Dijitalin içine doğan gençleri yıllarca başka bir hayat bilmemekle eleştirdik. Biz çevrimdışı dünyada doğmuş, sonradan çevrimiçi hayata düşmüş bir kuşaktık. O yüzden karşılaştırma yapabildiğimizle övündük. Sessizliği bilirdik. Beklemeyi bilirdik. Sıkılmayı bilirdik. Arkadaş görmek için gerçekten dışarı çıkmak gerektiğini bilirdik. Onların ise hep bağlı, hep erişilebilir, hep ekranda yaşayacağını anlattık durduk.
Galiba erken konuşmuşuz.
Yapay zeka, genlerde dijital hayatın anlamını değiştireceğe benziyor. Eskiden çevrimiçi olmak daha çok eğlence, sosyalleşme, görünürlük ve kimlik meselesiydi. Şimdi gençler için işin içine emek düşmanlığı, gelecek kaygısı ve rekabet girdi. Gençler ekranın yalnızca oyun alanı olmadığını, aynı zamanda kendilerini ölçen, sıralayan, kullanan ve iş fırsatlarını daraltan bir sisteme dönüştüğünü görüyor.
Bu yüzden Amerika’daki bazı mezuniyet törenlerinde yapay zeka övgülerinin yuhalanmasını sadece gençlerin huysuzluğu gibi okumamak gerekir. Arizona Üniversitesi’nde Eric Schmidt’in yapay zeka konuşmasına tepki gösterildi. Central Florida Üniversitesi’nde yapay zekayı geleceğin büyük vaadi olarak anlatan bir konuşmacı öğrenciler tarafından yuhalandı. Başka törenlerde de benzer sesler yükseldi. Mezuniyet sıradan bir sahne değildir. Gençlerin hayata giriş ritüelidir. O ritüelde gençler kendilerine gelecek burada, binin diyen teknoloji oligarkalara karşı ilk kez yüksek sesle itiraz ediyor.
Bu itiraz sürekli fişe bağlı yaşama karşı.
Çevrimdışı hayat yeniden değer kazanıyor. Koşu kulüpleri, küçük üyelik toplulukları, canlı etkinlikler, ortak spor grupları, kitap buluşmaları, telefonsuz sofralar, birlikte yemek deneyimleri ve kapalı sosyal çevreler yükselişte. Çevrimdışı Kulüp benzeri oluşumlar yalnızca dijital arınma satmıyor. İnsanlara ekransız bir sosyal alan vaat ediyor. Etkinlik platformlarının gerçeğe dönüş diye tarif ettiği eğilim de aynı yere bakıyor. İnsanlar sadece deneyim satın almıyor. Ölçülmedikleri, kaydedilmedikleri, algoritmaya veri bırakmadıkları anları satın alıyor.
Bu, iş dünyası açısından küçük bir kültürel eğilim değil. Yeni bir statü ekonomisi.
Bir dönem statü daha bağlı olmaktı. En yeni telefona sahip olmak, en hızlı ağa bağlanmak, en görünür profile sahip olmak önemliydi. Şimdi statü yavaş yavaş bağlantıyı kesebilme gücüne kayıyor. Bildirimi kapatabilmek. Hafta sonunu ekransız geçirebilmek. Gerçek bir topluluğa ait olabilmek. Bir odaya girip kimsenin performans göstermediği bir ilişki kurabilmek.
Yapay zeka çağında çevrimiçi kalmak yalnızca bağlı olmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ölçülmek, kıyaslanmak, veri üretmek ve sistemin içinde sürekli çalışır halde tutulmak anlamına geliyor. Bu yüzden çevrimdışı hayat nostalji değil. Kaçış da değil. Giderek bir sınır çizme biçimi.
Markalar, üniversiteler ve işverenler bu değişimi iyi okumalı. Gençlere sadece daha iyi uygulamalar, daha hızlı ara yüzler, daha akıllı yardımcılar sunmak yetmeyecek. Gerçek temas alanları kurmak gerekecek. Fiziksel topluluklar, canlı deneyimler, birlikte üretim alanları, ekransız karşılaşmalar ve ölçülmeyen zaman yeni nesil sadakatin merkezine yerleşebilir.
Dijital çağın ilk statüsü görünür olmaktı.
Yapay zeka çağının yeni statüsü görünmez kalabilmek olacak.
Çünkü gençler artık yalnızca bağlanmak istemiyor. İstediklerinde sistemden çıkma hakkı istiyor.
Fişi çekmek bu yüzden yeni lüks değil. Yeni itiraz biçimi. Yeni aktivizm.