Arama

Yapay zeka devriminin bilinmeyen tehlikesi: Gelir vergileri düşerse devletler nasıl ayakta kalacak?

Yapay zekanın beyaz yakalı işleri tehdit etmesiyle birlikte küresel ekonomide işsizlik ve gelir vergisi kaybı riski, devletlerin finansmanını ve toplumsal istikrarı sarsacak yeni bir kriz senaryosu olarak öne çıkıyor.

19 Temmuz 2026, 09:27

Geçtiğimiz aralık ayında Washington'da Uluslararası Para Fonu (IMF) merkezinde toplanan 50 finans ve teknoloji uzmanı, yapay zekanın küresel ekonomiyi nasıl altüst edebileceğine dair savaş oyunları düzenledi.

Google DeepMind, Rand Corporation ve Merkez Bankası Yönetim Kurulu gibi kurumlardan gelen uzmanlar, Chatham House Kuralı'nın gizliliği altında yapay zekanın vergi sistemleri, harcamalar ve gayrisafi yurtiçi hasıla üzerindeki potansiyel etkisini tartıştı.

Uzmanların bu çalışması dünyadaki en zeki düşünürler arasında artan bir farkındalığı yansıttı. Yapay zeka ile ilgili en acil kıyamet senaryosu katil robotlar ya da duyarlı bilgisayarlar olmayabilir. Bunun yerine bildiğimiz anlamda medeniyetin sonu muhtemelen gelir vergisinin erozyona uğramasından kaynaklanacak.

Vergi sistemleri çökme tehlikesiyle karşı karşıya

Birinci Sanayi Devrimi'nden bu yana hükümetler insanları ve onların maaş çeklerini vergilendirmeye bel bağlıyor. Rand Corporation'ın tahminlerine göre 2024 yılında ABD federal gelirlerinin yüzde 66'sı doğrudan emeğe bağlı bireysel vergilerden veya bordro vergilerinden oluşuyordu.

Yapay zeka, dünya çapında tüm beyaz yakalı iş kategorilerini silmekle tehdit ediyor. Anthropic PBC'nin mart ayında yaptığı bir araştırmaya göre bilgisayar programcılığı artık en çok "maruz kalan" meslek konumunda bulunuyor.

Daha fazla iyi ücretli pozisyon ortadan kalktıkça, işsizlikteki nispeten küçük bir artış bile devlet maliyesi üzerinde büyük bir etki yaratacak. İşsizlik yardımları, yeniden eğitim ve polislik gibi hizmetlere yönelik harcamalar artarken gelirler aynı hızla düşecek. Düşen gelirler, artan maliyetler ve yıllar süren belirsizlik on yıllar sürecek bir istikrarsızlık yaratabilir ve hükümetleri devirebilir.

Singapur Devlet Bakanı Alvin Tan konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bu hepimizi etkileyen ve karşı karşıya bırakan en önemli sorudur." dedi.

Engels'in duraklaması yeniden yaşanabilir

Yapay zeka devriminin savunucuları genellikle 1700'lerin sonlarında başlayan Sanayi Devrimi'ne atıfta bulunuyor. Ancak bunun tetiklenmesine yardımcı olduğu on yıllar süren siyasi çalkantılardan bahsetmiyorlar. Tüm kıtalar teknolojik atılımların kendisinden değil, piyasaların insanların ve hükümetlerin uyum sağlayabileceğinden daha hızlı hareket etmesinden dolayı sivil huzursuzluklarla sarsıldı.

Ekonomi tarihçisi Robert C. Allen bu ikilemi "Engels'in duraklaması" terimiyle kavramsallaştırdı. 1801 ile 1841 yılları arasında Britanya'da buhar makinesi gibi teknolojiler ekonomiyi dönüştürürken işçi başına verimlilik arttı. Ancak reel ücretler durgunlaştı ve yaşam koşulları çoğu zaman kötüleşti.

Bunun sonucunda Avrupa ve ötesinde hükümetlerin kontrol edemeyeceği kadar büyüyen, ekonomik olarak güvencesiz bir işçi sınıfı ortaya çıktı. Eski İsveç Maliye Bakanı Anders Borg, "Herkes aniden Engels'in duraklamasını okumaya başladı." değerlendirmesini yaptı. Borg ayrıca, "Tıpkı Sanayi Devrimi gibi bu da hızlı siyasi değişimi yönlendirecek bir şey." şeklinde konuştu.

Yapay zekanın verimliliği artırma, yaşam standartlarını iyileştirme ve ömrü uzatma potansiyeli çok büyük ancak asıl sorun şu an ile yeni normal arasındaki yıllar süren uçurumda, yani "Yapay zeka vergi açığında" yatıyor.

Virginia Üniversitesi ekonomisti Lee Lockwood, "Bu, düşük geçiş maliyetlerine sahip olduğunuz ve insanlara üç yıl boyunca yeniden beceri kazandırdığınız bir durum değil." uyarısında bulundu. Lockwood, "Bu çok ama çok büyük bir sorun." ifadesini kullandı.

Alternatif vergi çözümleri aranıyor

IMF simülasyonu, yapay zekanın beş yıl içinde uzman insan düzeyindeki yeteneklere ulaştığı iki teorik senaryoya odaklandı. "Kontrolden çıkmış yayılım" adlı ikinci senaryoda yapay zeka, az sayıdaki teknoloji devinin hakimiyetinde, asgari insan müdahalesiyle çok çeşitli görevleri yerine getirdi. Bu durumda sistem çökmeye başladı ve vergi erozyonu, yapay zeka hizmetlerini üretenler yerine tüketen ülkelerde (ABD ve Çin dışındaki herkes) en şiddetli seviyeye ulaştı.

Ekonomistler ve akademisyenler bu sorunu çözmek için vergi artırımı veya değişikliğini içeren birçok çözüm önerdi. Bu öneriler servet veya lüks vergilerini artırmak, tüketim vergilerini artırmak, kurumlar vergisi oranlarını yükseltmek veya yapay zeka tokenları/bilgisayar tüketimi üzerinde etkili bir vergi uygulamak şeklinde sıralandı.

Anton Korinek ve Lee Lockwood tarafından hazırlanan bir çalışma raporu, hükümetleri sürdürebilmek için genel bir tüketim vergisini ilk yanıt olarak önerdi. Ancak vergi artışlarının çoğu, insanların daha fazla ödeme yapmaktan nefret etmesi sorunuyla karşılaşıyor.

Lockwood, ABD gibi bir ülkede gelir vergisi gelirinin yerini alabilmek için yüzde 33 civarında bir tüketim vergisinin gerekeceğini tahmin ediyor. İstihdamın düşmesi halinde azalan gelir vergisi gelirini kısmen telafi etmek için kurumlar vergisinin artırılması da bir seçenek olsa da uluslararası vergi uzmanları tarafından danışmanlık alan çok uluslu şirketleri vergilendirmek, bireyleri vergilendirmekten çok daha zor görülüyor.

OECD'deki ortalama bir işçi yüzde 35,1 oranında bir "vergi takozu" öderken, çoğu ülkenin yüzde 15'lik küresel asgari kurumlar vergisi oranında anlaşması on yıllar sürdü. Oxford Üniversitesi doktora öğrencisi Lucas Irwin, "Yapay zeka token vergisi" fikrini önerdi. Bu vergi, veri merkezi düzeyinde gelişmiş yapay zeka modellerinin son kullanıcılarını takip ederek sağlayıcılardan vergi toplamayı hedefliyor.

Ancak bu tür fikirler inovasyonu engelleyebilir veya uygulanması zor olabilir. Bazı ABD'li politika yapıcılar hükümetlerin elde edilen kazanımları paylaşabilmesi için yapay zeka devlerinden hisse satın almayı veya bunları kısmen millileştirmeyi de gündeme getirdi.

İsveç ve Singapur örnekleri

İsveç ve Singapur vergi tabanının yapay zeka kaynaklı erozyonuna nasıl uyum sağlayabileceklerini ciddi olarak düşünen ülkeler arasında yer alıyor. Singapur büyük miktarda mali rezerv biriktirdi. Ülke mart ayında sona eren yılda 15,1 milyar Singapur doları (12 milyar dolar) bütçe fazlası verdi. Bu rezervler, gelir vergisi gelirlerinin azalması halinde kamu hizmetlerini finanse etmek için büyük bir güç sağlıyor. Ayrıca Singapur hükümeti yapay zeka eğitimlerine yönelik geniş çaplı teşvikler ve ücretsiz erişim imkanları sunuyor.

İsveç'te hükümet nakit olarak ödenen sosyal yardımların payını kademeli olarak azalttı. Eski İsveç Maliye Bakanı Anders Borg durumu açıklayarak, "Bunun yerine çocuk bakımı, sağlık hizmetleri ve eğitimi destekliyor." dedi. Borg, bu yaklaşımın insanları hızlı bir şekilde işe dönmeye teşvik ederken kamu maliyesinin de büyümesine yardımcı olduğunu ifade etti.

IMF'deki toplantının ardından uzmanlar, küresel ekonomiyi izlemeye ve yönetmeye yönelik mevcut araçların gelecekler için yetersiz kalabileceği sonucuna vardı. Olası şoklara karşı eş zamanlı iş izleme sistemleri, hızlı müdahale planları ve ülkeler arası iş birliği gerektiği vurgulandı.

IMF raporunda "Yapay zeka, geleneksel bir teknoloji şoku yerine benzeri görülmemiş bir makroekonomik geçiş olarak anlaşılmalıdır." ifadesi yer aldı. Rapor, yapay zekanın büyük potansiyel kazanımlar sunduğunu ancak bu geçişin mali ve parasal çerçeveleri, finansal istikrarı ve sosyal uyumu test edeceğini vurguladı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok