;
Arama
Otuz yıl önce Silivri’de şehirli bir ailenin toprakla tekrar bağ kurmak için inşa ettiği çiftlik, bugün Grandma’s Wonderland olarak 86 bin metrekareye yayılan bir yeryüzü cenneti. Aynı zamanda, artık yerellik kazanmış orta yaştaki bağları, binlerce çeşit ağaç ve kök otun yanı sıra çiftlik hayvanları ve Michelin Yeşil Yıldızlı restoranı The Barn’la da hayatı anlamlandıran yeşil bir yol. 

21 Nisan 2026, 16:56 Güncelleme: 21 Nisan 2026, 17:19

Şiiri Can Yücel’e ait Yeni Türkü’nün “Yeşilmişik” şarkısı Grandma’s Wonderland’den döndüğümden beri dilimde. Orada kendimi bir yaprak gibi hafif hissettiğimden olsa gerek. Anladım ki, Silivri’de Akören Köyü’ne giden topraklarda konumlanan, sürdürülebilir lüksün iliklerinize işlediği bu çok özel çiftlikten siz çıkabilirsiniz ama bir kere oraya gitmişseniz o sizin içinizden çıkmaz.

Zihinsel - bedensel huzurun yakalanabildiği, zamanın yavaşlatılabildiği Grandma’s Wonderland, gerçekten de bir büyükannenin bilgeliğinin neticesinde şekillenmiş. Kurucusu Serpil Akbayır sihirli elleriyle ilk çam ağaçlarını diktiğinden beri geçen 30 yıl içinde daha önce çayır, çimenden başka bir şey bulunmayan bu topraklar şimdilerde 257 meyve ağacı, bin 300 kök asma, bin 257 çam ağacı, bin 505 kök ot ve peyzaj bitkisi, çamın haricinde 273 farklı türde ağaç -ki buna ilk kez adını duyduğum ve meyvesi dillere destan kaymak ağacı da dahil- 86 bin metrekarelik bir cennet. Zamanla eklenen taş ev ve göletlerin yanı sıra meyve bahçesi, bostan ve üzüm bağları da bu eskinin yalnız topraklarını adeta resimlik bir tabloya dönüştürmüş. At, inek, tavuk, horoz, ördek, kaz ve sülünlerin katılımı ise tam bir çiftlik hayatı yaratmış. Bir farkla, buradaki hayvanların hiçbiri insanların beslenmesini karşılamak amacıyla çiftlikte tutulmuyor. Onlar da çiftliğin sakini. Sahiplenilmiş kedi ve köpekler ise şen şakrak etrafta... Zaten son beş yıldır 15 odalı oteli de bulunan Grandma’s Wonderland’in tüm odalarında evcil hayvanlarınızla konaklayabiliyorsunuz.

Özgün AkbayırTürkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında konaklama tesislerinin çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik ilkelerine tam uyumunu belgeleyen en kapsamlı ve ileri düzey bir belge olan üçüncü aşama sertifikasına sahip çiftlikte, hem insanlar hem hayvanlar ve bitkiler mutlu mesut yaşıyor. 

Annesinin ve babasının mirasını büyüterek devam ettiren Özgün Akbayır’a “Doğanın Kızı” demek hiç de abartılı olmaz. Her an, içinden çeşitli otların fışkırdığı bir sepetle etrafta dolaşırken görebileceğiniz Özgün Akbayır’ın sürdürülebilir bir yaşam döngüsü kurma ideali “The Barn” restoranla da hayata geçmiş durumda. Michelin Yıldızlı Nordik çiftlik restoranlarında tecrübesini artırdıktan sonra Özgün Akbayır’ın hayaline ortak olan Şef Buğra Özdemir, geçen yıl “Michelin Yeşil Yıldız”ı kapısına asan The Barn’da ekibiyle birlikte sürdürülebilir, abartısız ama hep sürprizlerle dolu bir mutfak yaratmış. Örneğin, sos şefi Volkan Özkur’un yenilmediği düşünülen otlardan yapılmış sorbesi ve pasta şefi Zeynep Taşçı’nın tatlı literatürüne altın harflerle yazılacak peynir helvası tartı başıma gelen en güzel şeylerdendi.

Özgün Akbayır, “Burası yıllar önce şehirli bir ailenin toprakla tekrar bağ kurmak için inşa ettiği bir çiftlikti ve zaman içinde bunu paylaşma fikri oluştu. Daha önce atımız için inşa ettiğimiz taş bina ise onu kaybetmemizin ardından anısını yaşatabileceğimiz The Barn’a mekân oldu” diyor ve sözlerini sürdürüyor: “Burada ağırlıklı olarak çiftliğimizde hasat edilen ürünleri kullanıyoruz. Eksiklerimiz komşu tarlalardan tamamlanıyor, fazlalarımız ise hiç ziyan edilmeden yemlere, yakacağa veya toprağa geri kazandırılıyor. Yetiştirdiğimiz ürünleri böceklerden korumak için pestisit yerine acı biber, kalsiyum için yumurta kabuğu kullanıyoruz. Enerji kaynağımız ise güneş. Ailemizin kadınları tohumdan, topraktan, hasattan, işletmeden sorumlu; babamsa teknik işlerden ve arılardan.”

 

Tarladan sofraya, mevsimsel, sıfır atık, doğaya saygılı bir gastronomi deneyimi sunan The Barn’ın mutfağını şu sözlerle özetliyor Akbayır: “Mutfağa giren sebze ve meyveleri bahçemizde ata tohumlarından yetiştiriyor, işlemeden az önce topraktan ayırıyoruz. Et ve süt ürünleri Trakya bölgesinin meralarından, deniz ürünleri Silivri Limanı’ndan, bitki çayları bahçemizdeki aromatik otlardan geliyor. Menümüz ise bahçenin ve bölgenin sunduklarına göre değişiyor.”

Şef Buğra ÖzdemirKaldığım birkaç gün içinde havanın yağmurdan doluya, güneşten buluta dalgalanması sayesinde dört mevsimi birden yaşadığım Grandma’s Wonderland’in her köşesi ayrı keyifli. Ben de duruma göre kah içerideki ve verandadaki şöminelerin başında, kah göletlerin ve havuzun başındaki konforlu koltuklarda ve tabii ki The Barn’da havanın bu değişken ruh halinin tadını çıkardım. 

Bir de her fırsatta Grandma’s Wonderland’in herbalisti olmasının yanı sıra deneyim direktörlüğünü de yürüten Fields Aromatherapy’nin kurucusu Büşra Baysura rehberliğinde çiftliğin dört bir tarafını bitkileri ve ağaçları daha yakından tanımak için dolaştım. Cabernet Sauvignon ve Merlot bağlarının böceklenmeye karşı koruyuculuğunu üstlenen Isparta güllerinin zarafet yüklü fedakarlığını duymak onlara olan hayranlığımı daha da artırdı. Bir önceki gün yatağımda bulduğum Fields gül hidrosolünün ise o güllerden damıtıldığını öğrendim. Kaliteli bir uyku için gülün frekansını ve rahatlatıcı etkisini bu yastık spreyi sayesinde bizzat yaşadığımı söyleyebilirim. 

Büşra Baysura, “Tıbbi bitkilerimizle sürekli denemeler yapıyoruz. Örneğin pekmezlerimizi ıtır, reyhan ve Arnavut biberiyle infüze ederek aromatik forma getiriyoruz” diyor ve devam ediyor: “Tıbbi bitkilerimizi yemeklerin içeriğinde, botanik kokteylerimizde infüze ederek ve süslemede kullanıyoruz. Bunun yanı sıra Fields Aromatherapy ile Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerimizin prosesinden çıkan üzüm çekirdeklerini ileri dönüşümle vücut ovma kremi, üzüm çekirdeği yağı, spa yastığı gibi aromaterapi ve wellness ürünlerine dönüştürüyoruz. Bunu da ‘Zero Waste Harvest for Wellness’ çatısında satışa sunuyoruz.”

Grandma’s Wonderland’in bir diğer yıldızı ise The Cave SPA. Danışmanlığını Türkiye’nin en önemli SPA merkezlerini kuran Şeyma Pulat’ın yaptığı ve Homemade Aromaterapi ürünlerinin kullanıldığı SPA’da iki masaj gurusu; İlham Hammadine ve Onur Alağaş misafirlerine ruhsal ve bedensel rahatlama sağlıyor.

Burada tercih ettiğiniz bir vücut masajının yanı sıra yüz masajı da almanızı şiddetle tavsiye ederim. Yakov Gershkovich’in geliştirdiği yüz kaslarını toparlayan “Heykelsi Yüz Germe”metodunun uygulanmasıyla cildimde fark edilir ışıltı yakalamam bir yana, adeta astral seyahate de çıktım. Bu da açıkçası Grandma’s Wonderland’te “Back to Earth” adını verdikleri bir dizi etkinliğin altında yer alan yoga, meditasyon ve sanat terapisi aracılığıyla doğayla bağ kurma deneyimlerine ilgi duymamı tetikledi.
 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok