ABD Başkanı Donald Trump’ın salı günü İran’da iki haftalık bir ateşkes önerisini kabul ettiğini açıklaması, dünya başkentlerinde rahatlamayla ve finans piyasalarında sevinçle karşılandı. ABD’nin sivil altyapıya yönelik saldırıları ilerleteceği ve bölgeyi, Trump’ın İran’ı “taş devrine döndürmek” olarak nitelendirdiği bir bombardıman kampanyasıyla daha da derin bir çatışmaya sürükleyeceği yönündeki endişeler en azından kısa süre için yatıştı. Ancak uçurumun eşiğinden dönmesiyle tanınan Trump’ın kararının kutlamaları arasında, aynı temel zorlukların devam ettiği gerçeği de belirginleşti. Henüz netleşmemiş sorunlardan biri, İran’ın su yolundan daha fazla gemi geçişine izin vereceğine dair muğlak işaretler vermesinin ardından Hürmüz Boğazı’nın petrol tanker trafiğine fiilen açık olup olmadığı.
İran ABD’nin taleplerine sıcak bakmıyor
İran, rejimin geri kalanını dağıtacak kapsamlı ABD taleplerini kabul etmeye pek istekli görünmediği gibi ülkenin ABD yanlısı liderleri öne çıkarma konusunda Venezuela’nın izinden gitmesine de sıcak bakmıyor. Tahran ayrıca, Trump’ın nükleer programını kalıcı olarak ortadan kaldırma ya da balistik füze cephaneliğini devre dışı bırakma yönündeki taleplerine boyun eğeceğini de kamuoyu önünde taahhüt etmedi. ABD başkanı, uygulamaya koyması halinde savaş suçu sayılabilecek şekilde İran medeniyetini yok etme tehditleri savurmuştu.
ABD ve İran arasında 2 haftalık ateşkes: Hürmüz Boğazı açılacak
Bu arada Trump, on maddelik bir İran önerisinin gelecekteki müzakereler için temel oluşturacağını doğruladı. Tahran daha önce yaptırımların kaldırılmasını ve savaş zararları için tazminat talep etmişti. Bu da Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere yeni ücretler uygulanması anlamına gelebilir. Bu durumda artan nakliye maliyetleri ve enerji fiyatları kalıcı olabilir. Sonuçta, bu hedeflerin gerisinde kalmak, açık bir siyasi ve ekonomik baskı altında bir çıkış yolu bulmaya çalışan bir ABD Başkanı için kabul edilebilir olmak zorunda kalabilir. Eurasia Group’un kurucusu Ian Bremmer, “Trump’ın bir kez daha işi ertelemenin bir yolunu bulmak istemesi hiç de şaşırtıcı değil” dedi.
Yönetim yetkilileri, Trupm’ın tehdit için verdiği süre dolmadan önce bir belirsizlik havası yaratmaya çalıştı; bunun bir nedeni de ABD Başkanı’nın danışmanlarına, son tarihin yaklaşmasına izin vermelerini ve ne yapabileceğine dair ipucu vermemelerini söylemesiydi. İsmini vermek istemeyen üst düzey bir yetkiliye göre ABD, bu görüşmelerde elini güçlendirmek ve askeri kapasitesini göstermek için İran’ın askeri hedeflerine yönelik saldırılarını artırdı.
Bir Beyaz Saray yetkilisine göre Trump’ın Başkan Yardımcısı JD Vance salı günü Macaristan’da Viktor Orban ile görüşmesine rağmen merkezi bir rol oynadı. Bir noktada Vance, Orban’ın mitinginde Trump’ı hoparlöre bağladı. Ayrıca özel olarak arabulucu rolü üstlenen bir Pakistanlı yetkiliyle doğrudan görüştü. Yetkili, Trump’ın gün boyunca üst düzey ABD ulusal güvenlik yetkilileriyle, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü ve sonunda bir Pakistanlı mareşalle konuşarak ateşkes planını onayladığını ekledi.
Batı Kanadı, savaş öncesinde Trump yönetimindeki üst düzey yetkililer arasında, İsrail’in saldırıların İran içinde halk ayaklanmasını tetikleyip yeni, laik bir hükümet kurulmasına yol açabileceği yönündeki inancına dair derin şüpheleri ortaya koyan bir raporun yayımlanmasıyla da hareketlendi. Rapor ayrıca Vance’in saldırılara başlangıçtaki muhalefetinin boyutunu ve diğer üst düzey danışmanların özel kaygılarını da ortaya koydu.
Görevden alınması tartışılıyordu
Bu arka planda, salı gününün büyük bölümüne Trump’ın koalisyonundan müttefiklerin, onu Pers medeniyetini sona erdirecek soykırımsal bir tehdidi hayata geçirmemesi konusunda uyarmaları damga vurdu. Muhafazakar podcast sunucuları kabinenin Trump’ı görevden alıp almaması gerektiğini açıkça tartışırken, Kongre’deki sadık Cumhuriyetçiler bile enerji ve tuzdan arındırma tesislerini hedef alma tehditlerinin fazla ileri gittiğini söyledi. Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi salı günü Georgia’da yapılan özel seçimi kazandı ancak genellikle güvenli kabul edilen bölgede önceye kıyasla çok daha küçük bir farkla. Bu da seçmen memnuniyetsizliğine dair olası bir uyarı işareti.
Ekonomik baskı da artıyordu. Teksas petrolü WTI, çatışmanın şubat sonlarında başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 70 yükseldi ve pompa fiyatlarını yıllar sonra ilk kez galon başına 4 doların üzerine itti. Trump’ın açıklamasının ardından bir saat içinde görülen yüzde 11’lik düşüş, planlarına dair birikmiş kaygıyı gözler önüne serdi. S&P 500 Endeksi tüm zamanların en yüksek seviyesinden yaklaşık yüzde 5,2 geriledi ve yakın zamanda 2022’den bu yana en kötü çeyreğini yaşadı.
Trump’ın kararı son dakikada alındı. ABD’li yetkiliye göre başkan, Pakistan’ın önerisi hakkında Truth Social’daki ateşkesi duyuran paylaşımından yaklaşık iki saat önce, salı günü öğleden sonra geç saatlere kadar tam olarak bilgilendirilmemişti. Teklifin kendi şartlarını karşılayıp karşılamadığına karar vermek tamamen Trump’a bırakıldı.
Bilinmeyen ayrıntılar
Trump’ın açıklamasında “bu uzun vadeli sorunu çözüme yaklaştırdığını” iddia etse de siyasi konumuna zarar veren askeri ve ekonomik krizi yatıştırma yönünde somut ilerlemeye dair kamuya açık çok az işaret vardı. Savunma Priorities adlı libertaryen düşünce kuruluşunda askeri analiz direktörü Jennifer Kavanagh, “Trump’ın bu gece bir çıkış yolu bulması rahatlatıcı. Ama geri adım atacaktıysa bunu en kötü şekilde yaptı. Önceden çıtayı bu kadar yükselterek, kendi güvenilirliğine ve ABD gücünün küresel algısına verilen zararı maksimize etti. Bu, ABD için açık bir stratejik yenilgidir” değerlendirmesini yaptı.
Trump’ın açıklamasının ardından geçen saatlerde Beyaz Saray basın sözcüsü Karoline Leavitt, yüz yüze görüşmelere dair haberler konusunda temkinli olunması çağrısında bulunarak, görüşmelerin Trump tarafından duyurulana kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Bu arada, Al Jazeera’nın haberine göre İran önerisi bölgedeki üslerden ve askeri konuşlanma noktalarından ABD muharip güçlerinin çekilmesini ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını da içeren hedefler barındırıyor. ABD’nin ya da İsrail’in bu tür önerileri kabul etme ihtimali ise en iyi ihtimalle oldukça düşük görünüyor.
