;
Arama

Rusya ekonomisini savaşa göre şekillendirerek geleceğini nasıl riske attı?

Rusya’nın bütçesinin yaklaşık yarısı Ukrayna’daki savaşa gidiyor. Bu harcamalar ise uzun vadeli kalkınmaya neredeyse hiçbir katkı sağlamıyor. Uzmanlara göre Kremlin’in savaş odaklı stratejisi, Rusya’nın geleceğini ciddi biçimde riske atıyor.

24 Şubat 2026, 15:28

Dört yıldır Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya karşı savaşını attığı her adımın pusulası haline getirdi. Bu tek odaklı yaklaşım, başlangıçta felaketle sonuçlanan işgali toparlamasına, birliklerini yeniden inisiyatif sahibi konuma getirmesine ve Washington’ın arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmelerinde taleplerini dayatmasına yardımcı oldu. Ancak savaşı ısrarla sürdürmesinin bedeli çok ağır oldu. Bazı tahminlere göre 1,2 milyon kadar Rus askeri öldü ya da yaralandı. Aynı zamanda Rusya’nın ekonomisi ve toplumu, birçok ekonomistin ülkenin geleceğini tehlikeye attığını düşündüğü biçimlerde yeniden şekillendi.

Berlin’deki Carnegie Russia Eurasia Center’da araştırmacı olarak görev yapan ve Rusya Merkez Bankası’nın eski yetkililerinden Alexandra Prokopenko, “Tanklara, mermilere, bombalara, askeri yardımlara ve benzeri şeylere çok para harcanıyor. Kalıcı bir değer yok, kalkınma dediğimiz şeye hizmet eden hiçbir şey yok” dedi. Savaştan önce bile ekonomik durgunluk söylemi Rusya’nın uzun vadeli görünümünü gölgeliyordu. Doğal kaynak çıkarımına dayalı ekonomi çeşitlenmekte yavaş kalmıştı. Sovyet sonrası dönemde doğum oranlarındaki çöküş nüfusun küçülmesine yol açmıştı. Artan otoriterlik altında özgürlükler giderek daralıyordu.

Ulusal Varlık Fonu’nu hızla tüketiyor

24 Şubat 2022’de başlayan Moskova’nın Ukrayna’ya yönelik işgali, Kremlin’in devasa devlet kaynaklarını savaş çabasına yönlendirmesi ve toplumun daha geniş çaplı militarizasyonunu sürdürmesiyle tüm bu sorunları derinleştirdi ve yenilerini ekledi. Rusya’nın bütçesinin neredeyse yüzde 40’ı artık askeri ve güvenlik harcamalarına ayrılıyor. Yüzde 9’u ise Putin’in savaşı finanse etmek için verdiği bütçe açığının faiz ödemelerine gidiyor. Bu yıllar süren sıkı mali disiplin politikasından bir sapma anlamına geliyor.

Rusya, Putin’in petrol ve gaz gelirleriyle biriktirdiği ve zor zamanlar için ayrılmış mali tampon görevi gören Ulusal Varlık Fonu’nu hızla tüketiyor. Fonun likit rezervleri bu ay yaklaşık 55 milyar dolar seviyesine geriledi, savaş öncesinde bu rakam 113 milyar dolardı. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri yapay zeka ve diğer ileri teknolojilere büyük yatırımlar yaparken, Rusya silahlara odaklandı. Küresel yapay zeka inovasyonu listelerinde Rusya geride kalıyor.

“Çok fazla kaynağı tüketiyor”

Berlin’deki Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nde Rusya uzmanı Janis Kluge, “Savaş gerçekten çok fazla kaynağı tüketiyor. Hiç başlamamış olsaydı, harcayacak çok daha fazla paraları olurdu” dedi. Savaş, parayı tüketmesinin ötesinde, Rusya’nın Batı ile kalan bağlarını kopardı ve ülkeyi yatırımcılar için daha az cazip hale getirdi. Doğrudan yabancı yatırımlar çakıldı. Enflasyonu dizginlemek için uygulanan yüksek faiz oranları, ağır askeri harcamalarla şişirilen ekonomide iç yatırımları da kısıtladı.

Savaş, Rusya’nın demografik krizini de ağırlaştırdı. Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin yakın tarihli bir raporuna göre cephede 325 bine kadar asker hayatını kaybetti. Bazı çalışmalar, karamsar senaryolarda Rusya nüfusunun 2100 yılına kadar savaş öncesindeki yaklaşık 145 milyon seviyesinden 100 milyonun altına düşebileceğini öngörüyor.

Binlerce Rus ülkeyi terk etti

Kremlin’in savaş dönemi yasal yetkilerini kullanarak muhalefeti bastırmasıyla yüz binlerce Rus kaçtı ve ülke ciddi bir beyin göçü yaşadı. Rus insan hakları örgütü Political Prisoners Memorial’a göre savaşın başlangıcından bu yana Rusya’da ve Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde en az 4 bin 29 kişi siyasi ceza davalarının hedefi oldu.

Savaş özellikle genç Rusları etkiledi. Bağımsız Rus araştırma girişimi Chronicles’ın geçen sonbaharda yaptığı bir ankete göre 18-29 yaş arası Rusların yüzde 59’u, Putin’in ilan ettiği hedeflere ulaşılmadan Ukrayna’dan çekilme kararını destekleyeceğini söyledi. Ankete katılan tüm Ruslar arasında bu oran yüzde 42’de kaldı. Gençlerin neredeyse yarısı, Telegram mesajlaşma uygulamasına yönelik son kısıtlamaları ifade özgürlüklerine yönelik bir sınırlama olarak gördü.

“Geleceğe dair bir vizyonu yok”

Berlin’deki Alman Dış İlişkiler Konseyi’nde Rusya uzmanı Stefan Meister, Putin’in büyük teknolojik dönüşümlerin yaşandığı bir çağda Rusya’nın uzun vadeli refahına dair bir vizyon ortaya koymadığını söyledi. Meister’e göre Putin bunun yerine, Rusya’nın bir zamanlar kontrol ettiği topraklar üzerindeki gücünü yeniden tesis etmeyi içeren savaş hedeflerine odaklandı. Meister, “Geleceğe dair bir vizyonu yok, yalnızca geçmişe dair bir vizyonu var. Bu savaş tam olarak bunun bir yansıması ve ülke için çok maliyetli” dedi.

Savaşın ilk üç yılında Rusya’nın devasa askeri harcamaları, Batı’nın uluslararası yaptırımlar karşısında çöküş beklentilerini boşa çıkaran bir ekonomik büyümeye yol açtı. Ancak şimdi ekonomi, devlet harcamalarındaki kesintiler ve işgücü piyasasındaki ciddi baskılarla birlikte o yüksek seviyeden inmeye başlıyor. Küresel fiyatların düşmesi ve yaptırımların Rus petrolüne indirim zorunluluğu getirmesi nedeniyle Rusya’nın petrol ve gaz gelirleri geçen yıl neredeyse dörtte bir oranında azaldı. Gerileme henüz Putin’i savaşı sona erdirmeye zorlayacak kadar şiddetli olmasa da Moskova mali yapısını güçlendirmek için vergileri artırdı ve başka önlemler aldı.

Rusya’nın ekonomik geleceği büyük ölçüde Moskova’nın olası bir barış anlaşmasında hangi şartları müzakere edebileceğine ve ülkeyi küresel ekonomiye ne kadar etkili biçimde yeniden entegre edebileceğine bağlı. Güvenlik harcamaları ve borç ödemeleri Rusya'nın bütçesinin yarısını tüketirken, geri kalanının büyük bir kısmı emekli maaşları, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi geniş kapsamlı devlet sosyal yükümlülüklerine harcanıyor. Eski Rus merkez bankası yetkilisi Prokopenko, “Askeriye veya sosyal yaşamı desteklemekle ilgili olmayan tüm harcamalar askıya alındı” dedi.

Dünyada Rusya’nın etkisi azaldı

Bu zorlukların yanında Rusya'nın savaşla meşgul olmasıyla birleşince, Orta Asya ve Kafkasya'dan Orta Doğu ve Latin Amerika'ya kadar dünyanın dört bir yanında Rusya'nın etkisinin azalmasına da katkıda bulundu. Rus yetkililer ile Trump yönetimi arasındaki görüşmeler, Moskova'nın ABD ile ilişkilerin yeniden canlandırılmasını ve Amerikan yaptırımlarının kaldırılmasını ekonomik canlanmanın yolu olarak gördüğünü açıkça ortaya koydu.  Bunun büyük bir kısmı, savaş boyunca geride kalan Rusya'nın doğal kaynak üretimine odaklanabilir.

Savaş sona ererse Batılı şirketlerin Rusya'ya geri dönüp dönmeyeceği belirsiz. Moskova, çatışma sırasında birçok Batılı şirketin Rusya'daki faaliyetlerine el koydu ve bu durum iş dünyasında birçok kişiyi tedirgin etti. Rusya barış müzakerelerinde geniş çaplı yaptırımların hafifletilmesini sağlasa bile Moskova'nın kurduğu savaş ekonomisini ortadan kaldırmak hassas bir görev olacaktır. Prokopenko, “Bu Rus ekonomisinin yapısında, Rus ekonomisinin tasarımında geri döndürülmesi kolay olmayan yapısal bir değişiklik. İmkansız değil ama kolay da değil” dedi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok