65 yıl önce Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan Marcus Aurelius heykeli, geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi ile yürüttüğü işbirliği sonucunda Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonundan teslim alınarak ülkemize getirildi.
Marcus Aurelius sıradan bir imparator değil. Liderlik ve yönetim üzerine hâlâ geçerliliğini koruyan fikirlere sahip bir düşünür. Bu nedenle heykelinin ülkemize geri dönmesi kültürel bir kazanım olmanın ötesinde; günümüz liderlerinin ilham almak için izini sürebilecekleri düşünsel bir miras olma fırsatını sunuyor. Öyleyse gelin biz de birlikte bu izin peşinden gidelim.
MS 161 - 180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nu yöneten Marcus Aurelius’un iktidarda olduğu dönemde Roma, hem içeride salgınlar hem de dışarıda Germen istilalarıyla sarsılıyordu. Tüm bu krizlere rağmen yönetiminde sergilediği ölçülülük, direnç ve sorumluluk bilinci, Aurelius’u Roma’nın “beş iyi imparatorundan biri” yaptı. Peki yaklaşık 2 bin yıl önce yaşamış bir imparatoru ölümsüz kılan şey ne?
Marcus Aurelius, gücün yozlaştırmadığı liderlerden biriydi. Stoacı felsefeye, yani duyguların değil aklın rehberliğinde bir yaşam sürülmesi gerektiği inancına sıkı sıkıya bağlıydı. Bu anlayışı hem kişisel hayatına hem de imparatorluk yönetimine uyguladı. Ancak bununla da yetinmedi. Savaş cephelerinde kaleme aldığı kişisel notlarından oluşan ve Türkçe’ye “Kendime Düşünceler” olarak çevrilen “Meditations” eseriyle liderlik felsefesini günümüze ulaştırdı. Paylaştığı düşünceler o kadar geçerli ki bugün hâlâ en çok okunan kitapların başında geliyor ve siyasetçilerden CEO’lara, sporculardan komutanlara kadar işi zor kararlar vermek zorunda olan liderlere ışık tutuyor.
İşte Marcus Aurelius’un liderlik ve yönetim felsefesinin özünü oluşturan üç temel ilke:
Kendine Hakimiyet: Marcus Aurelius’a göre liderlik, başkalarını yönetmeden önce kendini yönetmekle başlar. Gerçek güç, dış dünyayı kontrol etmekte değil, zihinsel tepkilerini yönetebilmekte yatar. Bu nedenle öz disiplin, gerçek liderliğin ön koşuludur.
“Dışarıdaki olaylar üzerinde değil, yalnızca kendi zihnin üzerinde hâkimiyetin var. Gücü ancak bunu fark ettiğinde bulursun. (Meditations 6.8)”
Geçicilik Bilinci: Bir liderin dünyayı doğru değerlendirmesi için her şeyin geçici olduğunu hatırlaması gerekir. Mevki, servet, ün… Hepsi gelip geçer. Kalıcı olan tek şey karakterdir. Ve bu da liderin gerçek sermayesidir.
“Yakında ölmüş olacaksın. Ve şu anda önemsediğin hiçbir şeyin bir önemi kalmayacak. (Meditations 4.6)”
Görev Bilinci: Stoacı liderlik anlayışında herkesin bir görevi, bir rolü vardır. Liderlik, bir ayrıcalık değil bir sorumluluk meselesidir. Görevi ne olursa olsun, işini en iyi şekilde yapmak hem doğaya hem de topluma karşı bir yükümlülüktür. Çünkü erdem, eylemle ölçülür.
“Bitkilere, kuşlara, karıncalara, örümceklere ve arılara baksana… Hepsi kendi işini yapıyor. Peki sen, bir insan olarak görevini yapmaktan neden kaçıyorsun? (Meditations 5.1)”
Marcus Aurelius’un heykeli geri döndü. Ama asıl mesele, onun fikirlerinin liderlerin zihinlerine dönüp dönmeyeceği. Çünkü liderlik hâlâ kendine hakim olmakla, bu dünyada geçici olduğumuzu bilmekle ve görevini en iyi şekilde yapmakla başlıyor.
Stoacılık felsefesinin ve Marcus Aurelius’un liderlik anlayışının günümüze uyarlanması konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenler, uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yapan Ryan Holiday’in kitaplarına ve videolarına göz atabilir.