ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili kısmen kendi yarattığı bir sorunla karşı karşıya: Tahran’ın, iki aylık savaşa rağmen teslim etmeyi reddettiği büyük miktarda yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoğu. İran, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından 2018’de bölünebilir madde biriktirdi. Daha sonra ise Birleşmiş Milletler’in atom ajansının verilerine göre ABD eski başkanı Joe Biden yönetimi ve ikinci Trump yönetimi sırasında programa hız verdi ve bombaya yakın saflıkta materyal üretti.
Trump için savaşın önemli hedeflerinden biri, Tahran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesine sahip olmamasını sağlamak. Ancak İran, Washington’ın şartlarını kabul etmeyi reddetti. Ne Trump’ın ilk dönemindeki ekonomik baskı kampanyası ne de geçen yıl haziranda ayında gerçekleştirilen ve ardından şubat ayında yeniden başlayan ABD-İsrail saldırıları, İran’ı uranyum stokundan vazgeçirmeye ya da nükleer faaliyetlerini durdurmaya zorlayabildi.
Trump 18 Mayıs’ta yaptığı açıklamada İran’a karşı yeni askeri harekatı şimdilik ertelediğini, çünkü Beyaz Saray’ın göreve dönüşünden bu yana yürüttüğü kesintili diplomaside bir anlaşmaya varılması için “çok iyi bir şans” olduğunu söyledi. Ancak uzmanlar bu kadar iyimser değil.
Obama ve Biden dönemlerinde ne oldu?
Trump, 2015 anlaşmasından daha güçlü bir anlaşma arayışıyla göreve döndüğünden beri İran’ın sert koşulları kabul etmesi için baskı yapıyor. Bu koşullar arasında zaman zaman uranyum zenginleştirmenin kalıcı olarak sona erdirilmesi ve temel tesislerin sökülmesi de yer alıyor. Wall Street Journal’a göre İran’ın nükleer çalışmalarının kontrol altına alınamamasının sorumluluğu yalnızca Trump’a ait değil. ABD’nin eskibBaşkanı Barack Obama’nın 2015 tarihli anlaşması olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran’ın bombaya giden potansiyel yolunu kapatmadı, yalnızca geciktirdi.
Biden yönetiminin 2015 anlaşmasını canlandırma ve ardından daha güçlü bir devam anlaşması müzakere etme çabaları sonuçsuz kaldı. İran, 2022’de barışçıl bir çözüme yol açabilecek ve Tahran üzerindeki yaptırımları kaldırabilecek anlaşmayı reddetti. Bu sırada İran nükleer programını hızlandırdı.
Brandeis Üniversitesi Crown Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Direktörü ve Obama’nın Ulusal Güvenlik Konseyi’nde kitle imha silahları uzmanı olan Gary Samore, “İlk hata, Trump’ın işe yaradığı sırada JCPOA’dan çekilmesiydi. İkinci büyük hata ise İran’ın Biden yönetiminin JCPOA’yı yeniden yürürlüğe koyma teklifini reddetmesiydi. Geriye dönüp bakıldığında Biden yönetimi de görev süresinin başlarında daha güçlü bir çaba gösterebilirdi. Ama sonuçta her iki taraf da hata yaptı” dedi. İran liderleri uzun süredir nükleer silah geliştirmediklerini savunuyor. İran şu anda uranyum zenginleştirmiyor ve bombaya ulaşmak istemesi halinde tonlarca molozun altına gömülü bölünebilir materyali çıkarması gerekecek.
Ancak uzmanlar, Birleşmiş Milletler’in atom ajansı da dahil olmak üzere, Tahran’ın uzun süredir nükleer cephanelik geliştirebilecek teknolojik altyapıyı oluşturduğunu değerlendiriyor. İran’ın savaş öncesi yönetiminin büyük bölümünün ölmesiyle Washington, ülkenin yeni liderlerinin uzlaşmaya daha da az yatkın olabileceği ihtimalini değerlendiriyor.
İran’ın hala 10 ton zenginleştirilmiş materyali bulunuyor. Bunun içinde yaklaşık 11 nükleer silaha yetecek kadar bombaya yakın saflıkta materyal de var. Ayrıca uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüjlerden bilinmeyen sayıda elinde bulunduruyor. İsrail’in çok sayıda İranlı nükleer bilim insanını öldürmesine rağmen uzmanlara göre İran, yeniden zenginleştirmeye başlamak ve muhtemelen bir nükleer silah üretimi için gerekli temel adımların çoğunu atmak için gereken bilgi birikimini koruyor.
ABD’nin en büyük endişesi, İran’ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirdiği yaklaşık 500 kilogram uranyum üzerinde yoğunlaşıyor. Ancak İran’ın ayrıca yaklaşık 200 kilogram yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyumu da bulunuyor. Bu materyaller haftalar içinde yüzde 90 silah sınıfı seviyeye çıkarılabilir. Sivil nükleer programlar genellikle düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum kullanıyor. İran, geçen hazirandaki saldırılardan önce yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum üreten tek nükleer silaha sahip olmayan ülkeydi.
“Trump anlaşmadan çekilmeseydi bu kadar ilerlemezdi”
2015 anlaşmasının müzakerecilerinden biri olan ve Biden döneminde anlaşmayı yeniden canlandırma çabalarında görev alan Richard Nephew, “Donald Trump anlaşmadan çekilmeseydi İran’ın nükleer programı bu kadar ilerlemezdi. Trump’ın planı esasen nükleer anlaşmanın şartlarını yeniden müzakere etmekti. İran reddederse programı sınırlamak için elinde makul bir alternatif yoktu” diye konuştu.
İran, Trump ile Biden arasındaki geçiş döneminde nükleer programını hızlandırmaya başladı. Biden yönetimi Nisan 2021’de anlaşmayı canlandırmak için görüşmeleri sürdürdü. Görüşmeler başladıktan birkaç gün sonra Tahran yüzde 60 zenginleştirmeye geçti. ABD’li yetkililer görüşmelere devam edilip edilmeyeceğini tartıştı. Hızlı bir anlaşma umuduyla devam etmeye karar verdiler. Ancak beklenen olmadı. Eylül 2022 itibarıyla müzakereler tamamen sona erdi.
2024’te ABD istihbarat yetkilileri, İran’ın bir gün karar vermesi halinde nükleer silah üretmesini kolaylaştıracak faaliyetler yürüttüğünü ilk kez açıkladı. Trump Beyaz Saray’a döndükten sonra, İran’ın nükleer dosyasında daha önce deneyimi olmayan iş insanı müzakereci Steve Witkoff da daha başarılı olamadı. Trump ekibi İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmesini ve sivil programı için nükleer yakıtı tamamen dışarıdan sağlamasını talep etti. İran ise geçmiş yıllarda da reddettiği bu öneriyi kabul etmedi. Trump ancak son haftalarda İran’ın zenginleştirmeyi 20 yıl durdurması gerektiğini söyleyerek pozisyonunu bir miktar yumuşattı.