“Geçici zafer iddia etmesine imkan tanır”
Washington çatışma boyunca İran’ın kamuya yönelik söylemlerine büyük ölçüde burun kıvırarak, Tahran’ın perde arkasında çok daha uzlaşmacı ve müzakereye açık olduğunu savundu. Ancak bu fark, Trump’ın artık yönetmek zorunda olduğu derin ayrılıkları ve güvensizlikleri ortaya koyuyor. Atlantic Council Orta Doğu Programı kapsamındaki Scowcroft Orta Doğu Güvenlik Girişimi Direktörü Jonathan Panikoff, kalıcı bir çözümün İran’ın nükleer ve füze programlarının geleceği, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları ve kalıcı seyir serbestisi meselelerinin çözülmesini gerektireceğini söyledi. Panikoff, “Başkanın iki haftalık ateşkesi kabul etme kararı, İran’ın boğazı açtığı varsayılırsa ona aradığı çıkış yolunu sağlar ve geçici bir zafer iddia etmesine imkan tanır” dedi.
Trump, ateşkes açıklamasından kısa süre sonra AFP’ye verdiği röportajda, İran’ın uranyum stokunun “kusursuz şekilde kontrol altına alınacağını” söyledi ancak nasıl olacağını belirtmedi. Aynı zamanda anlaşmayı ABD için “tam ve eksiksiz bir zafer” olarak nitelendirdi.
Trump geri adım için zemin hazırladı
Trump, kamu hayatı boyunca her zaman önceki hedeflerini sahadaki gerçeklerle uyumlu hale getirme ihtiyacı hissetmeyebileceğini gösterdi ve bazı temel meseleler çözülmemiş olsa bile çatışmadan geri adım atmanın zeminini şimdiden hazırladı. Trump’ın en agresif politikalarından ve tehditlerinden geri adım atma geçmişi bulunuyor. Buna, bir yıl önce finansal piyasalardaki düşüşün ardından yürürlüğe koyduktan sadece birkaç gün sonra küresel tarifelerde gevşemeye gitmesi de dahil. Yönetim, seçmenlerin kısa hafızasına ve çatışmanın sarstığı ekonominin toparlanmasına güveniyor olabilir.
Bununla birlikte, Beyaz Saray Trupm’ın şartlarına yakın bir nihai anlaşma ortaya koyamazsa zor sorularla karşılaşacak. Cato Enstitüsü’nde savunma ve dış politika alanında araştırmacı olan Jon Hoffman, “Trump genel olarak bakıldığında nükleer programı yok etmek ve rejim değişikliği sağlamak gibi maksimalist hedeflerle yola çıktı ancak bunların hiçbiri gerçekleşmedi” dedi. Connecticut Demokrat Senatörü Chris Murphy, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştiren bir anlaşmanın “dünya için felaket” olacağını söyledi.
“Ortada bir anlaşma var gibi görünmüyor”
Murphy CNN’e verdiği röportajda, “Ortada gerçekten bir anlaşma varmış gibi görünmüyor çünkü Trump’ın söyledikleri İranlıların söylediklerinden tamamen farklı. Ama eğer İran artık boğazı kalıcı olarak kontrol ediyorsa, bu ne büyük bir hata, ne büyük bir yanlış hesaplama olurdu” dedi.
ABD açısından ironilerden biri, beş haftalık çatışmanın Tahran’a küresel ekonomi üzerinde daha da fazla kaldıraç sağlamış olması olabilir. Çatışma sırasında İran, Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol iddiasında bulundu; Tahran’ın düşmanca gördüğü taraflar için geçişi neredeyse tamamen durdurdu. Şimdi buradan geçen tankerlerden ücret alma planı üzerinde çalışıyor.
Washington’daki Center for Strategic and International Studies’te kıdemli araştırmacı Clayton Seigle, “İran’ın boğaz üzerindeki yeni kontrolünü bırakması ya da bu kontrol iddiasından vazgeçmesi pek olası değil” dedi. Washington merkezli ClearView Energy Partners’ın genel müdürü Kevin Book, duraklamanın piyasalar tarafından önemli görüleceğini çünkü Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağına dair bir vaat içerdiğini söyledi. Aynı zamanda, petrol fiyatlarında yakın zamanda ciddi bir düşüş görmek zor.