;
Arama

ABD Başkanı Trump’tan sonra uluslararası ticarette neler değişecek?

ABD Başkanı Trump sonrası dönemde küresel ticaretin daha az serbest, daha politik ve daha belirsiz bir zemine oturması bekleniyor. Uzmanlara göre tarifeler ve yerel siyaset, şirket stratejilerinde maliyet kadar belirleyici hale gelecek.

01 Mart 2026, 09:00

ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinden sonra uluslararası ticaret farklı olacak. Wall Street Journal’dan Greg Ip’e göre “Daha düzenli ve daha az kaotik olacak” Ancak Ip, “Bir zamanlar ABD ticaret politikasını yönlendiren ticaretin serbestleştirilmesi ve yüksek ideallerin peşinden gitme anlayışı artık yok. Bunun yerini tarifeler ve işlemsel anlaşmalardan oluşan dengesiz bir denge aldı” diye de ekliyor. Uluslararası ticaret yapan ş liderlerinin yeni gerçekliğe göre stratejilerini ayarlamaları gerekiyor. Bu durum 2029’a kadar da gerçekleşmeyecek ancak ileriye dönük düşünmek hayati önem taşıyor. Forbes’a ekonomi konulu yazılar yazan Dr. Bill Conerly’ye göre en azından kavramsal aşamada planlamaya şimdiden başlanmalı.

Daha fazla ticaret kısıtlaması

İlk temel kavram, ticaretin genel olarak Trump öncesi döneme kıyasla daha az serbest olacağı. Önceki yıllarda yön netti. ABD, 1950’ye kadar Buhran dönemi tarifelerini geri çekti ve ardından büyük ticaret ortaklarıyla birlikte tarifeleri azaltmaya devam etti. 1947’de 23 ülke tarafından oluşturulan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT), çeşitli müzakere turlarıyla tarifeleri düşürdü ve 1995’te Dünya Ticaret Örgütü’nün kurulmasına yol açtı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ve onun halefi olan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA), Kuzey Amerika’da ticareti serbestleştirdi. Donald Trump Beyaz Saray’a ilk girdiğinde tarifeler vardı ancak tüm ithalatlar üzerinden ortalama alındığında yüzde ikinin altındaydı.

Bugünün iş liderlerinin çoğunun kariyerlerinin başında olduğu o dönemde, yöneticiler dünya haritasına bakıp sınırları büyük ölçüde göz ardı edebiliyordu. Tedarik sağlarken asıl mesele maliyet ve arz güvenilirliğiydi. Satış ve pazarlama kararları elbette yabancı ülkelerdeki yerel kuralları dikkate almayı gerektiriyordu. Ancak Hindistan gibi ithalata genellikle mesafeli ülkeler bile zamanla tarifeleri ve ithalat kısıtlamalarını düşürdü.

Son yıllarda kamuoyu serbest ticarete daha az olumlu bakıyor. Birçok siyasi lider, uluslararası ticarete açıklığın gelişmiş ekonomilerdeki işçilere zarar verdiğine inanıyor. Oysa bu yöndeki kanıtlar zayıf. Bu tutum ve Trump’ın tarifeleriyle yaşanan deneyim sonrasında, dünya genelindeki ülkeler yerel siyaset bu yönde destek verdiğinde tarifeler ve diğer ticaret engelleri uygulamakta kendilerini daha serbest hissedeceklerdir.

Yerel politikalar daha belirleyici olacak

Artık ticaret sadece ekonomik değil, daha çok siyasi bir konu. ABD’de Cumhuriyetçiler tarifeleri mavi yakalı işçileri korumak için destekliyor. Demokratlar uzun süredir sendikalı işçileri korumak amacıyla bazı ithalatlara karşı temkinli yaklaşıyor. Benzer tutum değişimleri başka ülkelerde de görülüyor. ABD ticaret savaşlarını başlattıktan sonra, diğer ülkeler de daha korumacı politikalara yönelmekte daha rahat davranmaya başladı.

Bu nedenle şirketler genel varsayımlar yerine ürün bazında analiz yapmalı. Ticaret birlikleri, danışmanlar ve yerel ortaklarla çalışmak geçmişe göre daha önemli hale geldi. Ayrıca şirketlerin faaliyet gösterdikleri ülkelerde güçlü yerel bilgiye sahip olması gerekiyor.

Ürünün türü de önemli

Ürünler, saf emtialardan tamamen siparişe özel üretilen mallara kadar uzanan bir yelpazede yer alır. Yelpazenin uç noktaları kavramın önemini gösterir. Saf bir emtia standart özelliklere sahip, birçok farklı ülkede üretilebilir ve birçok ülkede kullanılır. Örnekler arasında soya fasulyesi ve pamuk, demir cevheri ve çelik, hatta bakır tel ya da plastik boru gibi imalat ürünleri sayılabilir. Tarifeler belirli bir üreticinin belirli bir alıcıya satışını sınırlandırırsa, pazarın her iki tarafı için de alternatifler mevcut. Alıcılar başka kaynaklar bulabilir, satıcılar ise başka pazarlar bulabilir. Tarife kaynaklı aksaklıklar pazarın büyüklüğüne kıyasla çok büyükse alternatiflerin geliştirilmesi zaman alabilir, ancak burada yıllardan ziyade aylardan söz etmeliyiz.

Yelpazenin diğer ucunda ise siparişe göre üretilen ürünler var. Örneğin Apple, iPhone montajını dış kaynak yoluyla yaptırıyor. Kullanılacak bileşenleri, bunları kimin tedarik edeceğini, üretim süreçlerini ve kalite kontrolünü ayrıntılı biçimde belirliyor. Bir fabrika kurmak zaman alır. Apple, bazı çipleri Arizona’nın Phoenix kentindeki bir fabrikada Taiwan Semiconductor’a ürettiriyor. İnşaat 2020’de duyuruldu, ilk üretim 2025’te başladı. Yani duyurudan üretime beş yıllık bir süre var. Fikirden duyuruya kadar geçen süre de planlamayı daha da uzatır. Bu uç noktalar arasında ise müşteri ihtiyaçlarına kolayca uyarlanabilen ürünler var. Önemli ders şu: Her potansiyel anlaşma, karar ile satışın tamamlanması arasındaki zaman gecikmesi açısından değerlendirilmelidir.

Uyum maliyetleri planlanmalı

Siparişe özel bir alım ya da satış anlaşması imzalandıktan sonra uyarlamalar gerekebilir. Yerel vergi değişiklikleri anlaşmayı taraflardan biri ya da her ikisi için bozabilir. Düzenleyici gereklilikler alıcıyı ürün özelliklerini değiştirmeye ya da üreticiyi üretim yöntemlerini değiştirmeye zorlayabilir. Her iki durumda da taraflardan biri işlemden karlılığını kaybedebilir. Bu değişikliklerin nasıl yönetildiği, ilişkinin toplam değerini belirler. Daha belirsiz bir tarife ve yasal gelecek ortamında, uluslararası ticaret daha az cazip olacaktır. Donald Trump’ın politikalarının uluslararası ekonomik ilişkilerin karakterini değiştirdiği açık. Bu değişim en az on yıl ve büyük olasılıkla daha uzun sürecek. Bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak iş başarısı için gerekli olacak.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok