Arama

500 yıllık Batı üstünlüğü sona mı eriyor?

Trump’ın Orta Doğu gezisi ağırlıklı olarak havada uçuşan trilyon dolarlık yatırım taahhütleri üzerinden tartışıldı. Bense daha önce de çok kısaca değindiğim bir konuya temas ettiği için Suudi Arabistan’da yaptığı konuşmayı daha çok önemsedim.

Şant Manukyan “İş Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı"
02 Haziran 2025, 08:00

Tamamını YouTube gibi kanallarda bulabileceğiniz konuşmanın en önemli bölümlerinden bir tanesinde Başkan Trump bölgedeki olumlu gelişmeleri şu sözlerle ifade etti: “Geniş dünyanın, bu büyük dönüşümün Batılı müdahalecilerden veya güzel uçaklarda uçan insanların size nasıl yaşayacağınız ve işlerinizi nasıl yöneteceğiniz konusunda dersler vermesinden kaynaklanmadığını fark etmesi çok önemli. Hayır, Riyad ve Abu Dabi’nin parıldayan harikaları, sözde ulus inşacıları, neo-muhafazakârlar veya trilyonlarca dolar harcayarak Kabil, Bağdat ve diğer birçok şehri geliştirmeyi başaramayan liberal kâr amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından yaratılmadı. Modern bir Orta Doğu’nun doğuşu, bölge halkının kendisi, tam burada bulunan, tüm hayatları boyunca burada yaşamış insanlar tarafından getirildi –kendi egemen ülkelerinizi geliştirerek, kendi benzersiz vizyonlarınızı takip ederek ve kendi kaderinizi kendi yolunuzla çizerek… Yaptığınız şey gerçekten inanılmaz.”

Trump belki “Ne haliniz varsa görün” mantığı ile belki gerçekten hatadan dönmek istediği için Batı’nın kendi modelini üstün görme ve her coğrafyada uygulama iddiasından dönüyor. Stefan Hebb’in “Batı Nedir” konulu makalesinde tarif ettiği Batı medeniyeti, “Batı, küresel meselelerde kendini liberal demokrasilerin yanında konumlandırır ve otokrasilere karşıdır. Kendisine haksız yere saldırdığı söylenenlere karşı liberal veya ‘kurallara dayalı’ küresel düzeni savunur. Bunu yaparken, BM Güvenlik Konseyi’nce yetkilendirilmemiş askeri müdahaleler veya uluslararası hukuk tarafından kapsanmayan ekonomik yaptırımlar gibi önlemler bazen gerekli ve haklı kabul edilir.

Çağdaş bir jeopolitik varlık olarak Batı söz konusu olduğunda, her şey bu resmi görüşün gerçek –var olan Batı ışığında savunulabilirliğinin nasıl değerlendirildiğine göre ayakta kalır veya düşer. Basitçe söylemek gerekirse, bunlar “Biz iyi adamlarız. Dünyanın dört bir yanına müdahale etme hakkımız veya görevimiz vardır (küresel bir fikir birliğinin yokluğunda ve uluslararası hukuktan bağımsız olarak).” ABD’nin keşfi ve ardından endüstri devrimiyle beraber ortaya çıkan açık ara üstünlük sayesinde modernleşme kavramı ile tamamen özdeşleşti. Ancak son dönemde ekonomi, iç ve global siyasette yaşananlar nedeniyle artık ikna edici olmaktan çıkmış durumda. Batı modernleşmesi 500 yıldır coğrafi Batı ile mücadele etmek veya onunla yarışmak isteyen her ülkenin seçtiği modernleşme yolu oldu. Rusya, Japonya veya Tanzimat’tan bu yana Türkiye bu modernleşmeye örnekler olarak sayılabilir. 

Günümüze geldiğimizde ise üç ana kavga yürütüldüğünü görüyoruz. İlki Batı medeniyetine dahil ülkelerin içinde yaşanan mücadeleler. Son ABD seçimlerinde gördüğümüz üzere seçmenlerin Hristiyanlık, aile yapısı, temel haklar üzerinde verdiği kavga. Demokratların DEI, cinsel yönelimler, ‘wokeness’ vb. politikaları karşı tepki yarattı ve Trump seçildi. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş ise Batılı ülkelerin savaşı olarak okunabilir. Kültürel olarak büyük benzerlikler ve ortak bir tarihe sahip bu iki ülke temelde çok da farklı değiller. Ve üçüncü yani en önemli kavga. Bugün Çin ile olan mücadele belki hepimize ticaret veya teknoloji anlamında bir üstünlük kavgası gibi görünebilir. Oysa Çin uzun süre sonra ilk kez Batı reçetelerinin dışında bir reçete ile modernleşmeyi başardı. 17 Kasım 2024 Peru deklarasyonuna bakalım:

“16 Kasım’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Lima’da yaptığı açıklamada; Tayvan sorunu, demokrasi ve insan hakları, Çin’in yolu, sistemi ve kalkınma hakkının Çin için dört kırmızı çizgi olduğunu ve bunların sorgulanmaması veya aşılmaması gerektiğini söyledi.”

Son üç madde Batı’nın özellikle itiraz ettiği maddeler ve bu yukarıda paylaştığım paragraftaki düşüncelerin bir yansıması. Evrensel (Batı tipi) bir insan hakları ve demokrasi, kapitalist bir sistem ve Batı’ya entegre bir kalkınma modeli. Çin’in bu yolun dışında bir patika ile modernleşmesi neticesinde yüz yıllardır kimsenin görmediği bir başka savaş görüyoruz. Savaşın sonucu önümüzdeki yüz yılları ve global değerlerin ne olacağını doğrudan etkileyecek. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok