Sierra Nevada Şirketi’nin (SNC) başkanı ve kurucu ortağı Eren Özmen, Sheraton Denver Downtown Hotel’in balo salonunda, pop-funk müzikle sahnede tek başına, gülümseyerek dans ediyor. Nisan ayı başlarında bir sabah, Sierra Nevada’nın yıllık “Liderlik Forumu”nun açılışında, Özmen 6 metrelik dev LED ekran önünde el çırpıyor ve salondaki yaklaşık üç yüz çalışanı kalkıp beraber dans etmeye çağırıyor.
Çalan şarkı Pharrell Williams’ın “Happy”si. Şarkının adı Özmen’in de ruh halini yansıtıyor. 1994’te eşi Fatih’le birlikte satın aldıkları havacılık ve uzay savunma şirketinin, ABD Hava Kuvvetleri’nin gelecek nesil Doomsday (Kıyamet) uçaklarını geliştirmek için açtığı prestijli ihaleyi kazanacağına kesin gözüyle bakıyor. Bu güçlendirilmiş uçan komuta merkezleri, olası bir nükleer savaşta veya asteroit çarpması gibi başka bir felaket halinde, üst rütbeli askerler ve devlet yöneticilerinin kullanımına tahsis edilecek.
Beklendiği gibi, 22 gün sonra, 26 Nisan’da SNC ihaleyi alıyor. Gelecek yılın şarkısı ne olur? “Aklımdan geçen şarkı, ‘We Are The Champions’ (Şampiyon Biziz)” diyor Özmen.
Sierra Nevada’nın Doomsday uçak projesi, 2 milyar dolarlık frma için kuantum sıçraması gibi bir adım. Başkan Eren Özmen şöyle diyor: “Böyle muazzam bir iş üstlenmek elbete insanı geriyor ama heyecan verici bir iş bu, değil mi?”
12 yıllık sözleşmenin değeri 13,1 milyar dolar. Özel bir şirket olan, geçen yıl ancak 2 milyar dolar gelir beyan eden SNC için çok şeyi değiştirecek bir hamle bu. Nevada’da, Reno’nun dış kesimlerinde bulunan şirket uzun zamandır uzay ve havacılık savunma sektörünün orta büyüklükte firmalarından biri ve sektörün beş devinin fersah fersah altında. Devlerden Lockheed Martin’in geliri 67,6 milyar dolar, Northrop Grumman’ınkiyse 39,3 milyar dolar. 77,8 milyar dolar satış rakamıyla SNC’den neredeyse 40 kat büyük Boeing, mevcut dört E-4B uçağını (yani “Doomsday”leri) 1970’lerde üreten firma olarak, bu ihalenin de favorisiydi. Boeing bu uçakları ürettiğinden beri uçakların yıllık yaklaşık 150 milyon dolarlık bakım ihalelerini alıyor. Ayrıca firmanın dört motorlu 747-8 jumbo jetleri de yeni nesil Doomsday’ler için en uygun model olarak görülüyor. İhaleyi hangi firma alırsa alsın, daha önce kullanılan sekiz Boeing jetini modifiye edecekti. SNC’nin kazanması biraz sürpriz oldu. Amerikan Girişimcilik Enstitüsü AEI’dan savunma sektörü analisti Todd Harrison’ın ifade ettiği gibi, “Bu tabloyu gören, ‘Eh, tabii ki ihale Boeing’e gidecek’ derdi.”
“Akıllıca riskler almak çok önemli” diyor Özmen. SNC’yi ülkenin savunma sanayinde bir kadının sahip olduğu en büyük üstlenici haline getirirken kendisi de aynen böyle davranmış. “Girişimci olmanın büyük kısmı risk almaktır. Risk almıyorsanız aslında sadece olan biteni takip ediyorsunuzdur – lider siz değilsinizdir.”
Doomsday Projesi veya resmî adıyla “Hayatta Kalacak Hava Operasyon Merkezi” (Survivable Airborne Operations Center) ihalesi, hem teknik hem de idari zorluklarla dolu. Özmenler Boeing’in yerine bu işi kapmak için projenin küçük bir kısmını sabit ücretle gerçekleştirmeyi, oluşabilecek fazla maliyeti kendileri üstlenmeyi kabul etmek durumda kaldı. Bu maliyetler gözünü yükseklere dikmiş şirketi zorlayabilir. Ne de olsa, tam da böyle bir sözleşme şartı ABD başkanlık uçağı Air Force One’ın bir türlü tamamlanamayan yeni modelinin üretimi için Boeing’in bilançosunda 2 milyar dolarlık (ve büyümeye devam eden) bir delik açmıştı. Fakat arada olumlu bir fark var: O sözleşmenin aksine SNC’nin sözleşmesinde sabit ücretlendirme üretim aşamasıyla sınırlı olacak yani firma daha fazla belirsizlik taşıyan tasarım aşamasında beklenmedik maliyetler üstlenmek durumunda kalmayabilir.
“Yerleşik firma” -ihaleye katılan diğer tek firma olan Boeing- “projeye yenilik getirmek, maliyetleri azaltmak veya süreci kısaltmakla pek ilgilenmedi” diyor Özmen. “Bizse yenilikçilikte sınır tanımayışımızla ün salmaya başladık. Bence ihaleyi bu sayede aldık.”
Zamanlama da SNC’nin lehineydi. Boeing, ticari uçak 737’de yaşanan ve basında bolca yer alan sorunlarının yanı sıra, para tuzağına dönmüş durumdaki çok sayıda savunma sanayi sözleşmesinin altında eziliyor. Kısacası, Virginia Arlington merkezli dev firma, ihalede agresif teklifer yapacak halde değildi ve Hava Kuvvetleri’nin, değerli fikri mülkiyet haklarından feragat etmeyi de içeren ağır ihale şartlarını göz ardı eden bir teklif verdi. Bunun üzerine de ihaleden elendi.
Morningstar’ın havacılık ve uzay sektörü analisti Nicolas Owens, Boeing’in bu hamlesi için “Size para kaybettirecek bir ihaleyi kaybettiyseniz aslında kazanmış sayılırsınız” diyor. “Hava Kuvvetleri için dört tane Doomsday uçağı üretmekte ustalaşırsam, bu bana ne gibi bir özellik kazandırır? Belki dört uçak daha yaparım, ama iş orada kalır. Başka kimse bu uçakları almaz ki. Bir tane de Jef Bezos alacak değil, inanın.”
Fakat Doomsday Projesi, Özmen ve eşinin profillerini yükseltecek ve isimlerine değer katacak. İkisi de 66 yaşında olan Eren ve Fatih Özmen, SNC’nin yüzde 87’sine sahipler (Eren’in payı biraz daha fazla) ve ikisinin hisselerinin toplam değeri 7,8 milyar dolar. Bu iş en iyi ihtimalle onları havacılık ve uzay sektörünün birinci ligine doğru hızla yükselişe geçirecek. En kötü ihtimalle büyüme planlarında yıllarca geriye düşmelerine yol açan yüksek maliyetli bir felaket olacak.
Fatih Özmen CEO olarak strateji ve büyümeye odaklanıyor (aynı zamanda başkan olan Eren ise idare ve finans konularını takip ediyor). Pandemiden hemen önce Fatih Özmen, genellikle uzay - havacılık ve savunma sektörünün “en üst düzey” şirketlerinin aldığı işler için onlarla rekabet vaktinin artık geldiğine karar vermiş. “Yönetici kadromuzu, beş yıl içinde SNC’yi iki katına çıkarmanın yollarını bulmaya davet ettim” diye anlatıyor. Ekip böylece Doomsday ihalesini gözüne kestirmiş. Özmenler 2020 yılının ilk haftalarında Hava Kuvvetleri’yle bu proje hakkında görüşmeye, sonra da bu konuya para yatırmaya başlamış. Hem de çok para. Özellikle yapay zeka ve dijital modelleme üstünde durarak SNC’nin dijital altyapısını modernleştirmeye 175 milyon dolar harcamışlar (harcamaya da devam ediyorlar). Arkasından, daha ihaleyi kazanmadan, 100 milyon dolardan fazla yatırımla Ohio’da, Dayton’daki Hava Kuvvetleri üssü yakınlarında 747 uçağına uygun büyüklükte bir hangar inşa ettirmişler.
Özmen'lerin 2021'de yan şirket olarak kurduğu Sierra Space, gelecek yıl uzaya gönderilmesi düşünülen uzay aracı “Dream Chaser”ı geliştiriyor.
Özmenler uçak modifikasyonunun çetrefilli yönlerine hiç yabancı değil. Artık ABD vatandaşı olan çift Türkiye’de doğdu. Ankara’da tanışmışlar, Reno’da Nevada Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimini birlikte almışlar. Eren Özmen öğrenim ücretinin bir kısmını, o zamanlar 20’den az çalışanıyla savunma sektöründe ufak bir firma olan SNC’de temizlik yaparak karşılıyormuş. 1980’lerde Eren mali raporlama müdürü, Fatih Özmen de stajyer mühendis olarak bu şirkette çalışmış. Şirketin bir dizi mali krizi güçlükle atlatmasına tanık olduktan sonra evlerini ipotek ettirerek şirketi satın almaya karar vermişler ve SNC’yi 5 milyon doların altında bir fiyata almışlar.
NASIL OYNAMALI? William Baldwin Silah üreticileri yaptıkları işten utanıyor mu? Ticari imajlarını değiştiriyor, herhalde daha iyiliksever görünmeye çalışıyorlar, ama yine de pek beğenildikleri söylenemez. Dolayısıyla hisseleri makul fyatlı. Şimdi RTX adını alan Raytheon, uzay çağına ait savaş ekipmanları yapıyor, ticari pazar için de uçak motoru ve kokpit elektronik ürünleri üretiyor. 158 milyar dolarlık piyasa değeri, beklenen kazancın 20 katı kadar. Firmanın Atlantik’in diğer yakasındaki muadiliyse Thales, ya da eski adıyla Thomson-CSF. İşletme, Fransa Hükümeti ve Dassault Havacılık Şirketi tarafından yönetiliyor ama görüldüğü kadarıyla kâr payını azaltmak veya kamu hisselerinin değerini düşürmek ikisinin de çıkarına uygun değil. Thales hisseleri Paris’te, beklenen kârın 15 katı fyatla işlem görüyor. William Baldwin Forbes’un yatırım stratejileri yazarıdır.
SNC’nin uzmanlığı, mevcut hava araçlarını yeni teknolojilerle entegre etmek ama şirket daha çok, Özmen’lerin 2021’de bir yan şirket olarak kurduğu, uzay sektöründe faaliyet gösteren Sierra Space ile tanınıyor. Sierra bugünlerde, gelecek yıl uzaya gönderilmesi düşünülen kendi uzay aracı Dream Chaser’ı geliştirmekle meşgul. Jef Bezos’un Blue Origin firmasıyla birlikte çok büyük bir plan üstünde çalışıyorlar: Amaçları şimdiye kadar insanoğlu tarafından üretilmiş en pahalı cisim olan, 150 milyar dolarlık Uluslararası Uzay Üssü’nün (ISS) yerini alacak bir uzay üssü yapmak. Sierra Space yatırımcılardan 1,7 milyar dolar topladı; son olarak Eylül 2023’te bu işe 5,3 milyar dolar değer biçildi. ABD Savunma Bakanı’nın uçuşlarında sık sık kullanılan dört E-4B Doomsday uçağının filo komutanı Albay David Leaumont, uçakların “sağ kalmaya yarayacak sürekli, kesintisiz iletişimi” sağlamak için tasarlandığını anlatıyor. “Biz bunu sürekli yapıyoruz. Mesele sadece kötü gün meselesi değil.” Uçaklarda bulunan 40’tan fazla ayrı iletişim sistemi, olası bir nükleer saldırıda çevredeki bütün elektronik cihazları yakıp kavuracak elektromanyetik atıma dayanıklı. 50 yıldır kullanılan, saatlik uçuş maliyeti 140 bin dolar olan bu uçakların her biri 111 kişilik. İçeride konferans salonları ve savaş istasyonları da var ve birkaç dakika içinde havalanabiliyorlar. Gelgelelim uçaklar kullanım ömürlerinin sonuna yaklaşıyor. SNC’nin görevi, sonraki nesil Doomsday’leri 2036 itibarıyla uçuşa hazır hale getirmek.
Orijinal uçağın tasarım verileri hâlâ Boeing’e ait, dolayısıyla SNC kendinden büyük rakibine iyi davranmak zorunda; metal yorgunluğu veya bir parçayı geri monte etmenin en güvenli yolu gibi konularda Boeing’e danışmak için ödeme yapması da gerekebilir. (SNC, uçağın bir “dijital ikizini” oluşturacak tarama teknolojisi sayesinde Boeing’in fikri mülkiyet haklarıyla temasının minimum düzeyde kalmasını bekliyor.) Üstelik SNC’nin projeden buna benzer bir gelir elde etme ihtimali yok. Sözleşme kapsamında firma, projeden fikri mülkiyet hakkı almamayı taahhüt etti. İşin fikri mülkiyet hakları Hava Kuvvetleri’nde olacak, yani Hava Kuvvetleri sistemlerin korunması ve güncellenmesi işini rahatlıkla başka bir yükleniciye devredebilir. Çok konsolide bir sektör olan savunma sanayinde böyle bir “açık sistem” yaklaşımı oldukça sıra dışı; şirketler genellikle fikri mülkiyet haklarını ellerinde tutarak devleti kârlı bir alan olan bakım ve danışmanlık işini hep onlara vermeye mecbur ediyor.
Uzun zamandır havacılık ve uzay sektörü analisti olan Loren Thompson, “sektör işte böyle değişiyor” diyor. “Alana yeni bir oyuncu girer, alışılmışın dışında hamleler yapar ve şansını denemeye isteklidir. Bir de eski oyuncu vardır, yeni gelenin sunduğu şartlara uyum sağlamak zorunda kalmak hiç işine gelmez, buna direnir.”
Özmen, bu ihale SNC’nin şimdiye kadar aldığı en büyük ihale olduğundan, Hava Kuvvetleri’nin kendilerine kapsamlı şekilde rehberlik edeceğini anlatıyor: “SNC’nin böyle bir işe ilk kez giriştiğini anlıyorlar. Başarılı olmamızı istiyorlar.” SNC ayrıca Lockheed ve General Electric gibi deneyimli alt yüklenicilerden de destek alacak. Ayrıca şirket, hava taşıtı modifikasyonu konusunda gizlilik taşıyan siparişleri yerine getirmekte onlarca yıllık tecrübeye sahip. Morningstar’dan Owens, “Aslında bu tam onlara göre bir iş olabilir” diyor.
SNC programın erken aşamadaki kilometre taşlarından birkaçına ulaştı bile. Mesela Dayton’da yapılacak en az dört adet 8 bin 350 metrekarelik hangarın ikincisini inşa edip, Kore Havayolları’ndan satın alınan beş adet kullanılmış 747-8’in ilkini yeni tesislere getirdiler. Diğer dört uçaksa hâlâ yolcu taşımacılığında kullanılıyor, günlük olarak örneğin Seul’den Atlanta’ya uçuyorlar ve günün birinde bu uçaktan ABD’nin nükleer savaş harekatının koordine edilme ihtimali, şimdiki yolcuların aklından bile geçmiyor.
SNC bir terslik olmazsa bu büyük ihalenin daha pek çok işin kapısını açmasını umuyor. Bunlardan biri de Doomsday uçağının Deniz Kuvvetleri versiyonu. Ocak ayında açıklanacak bu ihaleyi kazanmak için SNC, Northrop Grumman ile rekabet edecek. Firma şimdiden dikkate değer birtakım ihaleleri almaya başladı, mesela ABD Ordusu için uzun menzilli casus uçaklar geliştirmek üzere 1 milyar dolarlık bir anlaşma yaptı. Hedef, 2025 yılı itibarıyla 4 milyar dolar gelire ulaşmak ve 2030’da şimdikinin üç katı büyümüş olmak.
“Bu büyüklükte bir programın altından kalkabileceğinizi bir kere kanıtladıktan sonra onun gibi on iş daha gelecektir” diyor Özmen. “Bizim için işler her zamanki gibi olmayacak.”
TD Cowen’da uzay ve havacılık sektör analisti Cai Von Rumohr ekliyor: “Besin zincirinde üst basamaklara tırmandıkları çok açık.”
Son söz: “Savaş! Neye yarar? İş dünyasına yarar." — Billy Bragg