Avrupalılar, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz yollarını güvence altına alma misyonunun nasıl yürütüleceği konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Bloombeg’e konuşan kaynaklara göre Almanya ile Fransa arasındaki temel ayrılık, ABD’nin bu misyona katılıp katılmayacağı konusunda yoğunlaşıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD’nin sürece dahil olmasını isterken Fransa, yalnızca “çatışmaya taraf olmayan” ülkelerin katılmasında ısrar ediyor. Ülkelerin herhangi bir katılımı ise ancak İran’da barış sağlandıktan sonra gerçekleşecek.
Fransa’nın üç önceliği
ABD Macron, Merz, Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin katılacağı Paris’teki üst düzey toplantıya davet edilmedi. Konferans öncesinde Merz, savaş sonrası olası bir misyonda ABD’nin rolü konusunda katılımcılar arasında görüş ayrılıkları olduğunu belirterek, “Bunu daha ayrıntılı tartışacağız ve gerekirse bir karara varacağız” dedi. İsimsiz kalma şartıyla konuşan kişilere göre Elysee Sarayı üç önceliği belirledi: Boğazın mayınlardan arındırılması, gemilerin geçiş için ücret ödemek zorunda kalmamasının sağlanması ve uluslararası serbest seyrüsefer kurallarının korunması.
ABD ve İran’a da plan iletiliyor
ABD’nin oynayacağı rol konusundaki farklı görüşler Avrupa’nın, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı ABD’ye yardımcı olmayı reddettiklerini söyleyerek kendilerini eleştirmesinin ardından ortak bir tutum benimsemekte zorlandığını ortaya koyuyor. Trump ayrıca boğazdan geçen gemilere ABD tarafından ücret uygulanmasını önermişti; Fransa buna karşı çıkıyor.
Kaynaklar Macron’un Trump ile düzenli olarak görüştüğü ve şu ana kadar ABD’den herhangi bir itiraz gelmediğini belirtti. Yetkiliye göre Fransız Cumhurbaşkanı durumu İran Cumhurbaşkanı’na da iletti. 8 Nisan’da bir ateşkes anlaşmasına varıldı ancak Washington’ın boğazda uyguladığı abluka nedeniyle durum hala kırılganlığını koruyor ve geçişler kapalı. Trump perşembe günü yaptığı açıklamada İran’ın ABD ile yürütülen müzakerelerde önemli tavizler verdiğini ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği, enerji piyasalarını sarsan savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın “oldukça yakında” duyurulabileceğini söyledi.