Beşiktaş Tüpraş Stadyumu 30 Mayıs 2026’da adeta kabuk değiştirdi. Opera salonlarının yanı sıra stadyum konserlerinde yer almaktan çekinmeyen İtalyan tenör Andrea Bocelli’nin “Romanza 30th Anniversary World Tour” kapsamında sahneye adım atmasından saatler önce stadyumun etrafındaki kalabalık romantizmin muhteşem dönüşünün ayak seslerini duyurmaya başlamıştı bile.
20 bini aşkın insan, yüzlerce görevlinin yönlendirmesi ve sıkı güvenlik önlemleriyle sorunsuz bir şekilde konser öncesinde yerini buldu. Bu açıdan organizasyon şirketleri NTRteam ve M Ticket’ı ayrıca tebrik etmek isterim.
Forbes Türkiye’nin medya sponsoru olduğu konser, klasik bir konser deneyiminin ötesine geçerek İstanbul’un iş, sanat, diplomasi ve kültür çevrelerini aynı çatı altında buluşturan uluslararası ölçekte bir etkinliğe dönüştü. Dünyanın dört bir yanından insanlar 67 yaşındaki Andrea Bocelli’yi canlı izleme fırsatı bulacakları İstanbul’a geldiler.
Konser Bocelli’nin sanat yolculuğunu anlatan özel bir video gösterimiyle başladı. Ardından ünlü tenör yıllardır birlikte çalıştığı Şef Marcello Rota’nın kolunda sahneye çıktı. Programın ilk bölümü, opera tarihinin en önemli eserlerinden oluşan klasik repertuvara ayrılmıştı. Verdi, Rossini, Lehár, Bizet ve Carl Orff gibi bestecilerin eserleri gecenin ilk yarısına damga vurdu. “Di Quella Pira”, “La Donna è Mobile”, “Brindisi”, “Largo al Factotum” ve “O Fortuna” gibi eserler, güçlü bir dramatik yoğunlukla seslendirildi.
Bu etkileyici repertuvarın en önemli taşıyıcılarından biri İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’ydı. Büyük ölçekli bir stadyum konserinde klasik müzik icrasını bu denli net ve dengeli sunmak her zaman kolay değildir; ancak orkestra, Bocelli’nin vokaliyle kusursuz bir uyum yakalayarak özellikle Verdi ve Puccini eserlerinde güçlü bir senfonik derinlik oluşturdu. Seyircilerden gelen uzun alkışlar, performansın uluslararası standarttaki başarısını doğrularken, bu alkışların diğer pay sahibi de Şef Volkan Akkoç yönetimindeki çok sesli koroydu.
Programın ikinci bölümü ise Andrea Bocelli’nin kariyerinde özel bir yere sahip “Romanza” albümünün 30. yılına odaklandı. Özel video gösteriminin ardından sanatçı “Caruso”, “Vivere”, “Romanza”, “Il Mare Calmo Della Sera”, “Vivo Per Lei” ve “Canto Della Terra” gibi dünya çapında iz bırakmış eserleri seslendirdi. Bu bölüm, nostalji ile çağdaş orkestral yorumların dengeli birleşimiyle adeta gecenin duygusal zirvesiydi.

Kariyerine 1990’ların başında başlayan ve dünyanın en çok satan klasik-crossover sanatçılarından Andrea Bocelli kimi zaman solo, kimi zaman da farklı konuk sanatçılarla düet ya da trio yaparak seslendirdi eserleri. Yanı sıra konuk sanatçılar ayrıca performans sergileyerek programa estetik çeşitlilik kattılar. Bu sayede seyirci İtalyan lirik soprano Serena Gamberoni, İtalyan bariton Roberto de Candia, İsviçreli fenomen çellist Jodok Cello, İtalya’da yaşayan Ukraynalı keman virtüözü Anastasiya Petryshak, Etiyopya asıllı Danimarkalı müzikal sanatçısı Andrea Lykke, Türkiye’nin en sevilen bestelerinin sahibi pop sanatçısı Kenan Doğulu, İtalyan dansçılar Francesco Costa ve Angelica Gismondo’yu sahneden canlı olarak izleyebildi. Kenan Doğulu’nun gecede senfoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği, Spotify’da mevcut rakamlara göre 114 milyon ile açık ara en çok dinlenen şarkısı “Ara Beni Lütfen” ise konsere farklı bir renk kattı.
Etkinliğin sahne tasarımı, ışık kurgusu, video içerikleri ve ses mühendisliği organizasyonun uluslararası prodüksiyon kalitesini de gözler önüne serdi. AEG Presents standartlarında hazırlanan teknik yapı, büyük ölçekli stadyum konserlerinde sıkça karşılaşılan akustik sorunları minimuma indirerek her noktada dengeli ve net bir dinleme deneyimi sundu. Böylece stadyumda canlı bir konserden ziyade stüdyoda kaydedilmiş bir albüm dinliyormuşçasına temiz ve berrak bir ses alabildik.
Gecenin finaline doğru, binlerce kişinin aynı anda eşlik ettiği “Vivo Per Lei” ve “Canto Della Terra” performansları ise konseri bireysel bir sahne şovunun ötesine taşıyarak kolektif bir hafıza deneyimine dönüştürdü. Bocelli’nin müziği, bir kez daha farklı kültürleri ve kuşakları aynı duyguda buluşturdu. Final bölümünde yükselen alkışlar ve izleyicinin havaya karışan sevgi dolu coşkusu Bocelli’nin tekrar tekrar sahneye dönmesine neden oldu. Diyebilirim ki, geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle 12 yaşından itibaren gözleri dünyaya tamamıyla kapalı olan sanatçı sahneden adeta “gözlerinin içi gülerek” ayrıldı.