Kararda, ekonomik görünüme ilişkin artan riskler, enerji maliyetlerindeki yükseliş, jeopolitik gelişmeler ve iç siyasi belirsizliklerin etkili olduğu belirtildi. Kurum ayrıca Türk şirket tahvillerinde daha seçici bir yaklaşım benimseyerek risk azaltma stratejisine yöneldiğini duyurdu.
Türk kredi piyasası geride kaldı
Raporda, Türkiye’nin kurumsal kredi göstergelerinin son dönemde benzer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha zayıf performans sergilediği ifade edildi. JP Morgan analistleri, makroekonomik koşullardaki bozulma, bölgesel jeopolitik riskler ve iç siyasi gelişmelerin etkisiyle Türk şirket tahvillerinin 2018’den bu yana ilk kez piyasa ortalamasının gerisinde kaldığını vurguladı.
Bu çerçevede banka, yüksek getirili Türk kredi araçlarının büyük bölümünde tavsiyelerini aşağı çekerken, yatırım tercihlerini yüksek kredi kalitesine sahip ve kısa vadeli ihraçlarla sınırlandırdı.
Enerji maliyetleri ve cari açık endişesi
JP Morgan’a göre Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturan unsurlar arasında enerji fiyatlarındaki yükseliş öne çıkıyor. Raporda, İran kaynaklı jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerindeki artış ve bunların enflasyon ile dış denge üzerindeki etkilerinin ekonomiyi zorlaştırdığı belirtildi.
Mart ayı itibarıyla son 12 aylık cari açığın yaklaşık 40 milyar dolara ulaştığına dikkat çekilen değerlendirmede, enerji fiyatlarının mevcut seyrini koruması halinde dış dengenin daha da bozulabileceği ifade edildi.
Banka ekonomistleri, Türkiye’nin net enerji ithalat faturasında belirgin bir yükseliş bekliyor. Tahminlere göre enerji ithalatı 2025’teki 47,5 milyar dolar seviyesinden 2026’da 66,5 milyar dolara çıkabilir.
Erken seçim ihtimali ve dolarizasyon riski
Raporda siyasi gelişmelere de geniş yer verildi. Analistler, Türkiye’nin temel dengesinin milli gelire oranının eksi yüzde 4,3 seviyesine gerilediğini ve bunun geçmiş dönemlerdeki kur baskılarının görüldüğü seviyelere yakın olduğunu belirtti.
JP Morgan, yıl sonundan önce olası bir erken seçim senaryosunun tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederken, seçim sürecinde uygulanabilecek teşvik paketleri ile yatırımcıların dövize yönelmesinin yeni riskler yaratabileceğine dikkat çekti.
Banka, Türk lirasının kısa vadede kontrollü bir seyir izleyebileceğini öngörse de seçim öncesinde döviz talebinin artmasının rezervler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca şirketlerin döviz açık pozisyonlarındaki büyüme ve yabancı sermaye girişlerine olan bağımlılığın artması, olası sermaye çıkışlarının etkisini büyütebilecek unsurlar arasında gösterildi.
Merkez Bankası’nın manevra alanı sürüyor
JP Morgan stratejistleri, mevcut para politikası çerçevesinin ve yüksek faiz ortamının dolarizasyon eğilimini önemli ölçüde sınırladığını değerlendirdi. Bankaya göre yetkililer kur istikrarını koruma konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.
Analistler, seçim kararı alınması halinde dahi Türk lirasında sert ve kontrolsüz bir hareket beklemediklerini ifade ederken, Merkez Bankası’nın rezervleri ve politika araçları sayesinde olası dalgalanmalara karşı belirli bir savunma kapasitesine sahip olduğunu vurguladı.
Bazı sektörlerde görünüm zayıflıyor
Raporda sektör bazlı değerlendirmeler de yer aldı. Yenilenebilir enerji şirketlerinin düşük elektrik fiyatlarından olumsuz etkilendiği belirtilirken, yoğun yağışların çimento sektöründe faaliyetleri baskıladığı kaydedildi.
Havacılık sektörünün ise artan petrol fiyatları ve bölgesel jeopolitik gelişmeler nedeniyle daha riskli bir görünüm sergilediği ifade edildi. Özellikle Zorlu Enerji ve Vestel’e ilişkin şirket bazlı gelişmelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilediği aktarıldı.
JP Morgan, Zorlu Enerji’nin ikinci çeyrek finansal performansına ilişkin beklentilerin zayıfladığına ve nakit çıkışı riskinin tahvil fiyatları üzerinde ek baskı yaratabileceğine işaret etti.
Tahvil tavsiyelerinde kapsamlı revizyon
Risk azaltma stratejisi kapsamında banka, çok sayıda Türk şirket tahviline ilişkin tavsiyesini “nötr” seviyesine düşürdü.
Bu kapsamda yenilenebilir enerji ve elektrik dağıtım şirketlerinin yanı sıra bazı çimento üreticileri ile bankaların sermaye benzeri tahvilleri de aşağı yönlü revizyondan etkilendi. Türkiye Varlık Fonu tahvilleri için de daha önceki olumlu görünüm terk edilerek “nötr” değerlendirmesine geçildi.
Tercih edilen şirketler belli oldu
Buna karşılık JP Morgan, güçlü bilanço yapısına sahip ve daha savunmacı özellikler taşıyan bazı ihraççılara yönelik olumlu görüşünü korudu.
Mersin Limanı tahvilleri güçlü nakit üretimi nedeniyle “endeks üzeri getiri” kategorisine yükseltilirken, TAV Havalimanları ve Limak Port tahvilleri de tercih edilen varlıklar arasında yer aldı.
Bankacılık tarafında ise QNB Türkiye’nin, ana hissedar desteği ve likidite kapasitesi nedeniyle öne çıktığı belirtilirken, bankanın bazı tahvilleri için “endeks üzeri getiri” tavsiyesi verildi.