Kayserili küçük bir işletme olan Çınar Halıları’nın üçüncü kuşak temsilcisi, Johns Hopkins Üniversitesi doktoralı Ahmet Çınar, dokuz yıl önce 27 yaşındayken bir valizle geldiği Dubai’de daha ilk haftasında 500 bin dolarlık halı satışı yaparak doğru şehirde olduğunu kanıtlamıştı -henüz “Dubai salgını” başlamamışken... Scott Fitzgerald’ın ünlü romanı Muhteşem Gatsbsy, 1920’lerin Amerika’sında Long Island’ın gösterişli dünyasında geçiyordu. Muhteşem malikaneler, şatafatlı partiler, zenginlik ve ihtişam… Dubai bugün birçokları için Jay Gatsby’nin özlemle baktığı Daisy’nin iskelesindeki yeşil ışık, çölde bir vaha... Kimsenin kapısını kilitlemeye ihtiyaç duymadığı kadar güvenli bir vergi cenneti... Ve Çınar, Hollanda Konsolosluğu’na 25 yıl ev sahipliği yapmış muhteşem villasında Gatsbyvari ışıltılı yaşamını, düzenlediği özel partilerle çevresine yansıtıyor. Tek bir valizle başladığı Dubai macerası, sekiz şirketle 47 ülkeye ihracat yapan, Silikon Vadisi’nde içerik şirketi Xcinex’ten mobilya markası distrübütorlüğüne kadar “her masada” var olan bir yapıyla bu çöl vahasında hayallerini gerçeğe dönüştürmüş pek çok Türk’ten biri.
Dubai bir çekim merkezi... Oturum ve vatandaşlık konusunda dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden Henley & Partners’ın, New World Wealth ile birlikte yaptığı “Dünyanın En Zengin Şehirleri - 2025” araştırmasına göre, Dubai’de 81 bin 200 dolar milyoneri, serveti 100 milyon doların üzerinde 237 kişi ve 20 de dolar milyarderi var. Bu, şehrin 2014’ten bu yana varlıklı nüfusunu yüzde 102 artırdığını gösteriyor.
Bu yıl Dubai’de en pahalı gayrimenkul alımlarından birini Forbes milyarderler listesinde 18 milyar dolarlık servetiyle 123’üncü sırada yer alan Lakshmi Mittal de var. Mittal “Dubai’nin Beverly Hills’i” olarak bilinen yerde, 2023’te 200 milyon dolara satışa çıkarılan (alım fiyatı ise bilinmiyor) malikaneyi satın aldı.
Dubai’nin 4 milyonu aşan nüfusunun yüzde 92’si yabancılardan oluşuyor ve son yıllarda aldığı yatırımlarla Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) yedi emirliğinin parlayan yıldızı konumunda. Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı verilerine göre 2023’te Dubai’ye gelen doğrudan yabancı yatırım miktarı yaklaşık 13 milyar dolar. 2033’e kadar yabancı yatırımı iki katına çıkarmak ve dünyanın ilk dört küresel finans merkezinden biri olmak gibi iki büyük hedefi içeren “D33” vizyonunun işlediği kesin.
En büyük yatırımcılar ABD, İngiltere, Hindistan ve Çin. Türkiye de ilk 15 ülke arasında ama bu hızla giderse ilk beşe girebilir. Dubai’deki üç ticaret odasından biri olan Dubai Ticaret Odası (DTO) verilerine göre, 2024’te odaya kayıt yaptıran şirketler içinde en büyük artış olan ülkeler Irak, Türkiye ve Birleşik Krallık. Odaya kayıt yaptıran Türk şirketlerinin oranı bir önceki yıla göre yüzde 25,5 arttı (2023’te bin 47’den bin 314’e çıktı). Aynı dönemde Birleşik Krallık kökenli yeni şirketlerin sayısı da yüzde 14,2 artışla 2 bin 267’den 2 bin 588’e yükseldi.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) / Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca 2014’te Dubai Ticaret Odası’na kayıtlı (DTO) Türk şirketlerinin sayısının yalnızca 315 olduğunu söylüyor: “Bu sayı 2024’te 3 bin 257’ye ulaştı. 10 yılda yüzde 934
oranında bir artış var.”
Akarca’nın verdiği bilgilere göre, BAE’deki 40’tan fazla serbest bölgenin en büyüğü olan Dubai Multi Commodities Centre’da (DMCC) kayıtlı Türk şirketi sayısı 2024 itibarıyla 643. Bu şirketlerin büyük bir kısmını KOBİ’ler oluşturuyor ve büyük şirketlerin oranı yüzde 10 kadar. Akarca, “Yatırımlar ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji, gayrimenkul ve inşaat, gıda ve tarım sanayi, teknoloji ve telekomünikasyon ile mücevher ve değerli taş ticareti alanlarında yoğunlaşıyor” diyor.
Türkiye’den Dubai’ye yatırım yeni değil, son 15 yıldır artıyor. Ancak asıl milat, 3 Mart 2023’te Türkiye ve BAE arasında Abu Dabi’de imzalanan kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşması (CEPA) oldu. Anlaşmayla birçok üründe gümrük vergileri azaltıldı ya da kaldırıldı, gümrük prosedürleri kolaylaştırıldı, karşılıklı doğrudan yatırımların artırılması için bir zemin hazırlandı.
Mehmet Ali Akarca, 2023 yılına kadar BAE’deki Türk vatandaşlarının sayısının 10 - 15 bin bandında seyrettiğini, şimdiyse bu rakamın 50 bin kişi civarında olduğunu söylüyor. Bu nüfusun yüzde 90 gibi büyük bir çoğunluğu Dubai’de, kalanı da Abu Dabi ve diğer emirliklerde yoğunlaşıyor. 2014’ten günümüze ortalama yerleşme oranında yüzde 400’lük bir artış var.
Yeni İsviçre
“Burası bir expat ülkesi, yeni İsviçre diyebilirim”. Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) - BAE Ülke Temsilcisi ve eşi Tarık Tamimi ile birlikte kurduğu Tamimi Danışmanlık’ın Genel Müdürü Fatma Nilgün Emrem, Dubai’in yatırımcıları için neden cazip olduğunu anlatırken söze böyle başlıyor ve devam ediyor: “Ülkenin 10 milyonluk nüfusunun 9 milyonu, dünyanın her yerinden buraya gelenlerden oluşuyor. Gelir vergisi yok, kurumlar vergisi ise yeni uygulanmaya başlamasına rağmen yüzde 9 oranıyla hâlâ rekabetçi düzeyde.”
Emrem, ilk olarak 2006 yılında kardeşini ziyaret etmek için gittiği Dubai’den çok etkilenmiş. Bir yıl sonra Türkiye’nin önde gelen inşaat şirketlerinden biri Dubai bölge direktörlüğü teklif edince de hiç tereddüt etmeden kabul ettiğini söylüyor. İlk görevi, Dubai’de faaliyet gösteren petrol şirketiyle ortaklaşa inşaat şirketi kurmaktı. 2010 yılında da eşi Tarık Tamimi ile kendi danışmanlık şirketini kurdu. Şu anda Dubai, Sharjah ve Abu Dabi emirliklerinde, Londra ve İstanbul’da toplam beş ofisle, şirket kuruluşu, muhasebe, denetim, vergi danışmanlığı, stratejik pazarlama gibi alanlarda hizmet veriyorlar.
Bugüne kadar binden fazla şirketin kuruluşunu tamamladıklarını söyleyen Emrem, BAE’de iş yapma kolaylığının gerçekten fark yarattığını anlatıyor: “Dijital sistem ile şirket kuruluşundan lisanslamaya kadar tüm süreçler hızlı ve şeffaf. Güvenlik, altyapı ve yaşam kalitesi Dubai’de iş yapmayı sadece kârlı değil, aynı zamanda konforlu kılıyor. 10 yıllık golden visa da (altın vize) artık emekli olanlar için bile uzun vadeli planlama yapma imkanı tanıyor. Ayrıca Dubai, vizyoner ve yatırım odaklı bir yönetim anlayışına sahip. Yeni sektörleri destekleyen politikalar sayesinde girişimciler için sürekli yeni fırsatlar doğuyor.”
Lojistik avantaj
DMCC gibi serbest bölgelerde yüzde yüz yabancı mülkiyetle şirket kurulabiliyor. Yani yerli bir şirketle ortak olma şartı yok. Ayrıca CEPA kapsamında gümrük vergilerinde indirim ve işlemlerin kolaylaştırılması da bölgenin cazibesini artırdı. Küresel pazarlara kolay erişim, güçlü altyapı ve lojistik destek gibi avantajlar da eklendiğinde Dubai yatırımcılar için çok cazip. Türkiye BAE’nin ilk 10 küresel ticaret ortağı arasında en hızlı büyüyeni olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler COMTRADE veri tabanına göre BAE’ye yönelik ihracatımız 2024’te 8,3 milyar dolara ulaştı, dış ticaret hacmimiz ise 15,6 milyar dolar oldu. CEPA ile hedef bu rakamın 2031’e kadar 40 milyar dolara çıkarmak.
Gayrimenkul yatırımı arttı
Yiğit Sezgin, Dubai’nin Türk sakinleri içinde artık oranın yerlisi sayılacak kadar eskilerden. Beyaz yakalı olarak 25 yıl önce gittiği Dubai’de kurduğu Clé & Partners ile yatırım yapmak isteyen şirketlere geçen yıl ağustos ayından bu yana danışmanlık yapıyor. Müşterileri arasında Guttman Capital, Islamic Corporotion for the Development of the Private Sector (ICD), dünyanın en büyük lüks tüketim markalarından Fundemental Hospitality, Dubai Expo City, Seventyone Gin ve Godiva var.
Daha önce Accor Grubu Ticaret Başkanı ve Fairmont Dünya Marka ve Ticaret Başkanı olarak görev yapan Sezgin, 1999’da Dubai’ye ilk kez gittiğinde Arap ülkelerinin henüz kimsenin pek gitmek istemediği yerler olduğunu söylüyor.
Ona göre Dubai’nin yükselişi 2020’de Covid salgını çok iyi yönetmesiyle başladı. Avrupa, ABD ve Çin kriz yaşarken Dubai’nin vergi avantajları ile öne çıktığını anlatıyor. Bu dönemde batılı ülkelerden Dubai’ye gidenlerin sayısında önemli bir artış olmuş. Yatırımların Orta Doğu ve Afrika’ya kaymaya başlaması da işin tuzu biberi. Böylece eğitimli beyaz yakalıların göçünü şirketler takip etti.
Sezgin 2018’de ikamet etmek için gayrimenkul alanların yüzde 500’ün üzerinde kazanç sağlamalarından sonra yatırım amaçlı satın almaların arttığını söylüyor. Türkler o zamana kadar ağırlıklı olarak İngiltere’de gayrimenkul alırken Dubai’ye yönelenlerin sayısı artmış. Yiğit Sezgin, Dubai’nin cazibesinin nedenlerini şöyle sıralıyor:
“Dünyanın her yerinden insanlarla keyifli bir yaşam tarzı var. Eğitim seviyesi çok yüksek. Ayrıca çok güvenli. Dubai’de bir söz var: İki kamera arasında ne var? Bir kamera daha var. Kişi başına düşen milli gelir 25 bin doların üzerinde olduğu için turizm, hava yolu, yiyecek-içecek ve inşaat sektörleri için eşsiz bir pazar.”
Teknoloji şirketlerinin yeni kapısı
Sezgin’in saydığı sektörler arasında yok ama Dubai, Türk teknoloji şirketleri için de cazip. 2023 yılında Dubai ofisini kuran Sistem Global’in Uluslararası Büyüme Bölge Koordinatörü Osman Varol, Türkiye’den BAE ve bölgeye açılmak isteyen çoğunluğu teknoloji şirketlerinden oluşan şirketlere şirket kuruluşu, vergi ve muhasebe hizmetleri gibi alanlarda danışmanlık yapıyor.
“2023’ten beri çoğunluğu teknoloji sektöründen 70’in üzerinde şirketin Dubai pazarına giriş yapıp global ölçekte büyümelerine katkıda bulunduk”. Varol, Türk şirketlerinin Dubai üzerinden Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya pazarlarına açılma fırsatı bulduğunu söyleyerek, “Şehirdeki gelişmiş lojistik altyapı, e-ticaret gibi sektörlerde hızlı dağıtım yapmaya imkan veriyor. Örneğin Trendyol, Dubai’deki depolarını kullanarak ürünlerini hızla Körfez ülkelerine ulaştırabiliyor” diyor.
Varol’a göre vergi avantajları da mutlaka etkili ama Dubai’nin tercih edilme nedenlerinden biri de teknoloji konusunda uluslararası bilinirliğinin Türkiye’yi geride bırakmış olması. Global teknoloji devlerinin merkezi olması, girişimciler için sunduğu hızlandırıcı programlar ve dünyanın en büyük teknoloji fuarlarından GITEX Global gibi etkinlikler Türk start-up’ların uluslararası yatırımcılarla buluşma şansı veriyor. “Tüm bunlar, Dubai’yi Türk teknoloji şirketleri için sadece bir ofis adresi olmaktan çıkarıp, küresel iş yapma platformu haline getiriyor” diyor Varol.
En büyük yatırım Pınar Arabia
Dubai’de en büyük yatırımı yapan Türk şirketlerinin başına 40 milyon dolarla Pınar Arabia var. Pınar markasıyla 1982 yılından bu yana BAE’de faaliyette bulunan Yaşar Topluluğu, 2019’da bir kurduğu fabrika ile etkinliğini artırdı. Yedi yıldır Pınar Arabia Genel Müdürlüğü görevini yürüten Mustafa Gül, BAE’nin gıda güvenliğini artırmak amacıyla yabancı yatırımları teşvik ettiğini söylüyor. Üretimi doğrudan BAE’de yapmaları, lojistik maliyetlerini düşürdüğü için tedarik zinciri esnekliği sağlayarak pazara erişimi hızlandırıyor.
Pınar, BAE’de iki markayla faaliyet gösteriyor: HADAF Foods ve HDF FZCO. Abu Dabi’de 14 ayda tamamlanan 10 bin metrekarelik HADAF Foods fabrikasındaki yıllık 30 bin ton peyniri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları başta olmak üzere 15 ülkeye (Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Katar, Yemen, Mısır, Ürdün, Libya, Irak, Pakistan, Filipinler, ABD, Kanada) ihraç ediyorlar. Dubai’de Jebel Ali Serbest Bölgesi’nde faaliyetini sürdüren HDF ZCO ise ürünlerinin başta Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Umman olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına ulaştırılmasını sağlıyor. Pınar’ın Labne peyniri de öce Körfez ülkelerinde satılmaya başlanmış. 40 yıl önce Orta Doğu ülkelerinde açık satılan bir süt ürünü temel alarak “Türk labnesi”ni geliştiren HDF ZCO, 1984’te Körfez ülkelerinde satmaya başladığı Pınar Labne’yi bir yıl sonra Türkiye’de de satmaya başlamış.
Londra mı, Dubai mi?
Ticaret savaşlarıyla körüklenen küresel ekonomideki belirsizlikten nasibini alan Dubai’de gayrimenkul piyasası şu anda Sezgin’in anlattığı kadar hareketli olmasa da Türklerin ilgisi devam ediyor. Dubai 2040 Master Planı çerçevesinde nüfusunu 15 yıl içinde
3,9 milyondan 7,8 milyona çıkarmayı hedefliyor. Buna bağlı olarak konut arzının üç yılda 240 bine ulaşması bekleniyor. Kesin bir sayı vermek zor ama Türkiye, Hindistan, İngiltere, Rusya, Çin, Pakistan ve ABD ile birlikte Dubai’de en çok gayrimenkul yatırımı yapan yedi ülke arasında yer alıyor.
Dubai’de ödemelerinin yüzde 40’ı tamamlanmamış konutlar yasal olarak satılabiliyor ve yatırımcısına oturum izni sağlayabiliyor. Ayrıca sağladığı yüksek eğitim ve güvenlik nedeniyle çocuklarının eğitimi için Dubai’yi tercih edenlerin sayısında da artış var. Kendi adını verdiği şirketle lüks emlak alım satımı danışmanlığı yapan Songül Toprak Özsan, Miami ve Londra’nın ardından portföyüne Dubai’yi eklediğini söylüyor. Özsan sadece kira vergisi olmadığı için Türk yatırımcıların Dubai’de yatırım amaçlı da alım yaptıklarını anlatıyor. Özsan’ın söylediğine göre kiralar en düşük 4 bin dolardan başlıyor: “Londra’da kira vergisi çok yüksek. Oradan da Dubai’ye kayış var.”
Orta Doğu’nun sanat mabedi
Dubai yalnızca zenginleri ve gökdelenleriyle değil, son yıllarda artan kültür ve sanat faaliyetleriyle de adından söz ettiriyor. 2007’den beri her yıl mart ayında düzenlenen Art Dubai, 90’ın üzerindeki galeri ve 40’tan fazla ülkeden katılımcıyla uluslararası sanat dünyasının önemli buluşma noktalarından biri. 2011’de başlatılan SIKKA Art Fair yerel sanatçılara sahne verirken, Alserkal Avenue gibi kültür bölgeleri Dubai’yi sadece tüketen değil, üretken bir kültür merkezi haline getiriyor. Dubai Design Week ise 2015’ten bu yana 130 binin üzerinde ziyaretçi ile Orta Doğu’nun en büyük tasarım festivali. Bu etkinlikler, sanatla turizmi, yatırım ve girişim ruhunu bir araya getirerek Dubai’nin kreatif ekonomi vizyonunu destekliyor. Kısaca, Dubai yıllık 65 milyar dolar büyüklükle ölçülen küresel sanat piyasasında stratejik bir aktör olma yolunda ilerliyor.
Haldun Kilit, bu piyasada var olmayı başarmış Türklerden. Antalya’da 1996’da küçük bir mimarlık ofisi olarak kurduğu AHK ile 28 yıldır Dubai’de Wynn Casino Hotel, Mandarin Oriental gibi birçok projenin anahtar teslimi dekorasyon işlerini yapan Kilit, 2018’den beri AWC Contemporary Art Gallery’de uluslararası sergi ve etkinliklere imza atıyor. Dubai Uluslararası Finans Merkezi’nde bulunan galeride Türk sanatçıların da katılımıyla 40’tan fazla sergi ve etkinlik düzenlendi. Bu faaliyetlerden geçen yıl yaklaşık 2,15 milyon dolar gelir elde ettiklerini belirten Kilit’e göre bu başarı, özellikle lüks yaşam projelerinde sanata duyulan ilginin artmasıyla doğrudan bağlantılı.
Kilit, Dubai’de sanata ilgi gösteren, etkinliklere düzenli katılan ve koleksiyon oluşturan yaklaşık bin kişilik çekirdek bir Türk grubu olduğunu söylüyor. Bu kitlenin bir bölümü sanatçı, mimar, tasarımcı ya da kreatif sektörde çalışan profesyonellerden oluşuyor. “Dubai’de sanata olan ilgi son 10 - 15 yılda ivme kazandı. Bugün en çok ilgi gören etkinlikler arasında interaktif sergiler, dijital sanat uygulamaları ve sürükleyici deneyimlere dayalı işler öne çıkıyor. Türkiye’den bireysel sanatçılar zaman zaman bölgedeki sergilere katılıyor ancak AWC gibi düzenli programlar sunan bir Türk galerisi neredeyse yok denecek kadar az” diyor Kilit. Bu yılki hedefleri ise Türkiye’den yükselen genç sanatçıları yalnızca Dubai’de değil, New York, Londra, Miami ve Riyad gibi sanat merkezlerinde de temsil etmek.
Ahmet Çınar'ın ilmek ilmek dokuduğu servet / Haber Detay - Tıkla Oku