Söz konusu veriler, yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık özel kredi piyasasının en az şeffaf alanlarından birine dair nadir bir tablo sunuyor. ABD’de faaliyet gösteren ve portföy değerlemelerini kamuoyuna açıklayan iş geliştirme şirketlerinin aksine, Avrupa’daki doğrudan kredi fonları genellikle sahip oldukları varlıkların değerine ilişkin ayrıntılı bilgileri paylaşmıyor.
Bu durum, piyasadaki finansal stresin gerçek boyutunun dışarıdan tam olarak görülmesini zorlaştırıyor.
Borçtan mülkiyete dönüşüm
Zor durumdaki şirketlerde kredi verenler bazı durumlarda borçlunun kontrolünü tamamen devralabiliyor. Bu süreçte kredi veren kurum, şirketin sahibi haline gelirken çoğu zaman ödenmemiş kredilerin bir kısmı veya tamamı hisse karşılığında siliniyor.
Borcu öz sermayeye dönüştürmek kredi verenlerin zararlarını sınırlamasına yardımcı olsa da doğrudan kredi veren kurumların temel hedefi işletmeleri yönetmek değil düzenli faiz geliri elde etmek.
38 milyar dolarlık kredi sorunlu hale geldi
Goldman analistleri, 2017 yılından bu yana üst düzey özel kredilerle finanse edilen kaldıraçlı satın alımları inceledi. Araştırmaya göre yaklaşık 150 şirkete verilen 38 milyar dolar tutarındaki kredi sorunlu hale geldi.
Bu şirketlerden dördü iflas etti veya tasfiye edildi, geri kalanında ise borçların hisse senedine dönüştürülmesi gibi yeniden yapılandırma adımları atıldı.
Analistler ayrıca özel kredi piyasasında açıklanan yüzde 2’lik temerrüt oranının, piyasadaki gerçek stres seviyesini olduğundan düşük gösteriyor olabileceğini belirtti.
Piyasada şeffaflık sorunu
Özel kredi fonlarının kredi sorunlarını kamuoyuna açıklamak konusunda sınırlı motivasyona sahip olduğu ifade ediliyor. Özellikle son dönemde perakende yatırımcıların fonlardan para çekmesi ve yazılım sektöründe yapay zeka kaynaklı dönüşümün yaratabileceği belirsizlikler, piyasadaki baskıyı artıran faktörler arasında gösteriliyor.
Analistler, bu nedenle yatırımcıların fon yöneticisi seçiminin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Sorunların başlangıcı 2017’deki ucuz finansman dönemi
Goldman Sachs verilerine göre en fazla sorunlu işlem 24 adet ile 2017 yılında gerçekleşti. O dönemde ucuz finansmanla satın alınan birçok şirket daha sonra pandemi, yükselen enflasyon ve hızla artan faiz oranları nedeniyle finansal baskı altına girdi.
Sadece 2023 yılından bu yana, artan borçlanma maliyetleri nedeniyle 100’den fazla şirket alacaklıların kontrolüne geçti.
Bloomberg News daha önce İngiliz müzayede evi Bonhams, telekom tedarikçisi Netceed, İtalyan spor giyim markası Dainese ve Fransız radyoloji merkezi işletmecisi Oradianse için gerçekleştirilen borç-hisse takası işlemlerini gündeme getirmişti.
En fazla sıkıntı perakende ve tüketici sektöründe
Araştırmaya göre finansal sıkıntı özellikle tüketici ve perakende sektörlerinde yoğunlaşıyor. Goldman analistleri bu iki sektörde alacaklılar tarafından devralınan 61 şirket tespit etti.
Küçük ölçekli şirketler ise daha kırılgan durumda. Faiz, vergi ve amortisman öncesi kârı 20 milyon euronun altında olan şirketler, sorunlu kredilerin yaklaşık yarısını oluşturuyor.
Sistemik kriz sinyali yok
Analistler mevcut verilerin genel bir finansal kriz sinyali vermediğini, ancak özellikle küçük şirketler ve döngüsel sektörlerde yoğunlaşmış stres noktalarına işaret ettiğini belirtiyor.
Daha büyük ve daha az dalgalı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere verilen kredilerin ise temerrüt riskine karşı daha dayanıklı olduğu değerlendiriliyor.