Arama

Üçüncü Dünya Savaşı provası tamamlandı mı?

İsrail ve İran arasındaki ateşkes piyasaları bir nebze rahatlattı, ama jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanma devam ediyor. Türkiye’de TCMB’nin faiz indirimi bekleniyor, ancak dış ve iç belirsizlikler yüzünden ekonomide hızlı bir toparlanma zor görünüyor.

03 Temmuz 2025, 08:00 Güncelleme: 03 Temmuz 2025, 08:16

Dünya son yılların en ciddi jeopolitik risklerinden birini yaşıyor. Birçok yorumcu, yaşanan gelişmeleri adeta bir “üçüncü dünya savaşı”nın sinyalleri olarak değerlendirdi. Süreç, ABD’nin diplomatik girişimleriyle şimdilik bir ateşkesle sonuçlanmış görünüyor. 

Ateşkesin sağlanması sevindirici olmakla birlikte, bu krizin çok boyutlu ve kalıcı etkiler doğurabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Enerji piyasalarından finansal risk göstergelerine, bölgesel dengelerden iç politika yansımalarına kadar geniş bir etki alanı söz konusu. Bu yazıda, geçtiğimiz haftalarda yaşanan bazı gelişmelerin küresel ve yerel düzeydeki etkilerini ele alacağız. 

6 Haziran’da, İsrail’in İran’ın nükleer programına yönelik artan güvenlik kaygılarını gündeme taşımasıyla bölgedeki tansiyon hızla yükseldi. Bu gelişme, küresel petrol piyasalarında anında etkisini göstererek, Brent petrol fiyatını kısa sürede 66 dolardan 74 dolara yükseltti. 

Gerginlik, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ile daha da tırmanırken petrol fiyatı 77 dolar seviyelerine ulaştı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesin sağlandığına dair açıklamaları, piyasaları bir nebze rahatlatsa da fiyatlar 68 dolar düzeyine gerileyebildi. 

Şu an itibarıyla süreç, üçüncü dünya savaşı senaryolarından uzaklaşarak daha makul bir risk seviyesine inmiş görünüyor. Eğer bu gelişmeleri takip eden dönemde yeni bir şok yaşanmazsa, Türkiye ve dünya ekonomisi, haziran ayı başındaki baz senaryolara geri dönebilir. 

Ateşkes sonrası Trump’ın Çin’le müzakerelerinin nasıl sonuçlanacağına yönelik gelişmelere odaklanılacak. Anlaşmanın içeriğine ve kapsamına bağlı olarak eylül sonrası piyasalarda yeniden dalgalanma yaşanabilir. Makul bir anlaşma sağlanması ise piyasalar açısından olumlu bir gelişme olacak. Artan petrol fiyatlarının inmesi ve altının makul seviyelere gelmesi kısa vadede olumlu  görünüyor. 

Beklenti TCMB’nin faiz indirimi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bir an önce yeniden faiz indirme döngüsüne girmeyi hedefliyordu. Ancak önce 19 Mart’ta yaşanan iç siyasi belirsizlikler, ardından İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla artan jeopolitik riskler bu süreci geciktiriyor. Politika faizinin etkin olarak yüzde 46 seviyesine indirilmesinin ardından, haziranda beklenen faiz indirimi temmuza ertelendi. 

TCMB’nin bu tarihte yaklaşık 300 baz puanlık indirimle piyasalara olumlu sinyal vermesi bekleniyor. Özellikle reel kesimde, yavaşlayan ekonomik aktivite karşısında finansman maliyetlerinde düşüş beklentisi artmış durumda. Temmuzda olası bir faiz indirimiyle birlikte KGF destekleri yeniden devreye alınır ve kredi büyümesine yönelik bazı kısıtlamalar gevşetilirse, piyasalarda daha olumlu bir hava oluşabilir. 

Ancak tüm bu adımlar büyük ölçüde enflasyon verilerinde sağlanacak iyileşmelere bağlı görünüyor. Faiz indirimi sonrasında dolar/TL kuru bir miktar yükselme eğilimi gösterebilir ancak kurdaki volatilite daha çok ekonomi dışı gelişmelere, özellikle dış kaynaklı şoklara bağlı olacak. Kısa vadede ise TL cinsi faizler hâlâ cazip seviyelerde olduğu için, para piyasası fonlarında kalmak makul bir yatırım tercihi olmaya devam edebilir. 

Kısa vadede ne bekleniyor? 

Şimdilik ortadan kalkan İsrail-İran gerginliği, piyasalarda belirgin bir rahatlama sağlamış görünüyor. Bu jeopolitik riskin bertaraf edilmesiyle, ertelenen yapısal sorunlarımızdan biri olan gümrük tarifeleri konusu yeniden gündeme gelebilir. Küresel tansiyonun düşmesiyle Fed’in faiz oranlarında düşüş eğilimine girmesi de olası. 

Türkiye ekonomisinde ise zayıf büyüme eğilimi ve yüksek kredi maliyetleri kısa vadede kolay kolay değişmeyecek görünüyor. Ancak yaz aylarında TCMB’nin faiz indirim döngüsüne başlaması muhtemel. Bununla birlikte hem iç hem de dış siyasi belirsizliklerin önemli ölçüde ortadan kalkmadığı bir ortamda, kalıcı ve hızlı bir toparlanma ihtimali sınırlı kalacaktır. 

Bu nedenle, yatırımcı açısından kısa vadeli TL varlıklarda kalmak hâlâ makul ve görece güvenli bir tercih olarak öne çıkıyor. Daha riskli yatırım araçlarına yönelmek içinse piyasa koşullarında belirgin bir istikrar sağlanması, belirsizliklerin azalması ve özellikle İsrail-İran gerginliğinin tamamen sona ermesi gerekiyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok