Arama

Bilfen: Tavizsiz bir eğitim anlayışının anatomisi

Fatih Öztürk, Bilfen Şirketler Topluluğu’nu büyütmeye devam ediyor. Ama okul sayısını artırmadan… Catering, ulaşım ve matbaadan sonra şimdi de 6 bin dönüme ulaşan tarım yatırımlarıyla…

Bilfen: Tavizsiz bir eğitim anlayışının anatomisi
Fotoğraf: Ergun Candemir

Bilfen Şirketler Topluluğu’nun Altunizade’de İsmail Zühtü Paşa Köşkü’ndeki genel merkezi ağırlıklı olarak klasik ve modern Türk ve Oryantalist ressamların tablolarıyla bir müzeyi andırıyor. Duvarları sadece Fikret Mualla eserleriyle süslenen kütüphanenin hemen yanında Nuri İyem Odası var. İyem’in 40’tan fazla tablosundan iri gözler odanın ortasındaki dev yuvarlak masaya bakıyor. Bilfen’in Türkiye’nin 13 ilindeki 149 okulunun yöneticileri zaman zaman burada toplanıyor.

Bu okulların 63’ü Bilnet. Dokuz şehirde (İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli, Bursa, Bodrum, Eskişehir, Balıkesir ve Kocaeli) 10 bin öğrencisi bulunan Bilnet Okulları, Bilfen’in 2017 - 2018 öğretim yılında öğrenci almaya başlayan ikinci markası… 25 bin öğrencisi bulunan Bilfen’lerin tamamı kendilerine aitken daha geniş bir gelir grubuna hitap etmek için kurdukları bu marka altında akredite okullar da var. Mali olarak özerk, sahipleri farklı ama eğitim - öğretim bakımından Bilfen merkezi tarafından yönetilen okullar bunlar. Bilfen Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk “mantar gibi her mahalleye okul açan zincir okullar”ın özel okulculuk anlayışını değiştirip, saygınlığını azaltmasından şikayetçi. Bilnet markası ile şubeleşerek agresif bir büyüme yoluna gitmeyi tercih etmediler. Bunun en büyük nedeni Öztürk’ün Bilfen’in eğitim kalitesi ve standartlarına takıntı derecesindeki bağlılığı.

“Bilfen’deki eğitimi daha çok çocuğa ulaştırmak istedik. Yine başarılı işler yapıyorlar ama Bilfen kadar maliyet yaratmıyorlar. Bunu da her çocuğa enstrüman seçimi yaptırmak gibi bazı sosyal olanaklardan kısarak yapıyoruz” diyor. Akredite olacak okulları seçerken ince eleyip sık dokuyor. “Buradan bir para pul beklentimiz yok. Tek yanlış yapmalarını istemiyorum. Akredite olacaklarda mutlaka eğitimci olması şartımız var. Okulun da kendi mülkiyetleri olması gerekiyor.”

Şu anda Bilnet’ler içinde akretide olanların sayısı sadece dokuz. Öztürk, 10 yıl içinde 15 kampüsü kapattığını, son üç - dört yıldır da akreditasyon vermeyi durdurduğunu söylüyor: “Konu eğitim olunca paylaşmayı sevmiyoruz. Akredite olanlar, bizim merkez okullarımız kadar başarılı. Çünkü kafalarında ticaret yok. Eğitim söz konusu olunca bizim gibi sıkıntılılar.”

Eğitim kalitesinden taviz vermemek aslında sadece bir tercih meselesi değil. Bir nevi zorunluluk. Çünkü Bilfen’in modeli eğitim başarısı üzerine kurulu ve yüksek gelir grubundan velilerine vaadi de bu. Bilfen, Robert Kolej’e en fazla öğrenci yerleştiren okullardan biri olmasıyla ünlü. Öztürk de her yıl Robert Kolej’e yeni kabul edilen 220 kadar öğrencinin 75 - 80’inin Bilfen’den çıkmasıyla gururlanıyor: “Bize Robert Kolej’in Arnavutköy şubesi diyorlar.” Bu yıl LGS’de tam puan yapan 719 öğrenci içinden 49’u Bilfen’den. Sınava bin 303 Bilfen öğrencisi girdiği düşünülürse bu önemli bir başarı. Öztürk’ün önündeki daimi hedef de büyümek değil bu başarıyı korumak.

Coğrafya öğretimeni Osman Öztürk (78), Bilfen’in temelini 1977’de idarecilerinden olduğu okulu satın alarak attı. Oğlu Fatih Öztürk de bir Bilfen mezunu. Daha sonra İngiltere’de Bournemouth Üniversitesi’nde finans eğitimi aldı.
Eğitimde kaliteyi korumak yükselen maliyetler yüzünden giderek zorlaşıyor. Özel okullar içinde en yüksek fiyatlılardan biri olan Bilfen için bile… Bilfen Şirketler Topluluğu’nun 2024 yılı sonunda 15 milyar lira olan toplam cirosu içinde en büyük payı 9,1 milyar lira ile eğitim alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetmeliğine göre, özel okul ücretleri TEFE, TÜFE ortalamasının en fazla yüzde 5 üzerinde olabiliyor. Son üç yılın toplamı yüzde 152 civarında.

Öztürk buna karşılık personel maaşlarına yaptıkları zam oranının yüzde 1100’ü bulduğunu söylüyor. “Dolayısıyla dengeler çok şaştı. Hem maliyetleri azaltmamız, hem dengeyi yeniden yakalamamız gerek. Yaklaşık üç yıldır diğer grup şirketlerinin avantajını kullanmasaydık eğitim kurumlarımızı ayakta tutmamız çok zordu.”

Maliyetleri düşürmek için belirledikleri stratejilerden biri, kendi okullarına sahip olmak. Bilfen’in okullarının yüzde 70’i kendi mülkleri. Bu okulların inşaatını da yine kendileri yapıyor. Öztürk’ün hedefi bunu önümüzdeki 10 - 15 yıl içinde yüzde 100’e ulaştırmak. Böylece yüksek kira maliyetlerinden doğan giderleri azaltmış olacaklar. Şu anda yapımı devam eden üç okul, kiralık okullar yerine yaptıklarından oluşuyor. 

Öztürk’ün eğitim tarafını beslediğini söylediği diğer iş alanları ise catering, servis ve matbaa… Bilfen Şirketler Grubu çatısı altında 19 şirket var. Cirolarının yaklaşık 2 milyar lirası catering’ten, 1,2 milyarı matbaadan geliyor. Tüm bu işler, babası Osman Öztürk’ün 1977’de çoğrafya öğretmenliği yaptığı Etiler’deki Turizm Otelcilik Meslek Lisesi’ni satın alarak girdiği eğitim sektöründe büyürken adım attıkları yan faaliyetler. Ama sonra tek müşterileri kendi okulları olmaktan çıktı.

Bilfen, 19 yıl önce adım attığı matbaa işinde toplamda 150 milyon euro yatırım yaptı. Bilnet Matbaa ve Ambalaj, Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük baskı tesisine sahip. Bilfen’in kendi ders kitapları dışında, post-it’ten karton ambalaja çok çeşitli bir ürün gamıyla 50 ülkeye ihracat yapıyorlar. Ama uygun kredi imkanlarından yararlanarak yaptıkları bu yatırım hâlâ kendisini amorti etmiş değil. “Yaptığımız yatırımı çıkartamadık, çıkartma şansı da yok” diyor Öztürk ve ekliyor: “ ‘Zengin matbaacı yoktur, para kazanırsın yeni makine alırsın’ derlerdi, gerçekten öyle.”

Ama catering tarafında işleri çok iyi gidiyor. Fatih Öztürk, beş üretim fabrikası ve 14 yerinde üretim merkezi ile faaliyet gösterdikleri yemek ve catering işinde Türkiye’nin en büyük beş şirketinden biri olduklarını söylüyor. Ciroları içinde Bilfen’in okullar dahil kendi şirketlerinin payı yüzde 30’lar civarında. Bu yıl cirolarının yüzde 120 artmasını bekledikleri bu alanda da kâr marjlarını artırmak için beş yıl kadar önce tarım yatırımlarına başladılar.

Öztürk son üç yıl içinde 3 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarını ve Balıkesir’in başta Manyas olmak üzere çeşitli ilçelerinde toplam 6 bin dönüm arazi satın alarak sebze meyve üretimi yaptıklarını söylüyor. Öyle az buz değil. Bu yıl planlarında 400 ton buğday, 300 ton ayçiçeği, 500 ton sebze, 400 ton meyve, 150 ton bakliyat… Sırada bir de mandıra yatırımı olabilir. Henüz yatırım kararı vermis olmasalar da Fatih Öztürk bu yatırımı kafasında gezdirmeye başlamış.

Asıl işleri olan eğitim tarafında büyümeden büyümeyi sürdürebilmek için, kafasında başka yatırımlar da var. Bunlardan biri de inşaat… Eğitimde kalitenin temel unsuru öğretmenler. Özellikle büyük şehirlerde kiralar yüksek. Eskiden özel okullarda, devlet okullarınının üç - dört katı olan öğretmen maaşları en iyi ihtimalle eşitlenmiş durumda. Öztürk, zorlu yaşam koşullarında çalışanlarının hayatını kolaylaştırmak için yeni bir yatırımı hayata geçirmeye hazırlanıyor. İstanbul ve Ankara’da çalışanlarının aileleriyle beraber ikamet edebilecekleri lojman inşaatlarına başlanıyor. Şu an proje aşamasında olan lojmanlar, tamamlandığında Bilfen çalışanlarına tahsis edilmeye başlanacak.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok