Deutsche Bank analisti Yiğit Onay tarafından yayımlanan değerlendirmede, TCMB’nin son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini değiştirmemesinin piyasa beklentileriyle uyumlu olduğu belirtildi. Analist, kararın TCMB’nin ağustos ayının ikinci yarısında fonlama yapısını yeniden haftalık repo faizine dayandırmasının ardından geldiğine dikkat çekti.
Bu adımın piyasada yaklaşık 300 baz puanlık fiili bir gevşeme yarattığına işaret edilen değerlendirmede, söz konusu gevşemenin yeni bir faiz indirimi ihtiyacını bir süreliğine azalttığı ifade edildi. Deutsche Bank, özellikle yükselen enerji fiyatlarının enflasyon, cari denge ve kamu maliyesi üzerinde oluşturduğu risklerin para politikasında temkinli yaklaşımı gerekli kıldığını belirtti.
İç koşullar faiz indirimlerini destekliyor
Deutsche Bank’a göre TCMB, temmuz toplantısına kıyasla enflasyon konusunda daha olumlu bir değerlendirme ortaya koydu. İç ekonomik koşulların faiz indirimleri için daha elverişli hale geldiği belirtilirken, dış kaynaklı risklerin Merkez Bankası’nın hareket alanını sınırladığı ifade edildi.
Onay, TCMB’nin ileriye dönük yönlendirmesinde temmuz toplantısına göre önemli bir değişiklik olmadığını belirterek, mevcut yaklaşımın toplantı öncesinde ortaya konan çerçeveyle uyumlu olduğunu söyledi.
Değerlendirmede, "İç koşullar giderek daha düşük faiz oranlarını gerektiriyor, ancak dış ortam henüz yeterli güveni sağlamıyor" ifadesine yer verildi.
Enerji fiyatları kritik risk olarak öne çıkıyor
Deutsche Bank, son PPK toplantısından bu yana dış koşulların belirgin şekilde kötüleştiğine dikkat çekti. Bu görünümde özellikle petrol fiyatlarındaki yükselişin önemli bir risk unsuru olduğu vurgulandı.
Raporda, enerji fiyatlarından kaynaklanan risklerin kısa vadeli enflasyon görünümü açısından yukarı yönlü hale gelmeye başladığı belirtildi. TCMB’nin enerji kaynaklı risklere daha fazla ağırlık vermesinin, ağustosta gerçekleşen yaklaşık 300 baz puanlık fiili gevşemenin hemen ardından yeni bir faiz indiriminin erken olacağı yönündeki görüşü desteklediği kaydedildi.
Deutsche Bank, rezerv birikiminin son dönemde duraksamasına karşın, cari işlemler kaynaklı bazı çıkışlara rağmen rezerv kayıplarının sınırlı kaldığını belirtti. Bankaya göre bu tablo, iç ekonomik dinamiklerin genel olarak olumlu yönde ilerlediğine işaret ediyor.
Yıl sonunda politika faizi yüzde 35 bekleniyor
Deutsche Bank, enerji fiyatlarındaki belirsizliğin yılın son çeyreğinde en önemli risklerden biri olmaya devam edeceğini belirtti. Bununla birlikte enerji piyasalarında daha kötü bir gelişme yaşanmaması ve mevcut koşulların istikrar kazanması halinde faiz indirimlerinin yeniden gündeme geleceği öngörülüyor.
Yiğit Onay, bu senaryoda TCMB’nin dördüncü çeyrekte iki kez 100 baz puanlık faiz indirimi yapmasını ve politika faizini yıl sonunda yüzde 35’e çekmesini beklediklerini belirtti.
Onay, "Enerji fiyatlarındaki belirsizlik, 4. çeyrek için önemli bir risk olmaya devam ederken ve enflasyon seyrine ciddi belirsizlik katarken, mevcut koşulların daha da kötüleşmek yerine istikrar kazanması senaryosunda, 4. çeyrekte iki kere 100 baz puanlık faiz indirimi ve yıl sonuna kadar yüzde 35’lik politika faizi öngörümüz geçerliliğini koruyor" değerlendirmesinde bulundu.
2027’de faiz indirimi sürebilir
Deutsche Bank, 2026’nın ikinci yarısındaki enerji şokunun ardından oluşacak baz etkisinin 2027’nin ilk yarısında enflasyonun gerilemesine katkı sağlayacağını öngörüyor.
Banka, bu gelişmeyle birlikte yıllık enflasyonun 2027 ortalarında yaklaşık yüzde 26,5 seviyesine inmesini bekliyor. Enflasyondaki düşüşün, pozitif reel faiz marjının korunmasına imkan verirken TCMB’ye 2027’nin ikinci çeyreğinin sonuna doğru politika faizini yüzde 31,5 seviyesine kadar indirme alanı sağlayacağı tahmin ediliyor.
Deutsche Bank’ın 2027 sonu için enflasyon beklentisi yüzde 25, politika faizi beklentisi ise yüzde 30 seviyesinde bulunuyor. Bu tahminler, 2028’in ilk yarısında genel seçimlerin yapılacağı varsayımına dayanıyor.