Prof. Dr. Yusuf Menceloğlu’nun üniversite laboratuvarlarında doğan fikirleri şirketleştirdiği beş girişimi var. Kariyerinin erken dönemlerinde ABD ve Japonya’da edindiği deneyimler, aileden gelen ticaret refleksiyle birleşince ortaya “derin teknoloji” (deep-tech) çizgisinde bir girişimci-bilim insanı profili çıkmış. “Ticaretten gelen bir ailenin çocuğuyum. Ailem iflas etti. Ben bunun üzerine yüksek lisans ve doktora yaptım” diyor Prof. Menceloğlu.
2000’de Sabancı Üniversitesi’ne katıldığında yalnızca ders veren değil, araştırma yapıp topluma doğrudan katkı üretmek isteyen bir akademisyen olarak laboratuvar altyapısına yatırım talep etti. Sabancı Vakfı’nın desteğiyle 2001’de malzeme ve elektronik programlarına yapılan 4 milyon dolarlık altyapı yatırımı, nanoteknolojide öncü çalışmaların önünü açtı. 2001’de Türkiye ekonomi ve siyasette zor bir dönemden geçerken, kurulan ekosistem, yıllar içinde çok sayıda girişimin filizlenmesini sağladı.
Menceloğlu’nun araştırmaları, 2005’te TÜBİTAK’ın sağladığı fonlarla büyüdü. Ardından Kalkınma Bakanlığı ve Sabancı Vakfı iş birliğiyle kurulan Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) ile Kordsa işbirliğiyle kurulan Kompozit Mükemmeliyet Merkezi, toplamda 77 milyon dolarlık yatırımla Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemine önemli bir katkı sağlayan önemli bir merkeze dönüştü.
Bu altyapıların son yıllardaki en görünür çıktısı, Menceloğlu’nun odağını çevirdiği tarım teknolojileri oldu. ANT Systems, tarımda su ve kimyasal kullanımını azaltan, toprak sağlığını iyileştiren nanoteknolojik çözümler geliştiriyor. Şirket Hollanda merkezli, üretim ve operasyonlarını Gebze ile Tuzla’da sürdürüyor ve 2024 itibarıyla Tuzla Kimya Sanayicileri Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllık bin 500 ton kapasiteli bir tesisin açılışına hazırlanıyor. İlk ürün ailesi, kurak bölgelerde suyun “akıntı/derine sızma” ile kaybını azaltan ve sulama aralıklarını ciddi ölçüde uzatan biyobozunur hidrojeller. Mantık basit: Kendi ağırlığının bin katı kadar su tutabilen biyobozunur polimer şişer, suyu depo eder ve bitkinin ihtiyacına göre yavaşça serbest bırakır; polimer zaman içinde doğada parçalanır.
Tarım için biyobozunur hidrojel: Toprağa karıştırıldığında kendi ağırlığının yaklaşık 1000 katı suyu depolayıp 28–30 gün kontrollü salım yapıyor; su israfını azaltıyor, verimi koruyor.
Şirket, 2023’te tamamlanan tohum turunda 1,25 milyon dolar yatırım alarak 25 milyon dolar değerlemeye ulaştı; 2025 sonunda Seri A turunda 50 – 60 milyon dolar değerleme, 2026’da 25 milyon dolar ciro hedefliyor. İhracata Peru ve Irak’la başlayan ANT Systems, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (GCC) bölgesinde distribütör ağını kurdu.
Menceloğlu’nun liderlik modeli kadar organizasyon tasarımı da dikkat çekiyor. Operasyonel çekirdekte 15 kişilik bir takım; CEO Can Yurdakul ve CIO Senem Seven bulunuyor. Menceloğlu’nun kendisinin de küçük ortak olduğu şirkette, master ve doktora öğrencileri de kurucu ortaklar arasında yer alıyor. Menceloğlu “Ekip iyi olursa girişim başarılı olur” diyor.
ANT Systems’in büyüme hikayesi bir başarı örneği olsa da, Menceloğlu açık sözlülükle bu tür girişimlerin neden nadir görüldüğünü söylüyor. “Türkiye’de üniversite-patent-girişim üçgeni hâlâ sancılı bir süreçle ilerliyor.” Hukuki altyapının yetersizliği, fikri mülkiyet haklarının etkin korunamaması ve yatırımcı - mucit ilişkilerindeki güvensizlik, sistemin başlıca problemleri arasında. Bir diğer eleştirisi ise teknokentler ve teşvik sistemine: “Vergiden muaf olmak için hâlâ ‘kart basmak’ gerekiyor” diyor.
Menceloğlu ekosistemin finansman gerçeklerini de açık konuşuyor: Türkiye’de risk sermayesi beklentileri genellikle kısa vadeli. Oysa kimya, malzeme, sağlık gibi derin teknoloji dikeylerinde ürünleşme döngüsü beş – yedi yıl. ANT Systems’in kuruluşunda ilk 250 bin dolar “friends & family” (yakın çevre) modeliyle geldi, kurumsal VC’ler ise daha temkinli kaldı. Ona göre bu tip girişimler için “başlangıç çeki” en az 5 milyon dolar olmalı.
Laboratuvardan start-up’a: Mucit patronlar / Haber Detay - Tıkla Oku