Arama

ABD ve İran neden gerilimi tırmandırmaya devam ediyor?

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülmesi beklenen müzakerelerde geri adım atmak yerine şartlarını sertleştirirken, Tahran Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü korumakta ısrar ediyor. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, kritik su yolunun yeniden açılması konusunda diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatırken, bölgede askeri gerilim yeniden yükseliyor.

05 Eylül 2026, 09:00

İran Devrim Muhafızları'na bağlı birliklerin Larak Adası'ndan Hürmüz Boğazı'na deniz mayını bırakmaya yönelik hazırlığı, Amerikan güçleri tarafından tespit edildi. İran birliklerinin kullandığı iki roketatar, operasyon tamamlanmadan ABD tarafından imha edildi.

Saldırı, ABD ile İran arasında yaklaşık bir aydır devam eden çatışmasızlık dönemini sona erdirdi. Son gelişmelerin ardından iki taraf arasında karşılıklı saldırılar yeniden başladı. Hürmüz Boğazı'nın kontrolü etrafında şekillenen mücadele, krizin daha geniş bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini de artırdı.

Diplomatik arabulucular haftalardır tarafları, haziran ayında hazırlanan ve çatışmaların sona erdirilmesiyle birlikte boğazın yeniden açılmasını öngören mutabakat çerçevesine döndürmeye çalışıyordu. Ancak görüşmelerden sonuç çıkmaması Washington'ın yaklaşımını değiştirdi.

Konuya yakın diplomatlara göre Trump yönetimi, önceki mutabakata geri dönmek yerine daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Bu anlaşmanın yalnızca Hürmüz Boğazı'nın açılmasını değil, İran'ın nükleer programını da kapsaması bekleniyor.

Diplomatik kaynaklardan biri, ABD'nin anlaşma konusunda istekli olduğunu ancak bunu kısa vadeli bir uzlaşma olarak görmediğini belirterek, Washington'ın nükleer program ve boğaz konusunda kalıcı bir çözüm istediğini söyledi.

Washington ekonomik baskıyı artırıyor

Trump yönetimi, İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmak için deniz ablukası ve yaptırımlardan yararlanırken, aynı zamanda Hürmüz Boğazı'ndan petrol sevkiyatının sürmesini sağlamaya çalışıyor.

Tahran ise bu politikaya askeri karşılık verme tehdidinde bulunuyor. İranlı yetkililer, ülkenin petrol ihracatının engellenmesi halinde Körfez'deki diğer petrol üreticilerinin de ihracat yapmasına izin vermeyeceklerini belirtiyor.

Diplomatlar ve analistler, mevcut tablonun uzun süre devam etmesinin mümkün olmadığını ve tarafların yeni bir tırmanma döngüsüne sürüklenme riskinin giderek arttığını düşünüyor.

Crisis Group'un İran uzmanı Ali Vaez'e göre Washington'ın ekonomik baskıyı artırması, Tahran'ın buna daha sert askeri yöntemlerle karşılık vermesine yol açabilir. Vaez, Trump'ın yalnızca ekonomik baskıyla sonuç alabileceğini düşünmesi halinde yanılabileceğini ve İran'ın ABD'yi yeniden sıcak çatışmanın içine çekebileceğini ifade ediyor.

Beyaz Saray ise İran'la olası bir anlaşmanın şartları konusunda açıklama yapmaktan kaçınıyor. Trump da bu hafta yaptığı açıklamada, İran'ı müzakere masasına dönmeye zorlamaya çalıştığı yönündeki haberleri reddetti ve Tahran'ın kendisi açısından değersiz bir anlaşmayı imzalamasının dahi önem taşımadığını söyledi.

Hürmüz'den petrol akışı yeniden tartışma konusu

ABD'nin boğaz üzerindeki kontrolü artırma çabalarının merkezinde petrol taşımacılığı bulunuyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, ağustos ayının sonlarına doğru Hürmüz Boğazı'ndan çıkan petrol miktarının yedi günlük ortalamada günlük 8 milyon varilin üzerine çıktığını öne sürdü. Savaş öncesinde ise boğaz üzerinden her gün yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve rafine ürün dünya piyasalarına ulaşıyordu.

ABD ordusunun Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper da ABD güçlerinin uluslararası denizcilik güzergahlarındaki İran mayınlarının tamamını temizlediğini açıkladı.

Ancak ABD'nin bu açıklamasından yalnızca iki gün sonra Amerikan güçleri Larak Adası'na saldırdı. Washington, İran birliklerini dünyanın petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden mayınlamaya çalışmakla suçladı.

Karşılıklı saldırılar yeniden başladı

Larak saldırısının ardından İran, bölgedeki Amerikan askeri üslerini hedef alarak karşılık verdi. İki gün süren saldırılarda en az iki tanker de hedef oldu.

İranlı yetkililer ayrıca ABD'nin ülkenin güneyindeki Sirik kenti yakınlarında düzenlediği bir saldırıda bir düğün töreninin hedef alındığını, dört kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin yaralandığını açıkladı. Tahran yönetimi saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirdi.

İranlı liderler bir yandan haziran ayında hazırlanan mutabakatın yeniden gündeme getirilmesini isterken, çatışmaların sürmesi halinde Amerikan güçlerine karşı çok daha ağır saldırılar düzenleme tehdidinde bulundu.

İran'ın üst düzey güvenlik yetkililerinden Mohsen Rezaei de ABD'nin, İran'ın savaş alanındaki ve diplomatik cephedeki stratejisini değiştirmeye zorlanacağını savundu.

İran ekonomisinde baskı ağırlaşıyor

Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz, İran ekonomisi üzerindeki baskıyı da artırıyor. Geçtiğimiz hafta Tahran'daki akaryakıt istasyonlarında petrol sıkıntısı nedeniyle uzun kuyruklar oluştu. Özellikle gıda fiyatlarındaki hızlı yükseliş, başkentte gündelik hayatın en önemli sorunlarından biri haline geldi.

Süpermarketlerde ürün bulunabilirken, fiyatların neredeyse her gün değişmesi tüketiciler üzerindeki baskıyı artırıyor.

Buna karşın analistler, onlarca yıldır Batı yaptırımlarıyla yaşamaya alışmış olan İran yönetiminin ekonomik baskı karşısında kolayca geri adım atmasını beklemiyor. Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini, ABD ile mücadelesindeki en önemli stratejik kozlarından biri olarak gördüğü belirtiliyor.

ABD'de akaryakıt fiyatları da yükseliyor

Trump yönetimi, boğazdan geçen petrol miktarını artırmaya yönelik adımlar atsa da ABD'de yakıt fiyatlarının düşürülmesi konusunda henüz istediği sonucu elde edemedi.

ABD'deki ara seçimler yaklaşırken enerji maliyetleri Washington açısından giderek daha önemli bir siyasi başlık haline geliyor. Amerikan Otomobil Birliği verilerine göre Brent petrolün varil fiyatı 97 dolar civarında seyrederken, ABD'de dizelin ortalama pompa fiyatı çarşamba günü galon başına 5,78 dolara yükseldi. Böylece dizel fiyatı, nisan ayında savaş sırasında görülen zirvenin üzerine çıktı.

Diplomatik kanallar tamamen kapanmış değil

ABD ile İran arasında şu anda doğrudan bir müzakere yürütülmüyor. Ancak diplomatlara göre arabulucular, iki taraf arasındaki gizli iletişim kanallarını açık tutmaya ve olası yeni bir anlaşmanın zeminini hazırlamaya devam ediyor.

İran ve Umman da geçen hafta Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin hareketlerini düzenleyecek geçici bir mekanizma konusunda anlaşmaya yaklaştıklarını açıkladı. Arabulucular, bu düzenlemenin haziran ayındaki mutabakata dönüş için bir başlangıç noktası olabileceğini düşünüyordu.

Ancak Washington'ın yaklaşımı değişti. ABD yönetimi, İran ve Umman arasındaki görüşmeler sonucunda ortaya çıkacak herhangi bir düzenlemenin yeterli olmayacağını ve Hürmüz Boğazı'nın tamamen açık tutulmasını istediğini arabuluculara iletti.

Konuya yakın bir kaynak, ABD'nin İran ve Umman'ın görüşmelerde ilerleme kaydettiğini öğrendikten sonra hedeflerini değiştirdiğini söyledi.

İran boğazı pazarlık kozu olarak kullanıyor

İran da Umman'la yürütülen görüşmeler sırasında taleplerini sertleştirdi. Görüşmelere ilişkin bilgi sahibi kaynaklara göre Tahran, Hürmüz Boğazı'nı ancak ABD'nin ablukayı kaldırması, İran'ın petrol satmasına imkan sağlayacak muafiyetleri yeniden uygulamaya koyması ve yurtdışında dondurulan bazı varlıklarına erişmesine izin vermesi halinde tamamen açabileceğini belirtiyor.

Bu taleplerin önemli bölümü, nisan ayında ilan edilen ateşkesin 60 gün uzatılmasını ve nihai bir çözüm için görüşmeler sürerken Hürmüz Boğazı'nın aşamalı biçimde yeniden açılmasını öngören haziran mutabakatında yer alıyordu.

Ancak söz konusu anlaşma kısa sürede dağıldı. Analistler, İran'ın nükleer programını da kapsayan kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılmasının zaten zor olduğunu, savaşın taraflar arasındaki güven sorununu daha da derinleştirdiğini belirtiyor.

Chatham House uzmanı Sanam Vakil, mevcut durumun uzun süredir devam eden bir çıkmaza dönüştüğünü ve tarafların karşı tarafın taviz vermesini sağlamadan kendi stratejik kozlarından vazgeçmeye yanaşmadığını söyledi.

Vakil'e göre Trump yönetimi, ekonomik baskıyı kullanarak İran'ı zaman içinde taviz vermeye zorlayabileceğine inanıyor. Ancak Washington'ın önünde bunu diplomatik bir çözüme dönüştürebileceği sürenin sanılandan çok daha kısa olduğu belirtiliyor.

Bu pencerenin kapanması halinde ise ekonomik ve diplomatik baskının yerini yeni bir askeri tırmanışın alması riski bulunuyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok