Arama

Apokaliptik kurtarıcı üreticisi

Dünyanın sonunu getirecek büyük bir felaket anında “ilk kurtarılacaklar listesi” kimlerden oluşuyordur acaba diye hiç düşündünüz mü?

Apokaliptik kurtarıcı üreticisi
Forbes

Dünya gezegeninin sonunu getirecek büyük bir felaket anında “ilk kurtarılacaklar listesi” kimlerden oluşuyordur acaba diye hiç düşündünüz mü? Benim yakın zamana kadar hiç gündemimde olmayan bu soru, Eren Özmen sayesinde aklıma düşüverdi bu aralar. 

Kaç kişidir bu liste, kurtarılabilirlerse nereye götürülecekler, neyle gidecekler, kim bunlar? Hiç şaşırtıcı olmayan biçimde ABD Hava Kuvvetleri bu konuya kafa yormuş ve gelecek nesil diye tanımladığı Doomsday (yani Kıyamet) uçaklarını geliştirecek şirketi bulmak için ihale bile açmış.

Sonuçta isim listesine ulaşamasak da 111 kişiden oluştuğunu, yüksek rütbeli asker ve devlet yöneticilerini kapsadığını ve bir tür güçlendirilmiş uçan komuta merkezi mantığıyla tasarlandığını ihale şartnamesi sayesinde öğrendik. ABD Başkanı, yardımcısı, CIA Başkanı (galaktik istihbarat mühim tabii), ABD Genelkurmay Başkanı gibi bir protokol sırası içerdiğini tahmin etmek zor değil. Nükleer savaş ya da dev asteroit çarpması gibi bir durumda, Doomsday hazır olacak ve bu insanları kapıp uzaya kaçırıverecek –plan bu!

Nuh’un Gemisi’nin fütüristik versiyonu olan bu kurtarıcı hava aracını geliştirecek kişi ise bir Türk kadını: Eren Özmen.

Forbes okuyucuları Özmen’i iyi tanır. Ne de olsa dergi sayfalarımızı, kapakları, web ve dijital Forbes evrenini pek çok kez başarılarıyla, ilginç hikayesiyle, riskli ama sürekli büyüyen yatırımları ve şirket değer hesaplamalarıyla süslemiştir kendisi. Son olarak Forbes 400 yani “Amerika’nın En Zengin 400 İsmi” listesine girebilen iki Türk’ten biri olarak görüyoruz kendisini. Öteki Türk ise Eren Hanım’ın eşi, çocuklarının babası ve kendisinden biraz daha küçük hisseye sahip ortağı Fatih Özmen zaten.

Eren Özmen için, Forbes Türkiye Temmuz 2015 sayısındaki ‘editör’ yazımda “Dünyanın En Büyük Türk Kadın Girişimcisi” diye başlık atmıştım. Zira o zaman da “Servetini Kendi Yaratan En Zengin 50 Kadın” arasına (19’uncu sıradan ve 900 milyon dolar kişisel servetle) girmişti Eren Özmen. Çiftin ortaklığındaki şirketlerin yönetim kurulu başkanıydı ve ABD Ordusu’na, Savunma Bakanlığı’na milyar dolarlık kontratlarla üretim yapıyor, NASA için uzay mekiği vs. geliştiriyordu.

Yazıyı “Özmen çiftinin listelerde ve servet rakamında nerelere tırmanacağını takip etme” sözüyle bitirmişim. Çünkü böyle bir sektörde ve kendi yolunu, icadını, teknolojisini yaratarak ilerleyenlerin başına ne geldiğini hepimiz biliyoruz: Ya istikrarlı ama bir noktadan sonra katlanarak giden bir büyüme ya da iş kitaplarındaki ‘ders çıkarılacak dev batış’ hikayeleri arasında sarsılmaz bir yer, ortası yok!

Aradan geçen dokuz yıl sonunda bir fikri takip yaparsak, muazzam bir büyüme görüyoruz. ABD Hava Kuvvetleri’nin 13,1 milyar dolarlık ihalesini Lockheed Martin, Boeing gibi devlerin arasından sıyrılıp kaptı. Muazzam yüksek rekabetin olduğu, büyük riskler içeren ve çok yenilikçi ama ince maliyet hesabı gerektiren bir kurtlar sofrasında şık, güzel, iddialı ve heyecanlı bir kadın! 4 milyar dolarlık kişisel servetiyle ABD zenginleri arasında parıldıyor.

Üstelik zengin ailenin üç kuşak önce kurduğu şirketi büyüterek elde edilmiş bir servet değil bu. Üniversite sonrası okumaya gittiği yabancı bir ülkede dişle, tırnakla gündüz okula gidip, geçinebilmek için gece temizlik işlerini üstlendiği şirket zora girip de satılığa çıkınca borçla aldıkları ve ilmek ilmek büyüttükleri bir hikaye. Artık bir zahmet, kimse bana “kadınların iş dünyasında yükselmesinin şirketlere, iş sonuçlarına nasıl bir katkısı var” diye sormasın lütfen. Kırıcı olurum, belge ve örnekle konuşurum. Eren Özmen’in hikayesiyle başlarım lafa; tükenmeyeceği için anlatacaklarım, sonunu da getiremem muhtemelen…


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok