Arama

Fark yaratanlar: Ömer Malaz

“Butik üretimi bilmem” diyen aileden sanayici Ömer Malaz, Türkiye’nin ilk seri üretim yat inşaası yapan Numarine’i kurduğunda büyük risk aldığına inanıldı. Bugün Numarine, cirosunun yüzde 65’ini ABD pazarından elde eden bir fabrika.

Fark yaratanlar: Ömer Malaz
Ergun Candemir

Türk yat üreticisi Numarine’i rakiplerinden farklı kılan iki önemli dönüm noktası var. Seri üretimdeki başarısını kanıtlaması ve 2015 yılında tanıtılan XP serisiyle kendini ABD’de çok niş bir pazarda kabul ettirmesi. Üçüncü dönüm noktası… O da ‘explorer tipi yatlarda dünyada bir numaraya yükselme’ hedefine ulaşmak olacak. Ki bu da Ömer Malaz için erişilemez bir hedef gibi durmuyor. Zira daha 2002’de, yat endüstrisi profesyonellerinin “Türkiye’de seri imalat mümkün değil, biz butik üreticiyiz” dediği bir dönemde, Numarine’i ‘bir fabrika’ olarak kurguladı. 

Ömer Malaz böylece sadece kendi markası için değil Türkiye yat endüstrisi için de önemli bir adım atmıştı. Devamı tüm endüstri profesyonelleri tarafından merakla takip edildi. Butik üretimde bu kadar başarılıyken “seri imalat yapamayız” denmesi de boşuna değil. Dünyaya hakim olan seri üretim yat markaları satış hacimleri gereği, her türlü inşa ve sarf malzemesini daha ucuza alabiliyor. Bu da onlarla fiyat rekabetine girmeyi zorlaştırıyor. 

Ömer Malaz ise ‘olmaz’lara aldırmadan hemen herkesin -en azından 35 yaş üstünde olanların- bildiği ve hayatına dokunduğu bir marka ve ailesinin sanayicilik geçmişinden aldığı güçle işe koyuldu. Neredeyse tüm Türkiye’nin kibrit ihtiyacını karşılayan ‘Yak Malazlar’ fabrikasında çocukluğunu geçiren Ömer Malaz, her şeyin seri üretimle daha nitelikli hale geleceğine inanıyordu. Numarine ilk yıllarında 15 - 25 metre aralığında tekneler inşa etti, böylece “explorer” serisine başladığı güne kadar imalat sistemini oturtmuş oldu.

Seri üretim yat inşasının Türkiye’de de yapılabileceğini kanıtlayan ilk marka Numarine olsa da onun ardından seri imalatta güçlü bir marka daha geldi: 2006’da üretime başlayan Sirena Marine. İki şirket 2010’lu yıllarda başarılı seri üretim yatlar inşa ettiler. Butik süperyat inşasından çok farklı bir kulvarda, “olmaz” denen şeyi gerçekleştirerek ‘yeni dünya’nın kapısını açtılar. Her iki marka da farklı tekne tarzlarıyla kendilerine ABD’de bir pazar yarattı ve yeni girişimcilere ilham verdi. Özellikle süperyatta tüm markalar butik üretim yaparken Sirena ve Numarine’in varlığı endüstriye yenilikçi bir boyut kattı. Ömer Malaz, “Türkiye hâlâ proje bazlı ilerlediğinden ilk yıllarda Türkiye’nin iyi seri imalat tekne yapabileceğine inandırmak için olağanüstü bir çaba sarf ediyorduk. Tekneyi değil, Türkiye’yi pazarlıyorduk. Öte yandan herhangi bir İtalyan markası bugün marka algısı ile hiç uğraşmıyor. Sirena’nın da yaptığı başarılı işler sayesinde şimdi bu konuda daha rahatız. En azından seri üretim yapılamayacağı düşünülmüyor artık.”

Fikri mülkiyet işin temeli

Ömer Malaz, babasına ait olan Malazlar Kibrit fabrikasında geçen çocukluğunun ardından yine bir aile firması olan Kartonsan’da çalışmış. Aslında ailenin tümü sanayici; zira anne tarafı da sanayi elektrik motorları üreticisi Gamak’ın sahibi. Ömer Malaz, aile şirketlerinde geçen yılların ardından kurduğu dijital para kasası işini yedi - sekiz yıl çalıştırmış. Çocukluğundan bu yana sandaldan motoryata çeşitli teknelerin sahibi olan Malaz, nihayetinde denize olan tutkusunu işe dönüştürmeye karar vermiş. 2000’lerin başında seri üretim tekne yapabileceğine ‘başka türlüsünü bilmediği için’ inandığını söylüyor. “Günde 4 milyon kutu kibrit üretirken Kartonsan’da yılda 5 bin ton karton çıkartırdık fabrikadan. Sonra yılda 40 bin adet kasa üretmeye başladım. Dolayısıyla ben butik iş yapmayı bilmiyorum. Hâlâ öyle. Turquoise Yachts’ın çok başarılı bir firma olduğunu biliyoruz ancak senede iki yat teslim edemiyor. Elbette bir yatı bize göre servet, bir yıllık ciromuzu tek tekneyle yapıyor. Ancak biz farklı bir hedefle yola koyulduk ve kendi pazarımızı yarattık.”

Seri imalatın daha kaliteli olduğu düşüncesinde: “Tekneyi ne kadar hızlı yaparsak o kadar iyi. 22 - 26 metre yatlarımızı sekiz ayda tamamlıyoruz ki butik üretimde iki yıla varan inşa süreleri söz konusu. Yeni projemiz 30XP’yi de sekiz ayda yapacağız. Ancak 32 - 45 metre arasındaki yatlarımızın gövdesi çelik olduğundan üretimi 18 ay sürüyor. Çünkü sadece çelik işi sekiz - dokuz ayda tamamlanıyor, gövde buraya geldiğinde kalıptan çıkan üst yapıyı yerleştiriyoruz.”

Başarının sırrı sadece zaman ve işçiliğin verimli kullanılmasında yatmıyor. “Bugün 30 metre üstünde iyi bir proje yaratmak için 2 milyon euro gibi bir parayı işin sadece fikri mülkiyetine yatırmanız gerekiyor. Henüz tekneyi yapmaya başlamadan… E bu maliyeti bir tekneye amorti etme imkanı yok. O yüzden bir yattan tek bir adet üretilecekse kimse projeye, çizime milyonlar yatırmıyor. Haliyle seri imalatla beraber proje ve ürün kalitesi de artıyor. Her teknede, aldığımız geri bildirimlerle ve deneyimlerimizle öncekilere göre iyileştirmelerimiz oluyor. Bu da seri imalatın getirdiği bir başka avantaj.” 

Numarine, gövdesi çelik de olsa 45 metreye kadar olan yatlarını dahi seri üretim sistemine yerleştirmeyi başardı. “30 metre üzerindeki yatlarda alt gövdeyi çelik, üst gövdeyi ise GRP’den yapıyoruz. İlk başladığımız zamanlarda çelik işini bilmiyorduk. O nedenle bu alanda deneyimli yat inşa mühendislerinden olan İbrahim Karataş’tan danışmanlık almaya başladık. Hâlâ da birlikte çalışıyoruz. Başlarda İbrahim ‘37 metre bir tekneden seri satamazsın’ diye itiraz ediyordu. Sen bütün hesaplarını tek teknelik değil, seri imalata göre yap dedim. İbrahim Karataş geçenlerde, ‘İnanamıyorum, 17’ncisini yapıyoruz şu anda’ dedi.” 

Ömer Malaz’a göre dünyada explorer tekne yapan markalar içinde bilinirlik bakımından ilk beşte, iş hacminde en üstte yer alıyorlar. “Aralarında bizim gibi senede ortalama 30 metre ile 10 tane yapan yok. Biz zaten Boat International’ın Global Order Book’unda sipariş defteri en dolu ilk 20 markadan biriyiz. Listenin bizden üst kısmında başka explorer üreticisi yok.” 

Numarine 30XP

Farkı yaratan XP serisi 

Bugüne kadar 170 tekne inşa eden Numarine, ABD pazarının kalbini, 2015 yılında üretimi başlayan XP serisiyle kazandı. Markanın 60 milyon euro’luk cirosunun yüzde 65’i geçen sene Amerika’dan geldi. “Dünyanın en büyük pazarı Amerika, dolayısıyla şaşırmamak lazım” diyen Malaz, Teksas’tan da Boston’a ABD’nin her yerinden müşterileri olduğunu, birçoğunun teknelerini Florida’da kullandığını söylüyor. Numarine, ABD’de ve tüm dünyada uzun bir süre daha XP serisiyle devam etmeyi planlıyor. Zira dünyada sadece explorer tipi tekne yapan çok fazla marka yok. İtalyan Cantiere Delle Marche klasik explorer tarzını en iyi temsil eden markalardan biri ancak üretim kapasitesi Numarine’den daha düşük. “Her ‘explorer’ temel ölçütleri karşılamıyor. Birçok seri imalat markası explorer benzeri modeller yapıyor. Ama baktığınız zaman su altının gelişi, formu, teknenin ağırlığı ve kullanılan malzeme olarak explorer oldukları söylenemez. Bence dünyada diğer tip teknelere ilgi azalıyor. Hem deplasman gövde hem de standart seri imalat ile burada bir niş yakaladık” diyor Ömer Malaz. 

Explorer yatlar, dünyada değeri yükselen bir tarz zira gövde yapısı nedeniyle ciddi bir hacim sunuyorlar. Bu özellik, iyi tasarımla birleştiğinde çok geniş ve aydınlık mekanlar anlamına geliyor. Explorer tekneler iyi bir şekilde inşa edildiğinde daha sessiz ve vibrasyonsuz seyir sağlıyor. Dolayısıyla ev konforunu denize taşıyor. Ancak bundan da önemlisi yakıt verimliliği. “Kirli endüstrinin ‘nispeten temiz’ yatlarını üretiyoruz” diyen Ömer Malaz, “Bir dönem, 24 metre bir teknem vardı, Bodrum’a gidene kadar 22 ton mazot yaktık. Hacim olarak yaklaşık yüzde 80 daha büyük bir tekne olan 26 XP ile aynı rotada 7 ton harcadık. Saatte 700 litreden düşüyorsun 45 litreye. Ciddi fark var; paraya yazık, çevreye yazık. Başka tekne tiplerinde böyle bir yakıt verimliliği yok” diye farkın altını çiziyor. 

İlk gövdeyi kendisi için yaptıran Ömer Malaz, kullanım süresince enerji verimliliğini test etmek istiyor. “Standart explorer’a göre yüzde 20 daha az tüketim hedefliyoruz. Özellikle demir yerinde jeneratöre ihtiyaç olmayacak ki bu da mekanik gürültü duymadan doğayı yaşamak demek.”

Üst sınır 45 metre

500 groston üstündeki yatlar için farklı mevzuatlar söz konusu olduğundan Ömer Malaz bu alana girmemeyi tercih ediyor ve hatta “Bugün 45 metreliğin denizcilik, geniş alanlar ve lüks adına sunamayacağı hiçbir şey yok” diyor. Can Yalman’ın ana tasarımcısı olduğu Numarine XP serisinin gemi inşa mühendisi, İtalyanların önde gelen isimlerinden Umberto Tagliavini. Enerji sistemleri Energy Solutions’a ses ve vibrasyon mühendisliği ise Silent Line’a ait. Türkiye ve Avrupa’dan en iyi profesyonelleri bir araya getiren Numarine, müşteri isteğiyle gövdede değişiklik yapmıyor. İç yerleşimde sadece bir - iki alternatif sunan Numarine yatlarının dekorasyonunda birçok şeyi tekne sahibi kendisi belirleyebiliyor. 300 kişinin çalıştığı Numarine, mobilya, paslanmaz, döşeme, GRP döküm işerinin tümünü kendi bünyesinde yapıyor, çelik işini dışarı veriyor. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok