Arama

Türkiye'nin lojistikte stratejik avantajı

Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tarihi ticaret yollarının modern yüzü olan Orta Koridor’un en kritik öneme sahip kavşaklarından biri. Orta Koridor’un güç kazanmasıyla birlikte ülkemizin stratejik konumu, küresel lojistik pazarında önemli bir oyuncu olma yolunda eşsiz fırsatlar sunuyor.

01 Şubat 2025, 08:00

Orta Koridor, Türkiye’nin jeopolitik avantajlarını kullanarak Asya ile Avrupa arasındaki ticareti hızlandıran kritik bir güzergah. Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamında çok modlu bir ulaşım hattı olan Orta Koridor, Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan önemli bir ticaret rotası haline gelmiş durumda. Bu rotanın verimli bir şekilde işlemesinin yolu ise gerekli altyapı yatırımları ve uluslararası işbirliklerinin doğru şekilde yönetilmesine bağlı. Özellikle 2022 yılındaki Rusya - Ukrayna Savaşı ile birlikte, küresel lojistik sektöründe yaşanan aksamalar ve Kuzey Koridoru’ndaki güvenlik sorunları nedeniyle Orta Koridor’un stratejik önemi bir kat daha artmış durumda. Türkiye, bu koridordaki kritik rolüyle yalnızca jeopolitik anlamda değil ekonomik anlamda da büyük fırsatlara sahip. 

Stratejik projelerin gücü

Bakü - Tiflis - Kars Demiryolu, Zengezur Koridoru ve diğer altyapı projeleri ile Türkiye, Asya ile Avrupa arasında kesintisiz bir lojistik köprü oluşturmayı hedefliyor. Bu stratejik projeler, sadece Türkiye’nin transit taşımacılık alanındaki rolünü güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel iş birliklerini ve ekonomik entegrasyonu da artırıyor.

Türkiye’nin stratejik planında 2030 yılına kadar taşınan yük miktarını üç katına çıkarmak ve bu koridorda daha kısa taşıma süreleri sunmak var. Orta Koridor, deniz yoluna kıyasla 15 gün daha hızlı teslimat avantajına sahip ve iklim koşullarından daha az etkileniyor. Bu hız ve güvenlik faktörleri, Orta Koridor’u özellikle Avrupa ve Çin arasındaki ticaretin daha sürdürülebilir bir şekilde yapılmasını sağlayan bir alternatif haline getirmiş durumda. Bunun yanı sıra Türkiye’nin küresel ekonomik vizyonu, Çin ile “kazan - kazan” ilişkileri üzerine kurulu işbirlikleri ile pekişiyor. Türkiye’nin planında, 2053 yılına kadar demiryolu taşımacılığı üzerinden taşınan yük payını yüzde 22’ye çıkarmak var. Bu hedef, yalnızca Türkiye’nin Asya - Avrupa ticaretindeki rolünü güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bu rotada uluslararası iş birliklerinin artmasına da olanak sağlayacak.

Kuzey Koridoru’nun kapanması

Rusya - Ukrayna Savaşı, küresel lojistik ve tedarik zincirlerinde büyük aksamalara yol açtı. Kuzey Koridoru’nda güvenlik sorunları yaşanırken bu durum Avrupa ile Çin arasındaki taşımacılığı doğrudan etkiledi. UTİKAD Başkanı Bilgehan Aras, Avrupa Birliği ülkelerinin, savaş nedeniyle yollarının kapanması veya güvenlik sorunlarıyla karşılaşmasının, Orta Koridor’un önemini daha da artırdığını vurguluyor.

Kuzey Koridoru’nda yaşanan aksamaların ardından Çin’i Avrupa’ya bağlayan Orta Koridor, bölgedeki ticaretin devamlılığını sağlamak adına kritik bir seçenek haline geldi. Türkiye, bu hattın etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayarak transit taşımacılık alanındaki rolünü pekiştirebilir. “Ancak” diyor UND Başkanı Şerafettin Aras, “Bu başarıyı sağlamak için geçiş ülkelerinin mevzuat, gümrük ve altyapı sistemlerinin yeniden düzenlenmesi gerekli. Bu noktada, Türkiye’nin uluslararası lojistik ve ticaret alanındaki etkisini artırmak için bölgesel iş birliklerine de ihtiyacı var.”

“Gerek en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin gerekse Orta Asya ve Hazar Bölgesi’ndeki ülkelerin, dünya tedarik zincirlerine daha fazla entegre olmak için ülkemizden geçen Orta Koridor başta olmak üzere, uluslararası ulaşım koridorlarını ortak çıkar ve yatırım alanı olarak belirlediklerini görmekteyiz” diyen Aras ekliyor: “Geçtiğimiz yıl, Avrupa ve Orta Asya ülkelerinden gelen yatırımcıların Orta Koridor’un geliştirilmesi ortak amacıyla bir araya geldiği ‘Küresel Geçit’ platformunda, ülkemizden geçen Orta Koridor’un çok modlu, modern, rekabetçi, sürdürülebilir, öngörülebilir, akıllı ve hızlı bir güzergah haline getirilmesi ortak amacıyla toplamda 40 proje için 10 milyar euro yatırım taahhüt edildi. Yine Türkiye’den geçen Via Carpatia koridor projesiyle Baltık, Adriyatik, Ege ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin karayoluyla birbirine bağlanması, AB gündeminde yerini aldı.”

Suriye’deki gelişmelerin etkisi

Suriye’deki son gelişmeler de Türkiye’nin Orta Koridor’daki rolünü doğrudan etkileyecek önemli bir faktör. 2011 yılında başlayan iç savaş, Türkiye ile Orta Doğu arasında önemli transit yollarını kapattı. Ancak Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesiyle birlikte Türkiye’nin Suriye üzerinden Orta Doğu’ya yaptığı lojistik taşıma faaliyetlerinin yeniden canlanması mümkün. Bu durum, sadece Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki rolünü güçlendirmekle kalmayacak aynı zamanda Türkiye’nin Körfez ülkelerine ve Suudi Arabistan’a yönelik ticaretini de artıracak.

Suriye ile karayolu taşımacılığı alanındaki ilişkilerimiz Türkiye - Suriye sınır kapısında yük aktarımı ile UND rakamlarıyla yılda 170 bin sefer olarak devam ediyor. UND Başkanı Şerafettin Aras’a göre Suriye’de istikrarın sağlanması ile başlayacak yeniden yapılanma ve imar çalışmalarıyla ülkemiz iş dünyası için Suriye’de yeni işbirliği ve ticaret fırsatları oluşacak. Suriye’de güvenliğin sağlanması ile bu ülkeye ve Suriye üzerinden Orta Doğu bölgesine karayoluyla ihracat ve transit taşıma potansiyelini Türkiye geri kazanabilir. Yani yeni tabloda, önemli ticaret pazarlarımız olan Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt ile mevcut ticaretimizi geliştirme fırsatları bulabiliriz.

Altyapı eksiklikleri ve sorunlar

Sektör temsilcilerine göre Orta Koridor’un etkin bir ticaret yolu haline gelmesinin önündeki en büyük engel, altyapı eksiklikleri ve koordinasyon sorunları. Özellikle Hazar Denizi’ndeki taşımacılığın geliştirilmesi, limanların modernize edilmesi ve sınır geçişlerindeki düzenlemeler, oldukça zaman alıcı süreçler. Bu süreçlerin hızlandırılması, Orta Koridor’un daha verimli bir şekilde işlemesi için kritik öneme sahip.

Sektörde kronikleşen sorunlardan biri de geçiş belgesi yetersizliği. Bu sorun Türkiye’nin, artan ihracat paralelinde taşıma güzergahlarındaki bazı ülkelerin kota engeline takılmasına sebep oluyor. UND Başkanı Aras, “Yıllık bazda taşımacılarımıza kotaya tabi olarak tahsis edilen sınırlı sayılardaki geçiş belgelerinin genellikle yılın son aylarında tamamen tükendiğini ve ihracat operasyonlarımıza sekte vurduğunu sık sık tecrübe ediyoruz” diyor. “Transit kısıtlamalarının ortadan kaldırılması için ilgili bakanlıklarımızın yürüttükleri ticari diplomasi çalışmalarına UND olarak destek verdiklerini söyleyen Aras, “Bu amaçla, Brüksel ve diğer AB başkentlerinde, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği ile taşımacılık ilişkilerimizdeki sorunlara kalıcı çözüm sağlamaya yönelik lobi çalışmalarımızı 2025 yılında da yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. İlaveten, operasyonel kabiliyetlerimizi kısıtlayan ‘profesyonel TIR sürücüsü yoksunluğu’ sorununu perçinleyen ‘profesyonel TIR sürücü vizeleri’ sorununa da Schengen - AB ülkeleri ile çözüm arayışlarımızı da Orta Koridor’daki ortak çıkarlarımız ana çerçevesi içinde ilgili bakanlıklarımızın ve kuruluşlarımızın destekleriyle devam edeceğiz” sözleriyle gelecek planlarını anlatıyor.

Avantajlar – Riskler

Avantajlar

Alternatif Ticaret Yolu: Orta Koridor, Rusya - Ukrayna savaşıyla sekteye uğrayan Kuzey Koridor’a ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olan Güney Koridor’a alternatif bir güzergah olarak öne çıkıyor. Bu rota, deniz yoluna göre 15 gün daha hızlı teslimat avantajı sunuyor ve iklim koşullarından daha az etkileniyor.

Türkiye’nin Stratejik Konumu: Türkiye’nin jeopolitik konumu, Orta Koridor üzerindeki kritik limanlara ve demiryolu hatlarına erişimi kolaylaştırıyor. Bakü – Tiflis - Kars (BTK) Demiryolu ve Zengezur Koridoru gibi projelerle altyapı güçlendiriliyor. Türkiye, 2030’a kadar taşınan yük miktarını üç kat artırmayı ve bu koridorda daha kısa taşıma süreleri sunmayı hedefliyor.

Ekonomik Sinerji ve İş Birlikleri: Türkiye, Çin ile “kazan - kazan” anlayışıyla işbirliği yapıyor ve 2053’e kadar demiryolu ile yük taşıma payını yüzde 22’ye çıkarmayı planlıyor. Ayrıca Avrupa ve Asya’nın ticaret yollarını birbirine bağlama hedefi, AB ve Dünya Bankası gibi kurumların da desteğini çekiyor.

Riskler ve zorluklar

Altyapı ve Koordinasyon Eksiklikleri: Orta Koridor’un en büyük sorunlarından biri altyapı yetersizlikleri. Hazar Denizi’ndeki taşımacılık hizmetlerinin geliştirilmesi, liman modernizasyonu ve sınır geçişlerindeki düzenlemeler zaman alabilir.

Jeopolitik Belirsizlikler: Bölgedeki Azerbaycan - Ermenistan ilişkileri ve diğer sınır çatışmaları, ticaret yollarında istikrar sağlanmasını zorlaştırıyor. Zengezur Koridoru’nun tamamlanması bu açıdan önem taşıyor.

Yatırım Gerekliliği: Orta Koridor’un etkin bir ticaret yolu haline gelmesi için ciddi mali kaynaklara ihtiyaç var. Çin’in bu rotaya yapacağı yatırım, projenin başarısını belirleyecek en kritik unsurlardan biri.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok