Arama

Kral III. Charles Sahil Yolu sizi bekliyor!

Bir İngiliz rüyası, Jane Austen’in 250’nci yaşında gerçeğe dönüşüyor. Artık Britanya kıyılarında boydan boya kesintisiz yürüyüş yapmak mümkün. Dünyanın en uzun kıyı yürüyüş parkuru ünvanını kazanan Kral III. Charles Sahil Yolu, dalga sesleri eşliğinde gezginlerin hayallerini süslüyor.

06 Mayıs 2025, 08:00

Britanya Adası’nın nefes kesen sahillerinde kesintisiz bir yürüyüş keyfi sizi bekliyor. İngiltere’deki bu uzun yürüyüş güzergahı uzun zamandır bekleniyordu. İlk olarak 2000’li yılların başında temeli atılan yolun açılışının Jane Austen’in 250’nci doğum yılına denk getirilmesinin rotaya edebi bir derinlik de kazandırdığı aşikar. Peki, neden Jane Austen?

Regency döneminin en ünlü isimlerinden biri olan Austen, İngiltere için bir yazardan çok daha fazlasını ifade ediyor. Onun romantik hikayeleri, güçlü kadın karakterleri, masalsı kasaba atmosferi, centilmen beyefendileri ve mutlu aileleri, bir İngiliz rüyasını temsil ediyor. Bu yüzden de doğumundan 250 yıl sonra bile özlemle anılıyor, kitapları elden ele dolaştırılıyor. Kendisinin bıraktığı zengin kültürel mirasa minnet duyan ve anısını yâd etmek isteyenlerse Winchester Katedrali’ndeki mezar taşında alıyor soluğu. Katedralin avlusuna Austen’i yazı masasının başında kâğıtları, tüy kalemi ve mürekkebiyle birlikte gösteren gerçek boyutta bir heykel dikileceğinin müjdesini de hayranlarına vermiş olalım. 

Sivri dilli romantiğin izinde

16 Aralık 1775 doğumlu Jane Austen, hayata gözlerini erken bir yaşta yumduğu için kaleminden çok fazla kitap okuyabildiğimiz bir yazar değil. Austen, 41 yaşında hayatını kaybettiğinde yayımlanmış sadece dört romanı bulunuyordu. Onun ölümünden sonra ailesi, bütün kitaplarının okurlarla buluşmasına öncü oldu ve bugün elimizde yazarın tamamlanmış yalnızca altı romanı var. Bu romanlar, yayım tarihlerine göre şu şekilde sıralanıyor: “Akıl ve Tutku” (1811), “Gurur ve Önyargı” (1813), “Mansfield Park” (1814), “Emma” (1815), “Northanger Manastırı” (1817) ve “İkna” (1817). Bugün sadece İngiltere’de değil tüm dünyada kitapları severek okunuyor. Doğumunun üzerinden iki buçuk asır geçmesine rağmen edebiyat tarihinin en büyük aşk romancıları arasında ve çoğu eleştirmene göre hâlâ rakipsiz. Sadece “Gurur ve Önyargı”nın, 20 milyondan fazla satıldığını düşünürsek hak vermemek imkansız.

 

Bath'in en revaçta olan müzeleri arasında olan Jane Austen Merkezi, ünlü yazarın hayatını ve yaşadığı dönemi ayrıntılarıyla yansıtıyor.

 

Austen tutkunları, soğuk kış günlerinin geride kalmasıyla birlikte Kral III. Charles Sahil Yolu’nda buluşmaya başladı bile. Bununla da yetinmeyerek Austen romanlarının büyüleyici atmosferini yaşatmak için onun onuruna dönem kıyafetlerine bürünüyor ve adeta bir festival havası estiriyorlar. Yılın ikinci yarısında ise Austen’in 1801-1806 yılları arasında yaşadığı İngiltere’nin Bath kentinde birbirinden görkemli balolar düzenlenerek dönem ruhu yeniden canlandırılacak. Austen’in hayatının son günlerini geçirdiği Hampshire’daki Chawton bölgesinde ise yazarın yaratıcı sürecini konu alan bir sergi açılacak.

Ayrıca aralık ayındaki doğum günü kutlaması için sekiz gün boyunca her biri ayrı bir romana adanmış bir festival de düzenlenecek ve Austen’in hayatını ve yaşadığı dönemi konu alan birçok kitap yayınlanacak. Altı Austen romanı, renkli ve yaratıcı kapak tasarımlarıyla yeniden raflarda olacak. Diğer yandan Netflix’in “Bridgerton” adlı dizisinin 1813 yılında başlıyor olması da bir tesadüf değil. “Gurur ve Önyargı”, o yıl yayınlanmıştı. Evlilik konusunu ve ironik üslubunu bu kitaptan alan dizinin birçok sahnesinde Austen’in eserlerine dair göndermeler görmek mümkün.

 

Austen şerefine düzenlenen görkemli balolar ve edebi etkinlikler, İngiltere’yi edebiyat tutkunları için vazgeçilmez destinasyonlardan biri yapıyor.

 

Galler kıyılarından İskoçya’ya

İngiltere’nin en güzel kıyılarını yürüyerek keşfetme fikri aslında 1930’lu yıllara dayanıyor. O tarihten bu yana ada genelinde birçok yürüyüş rotası oluşturulsa da kıyı şeridi, uzun süre kesintisiz bir yürüyüş yoluna sahip değildi. Yeni yollar açılmadan önce kıyı şeridinin sadece üçte ikisine ulaşılabiliyordu. Ancak gezginler artık özgür… Harekete geçildi ve ada sahillerinin tamamını birleştiren oldukça uzun bir rota belirlendi. 4 bin 345 kilometreyle dünyadaki en uzun kıyı yürüyüş yolunun yaratıcısı Neil Constable, Natural England’ın da ulusal danışmanı. Constable, “2025 yılı itibarıyla İngiltere kıyılarına gelip dilediğiniz kadar yürüyebileceksiniz” diyor. Cambridge Üniversitesi’nde İngilizce profesörü olan ve yürüme üzerine yazdığı kitaplardan tanıdığımız Robert Macfarlane’e göre ise bu gerçekten müthiş bir proje. “İngiltere’nin köklü geçmişini aydınlık geleceklerle, dalga ve kuş seslerini endüstriyel mirasla, nehirleri deniz fenerleriyle birleştiren bu yolda hayat var!”

Kral III. Charles Sahil Yolu’nun açılması için büyük fedakarlık gösteren ekip üyelerine bakılırsa bu rotayı oluşturmak hiç de kolay değildi. Çünkü Britanya sahil yolları, genellikle ‘sinir bozucu’ şekilde denizin dibinde bitiyordu. Ayrıca İngiltere’nin doğusundaki denizler, tıpkı Britanya ile Danimarka arasının karayla kaplı olduğu dönemden kalma fosilleşmiş ormanlar misali sadece balıkların bulunduğu batık patikaları da içinde barındırıyordu. Sahil yolunun bazı yerlerde sürekli denizde bitmesi sadece lojistik değil yasal sorunları da beraberinde getiriyordu.

Britanya’da yol hakkı, yani bir yerin yol olup olmadığı harita üzerindeki işaretlerle belirleniyor. Başka bir deyişle mantığa ve pragmatik çözümlere göre değil koordinatlara göre karar veriliyor. Bu da yolu denizin dalgaları yutsa bile onun statüsünün sabit kalması anlamına geliyor. Sahil yürüyüş yolu projesi ile birlikte bu mantıksız yaklaşıma da son verildi. Artık sahil yolunun “geri döndürme” hakları bulunuyor. Karanın nerede olduğuna bakılmaksızın kıyı şeridi ile birlikte yol sınırı da hep kara üzerinde kalıyor.  

Manastırlar, kaleler, fenerler...

Britanya bir ada ülkesi olduğu için “Bu devasa adada yürüyüşe nereden başlanır, hangi rota izlenir” soruları kaçınılmaz. Yaygın tercihlerden biri 1066 - 1087 yılları arasında İngiltere kralı olarak görev yapan Normandiya Dükü William’ın (Fatih William) ayak bastığı Pevensey Kalesi’nden yola çıkmak. East Sussex’te bulunan kale, İngiltere tarihinin farklı dönemlerine tanıklık etmiş, Roma Britanya’sının Sakson Sahil Kaleleri (Saxon Shore Forts) savunma sisteminin bir parçası… Hastings Savaşı’nda İngilizler tarafından merkez üs olarak da kullanılmış. Zaferden sonra bir Norman kalesine dönüştürülen görkemli yapı, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgaline karşı bir savunma noktası olarak kullanılmış ve günümüzde “İngiliz tarihi mirası” statüsünde koruma altında tutuluyor. Ziyaretçilere açık olan bu tarihî alanda Orta Çağ surları, Norman döneminden kalma iç kale ve Roma duvarları halen dönemin ihtişamını yansıtarak ayakta.

 

Britanya'nın tarihi sahillerinde, doğa tutkunları ve tarih meraklıları için görkemli kalıntılar ve romantik deniz fenerleriyle bezeli bir manzara uzanıyor.

 

Bünyesindeki rehberli turlardan birine katılarak hakkında daha fazla bilgi edinebileceğiniz Pevensey Kalesi’nden yola çıkıp İspanyol Armadası’nın ele geçiremediği Margate’e yürümek iyi bir fikir. Ardından dünyaca ünlü Mayflower gemisinin demir aldığı Plymouth’ı ve Titanic’in kalkış limanı olan Southampton’ı ziyaret etmek de öyle. Ancak Kral III. Charles Sahil Yolu’na ruhunu üfleyen yegane yazarın Jane Austen olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu yürüyüş rotası boyunca romanlara, şiirlere, şarkılara ve filmlere ilham olmuş pek çok yer bulunuyor. Ünlü İngiliz fosil avcısı Mary Anning’in deniz kabukları sattığı Lyme Regis sahili, henüz 29 yaşındayken verem nedeniyle hayata veda ünlü yazar Anne Brontë’nin Scarborough kentindeki mezarı, beyaz kayalardan oluşan uçurumların üzerinde mavi kuşların uçuştuğu haliyle edebiyat kokan Dover da bu rota üzerinde.

Adım adım Britanya tarihi

Özellikle sofistike beklentilere sahip sanatçı ruhlara sinemasal görüntüler ve entelektüel detaylar sunan Kral III. Charles Sahil Yolu’nun ayrıksı hali üzerine yorum yapan isimlerden biri de David Abulafia. Cambridge Üniversitesi’nde görev yapan tarih profesörü, “Bu harika yolda, İngiltere tarihini ve onun denizle ilişkisini adım adım keşfederek görebilirsiniz” diyor. Profesör Abulafia, aslında bu sahil yolları ağının İngiltere’nin değişim tablosunu gözler önüne serdiğini de belirtiyor. Bunun tek nedeni, bir zamanlar büyük bir deniz gücüyken son yüz yılda bu özelliğini kaybeden bir ulusun kıyılarını yürüyerek keşfetmek istemesiyle ilgili değil elbette. Hem köklü bir tarihi yeniden hatırlamak hem de sahillerdeki yaşamı canlandırmak...

 

İngiltere'nin Hove kentindeki sahil şeridi, göz alıcı plaj kulübeleriyle adeta bir renk cümbüşüne dönüşüyor. 

 

Mesela bugün, alüvyon birikmesi sonucu denizden içeriye çekilmiş olan bir zamanların büyük limanı Winchelsea’den ve deniz tarafından yutulan Dunwich kasabasından geçilecek olması, İngiltere adına başlı başına önemli bir kazanım. Profesör Abulafia da bunu destekliyor ve “Britanya’nın denizin dalgaları tarafından yutulmuş bir geçmişi vardı. Şimdi bu yeniden hatırlanıyor” diyor.

Kuşkusuz yeni sahil yolunun turizme açılmasıyla bir zamanlar üzerinde güneş batmayan büyük bir imparatorluğun mirası biraz daha görünür hale gelecek. Galler’den İskoçya’ya kadar uzanan Britanya kıyılarındaki manastırlar, kaleler, deniz fenerleri, şatolar, malikaneler ve nice görkemli yapılar da bu sayede keşfedilecek. Birçok sembol yapıyla dolu olan yürüyüş yolu, bir anlamda tarihsel devamlılık tablosu olarak da görülebilir. Sıra dışı bir seyahat deneyimi yaşamak isteyenlerin Kral III. Charles Sahil Yolu’na kayıtsız kalmaları zor gibi gözüküyor. Atmosferi tam anlamıyla hissetmek ve rotanın ruhuna kapılmak için yanınıza bir Jane Austen romanı almayı unutmayın!


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok