüme modelinin aşındığının görüldüğünü söyledi.
Avrupa’nın elindeki avantajlar
ECB Başkanı, mevcut sorunlara rağmen Avrupa ekonomisinin önemli güçlü yönlerini koruduğunu da vurguladı.
Avrupa Birliği'nin dünyanın en geniş ticaret anlaşmaları ağlarından birine ve yüksek nitelikli bir iş gücüne sahip olduğunu belirten Lagarde, 27 ülkeden oluşan ve yaklaşık 450 milyon tüketiciye ulaşan AB'nin gelişmiş ekonomiler arasında en büyük bütünleşik pazarlardan birini oluşturduğunu söyledi.
Lagarde, Euro Bölgesi ekonomisinin iç talebin desteğiyle geçen yıl yüzde 1,5 büyüdüğünü, enerji şokuna rağmen bu yıl da ekonomik aktivitenin devam ettiğini belirtti.
Avrupa'nın önümüzdeki dönemde iç talepteki dayanıklılığı daha kalıcı bir büyüme motoruna dönüştürmesi gerektiğini söyleyen Lagarde, bunun için AB'nin ortak pazarının sunduğu ölçek avantajından daha etkin yararlanılması gerektiğini ifade etti.
Araştırma gücü ticari başarıya dönüşmüyor
Avrupa'nın temel sorunlarından birinin de bilimsel ve teknolojik üretimi ekonomik değere dönüştürme konusunda yaşandığını belirten Lagarde, kıtanın araştırma kapasitesinin yüksek olmasına karşın bu birikimin ticari başarıya aynı ölçüde yansımadığını söyledi.
Yeni teknolojilerin ekonominin tamamına yayılmasını zorlaştıran yapısal engellerin şirketlerin büyümesini ve uluslararası ölçekte ölçek kazanmasını da sınırladığını belirten Lagarde, bu sorunların aşılması gerektiğini vurguladı.
“Yapay zekada aynı hatayı tekrarlamamalıyız”
Lagarde'ın konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri yapay zeka oldu.
Avrupa'nın ilk dijital dönüşüm döneminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan ekonomik fırsatlardan yeterince yararlanamadığını belirten Lagarde, bu deneyimin yapay zeka çağında tekrarlanmaması gerektiğini söyledi.
ECB Başkanı, yapay zekanın oluşturduğu yeni teknolojik dönüşümün Avrupa için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, kıtanın bu kez geride kalma lüksünün bulunmadığını vurguladı.
Yapay zeka yatırımlarının artırılması ve yeni teknolojilerin daha hızlı ölçeklendirilmesi için Avrupa'nın tek pazarındaki ve sermaye piyasalarındaki parçalı yapının giderilmesi gerektiğini ifade eden Lagarde, AB içindeki ekonomik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti.
Lagarde ayrıca sermaye piyasalarının daha hızlı bütünleştirilmesi çağrısında bulunarak, Avrupa Birliği liderlerinin piyasa entegrasyonuna yönelik paketteki çalışmaları tamamlaması gerektiğini söyledi.
Avrupa'nın yeni ekonomik düzende rekabet gücünü koruyabilmesi için daha güçlü bir iç pazar, daha entegre sermaye piyasaları ve teknoloji yatırımlarını hızlandıran bir ekonomik yapı oluşturması gerektiğini belirten Lagarde, yapay zekanın bu dönüşümün merkezinde yer alacağı mesajını verdi.