Türkiye’de yıllık tarım girdisi pazarı 180 milyar TL’yi aşıyor. Gübre, tohum, yem, zirai ilaç… İki buçuk milyon çiftçi, her sezon bu girdileri satın alıyor ama ödemeyi ancak hasatı sattıktan sonra yapabiliyor. Arada geçen aylar boyunca para dönmüyor; çiftçi bayiye borçlanıyor, bayi distribütöre, distribütör ithalatçıya. Dev bir değer zinciri, kredi musluklarının ne zaman açılıp ne zaman kapanacağına bağlı şekilde işliyor. Tarfin bu muazzam pazarda faaliyet gösteren ilk dijital platform olarak, çiftçiyi uygun ve hızlı finansmanla buluşturuyor.
Rakamları yan yana koyunca tabloda büyük bir boşluk göze çarpıyor. Tarfin dokuz yılda toplam 10 milyar liralık ciro yarattı; Avrupa’nın en büyük tarım ekonomisi olan Türkiye için bu, okyanustaki bir kova su. Şirket bugüne kadar 2,5 milyon çiftçinin sadece 65 binine dokunabildi. Tarım girdi pazarında payı yüzde 1’in altında. Ama işte tam da bu boşluk, Tarfin’in kurucusu Mehmet Memecan’ı ve yeni ortaklarını heyecanlandıran şey. 2025’in son aylarında şirkete giren taze sermaye ve değişen ortaklık yapısıyla Tarfin, önümüzdeki üç yılı “sıçrama dönemi” olarak ilan ediyor: Hedef, pazar payını yüzde 5’e taşımak ve yıllık ciroyu 10 - 12 milyar TL’ye çıkarmak.