;
Arama

Trump protestocuları sokağa dökmek için İran'a saldırıları değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da binlerce kişinin ölümüyle bastırılan protesto dalgasını yeniden canlandırmak ve ülkede bir "rejim değişikliği" tetiklemek amacıyla Tahran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendiriyor. Pentagon, bu strateji doğrultusunda Orta Doğu'daki askeri varlığını son yılların en yüksek seviyesine çıkardı. Uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve gelişmiş savaş uçaklarının bölgeye intikaliyle "stratejik açık" kapatılırken, istihbarat raporları olası bir çatışmanın bölgeyi kaosa sürükleyebilecek 7 farklı sonucuna işaret ediyor.

29 Ocak 2026, 14:29 Güncelleme: 29 Ocak 2026, 14:56
Trump protestocuları sokağa dökmek için İran'a saldırıları değerlendiriyor
İran'da rejimin hükümet karşıtı protestoları kanlı bir şekilde bastırmasının ardından rejim yanlıları destek için sokağa çıkmıştı (Fotoğraf: Reuters)

Orta Doğu, Washington ile Tahran arasında tırmanan gerilimin gölgesinde tarihinin en büyük askeri hareketliliklerinden birine sahne oluyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bölgedeki müttefiklerini korumak ve İran'a karşı caydırıcılığı artırmak gerekçesiyle Basra Körfezi'nden Ürdün'e uzanan hatta devasa bir ateş gücü yığdı. Bu askeri tahkimatın arka planında ise Beyaz Saray'ın İran'a yönelik strateji değişikliği yatıyor.

Reuters'ın geçtiği bilgilere göre, Donald Trump yönetimi İran'da geçtiğimiz ay kanlı bir şekilde bastırılan rejim karşıtı gösterileri yeniden alevlendirmek istiyor. Kaynaklar, Trump'ın danışmanlarının, "protestoculara hükümet binalarını ele geçirebilecekleri özgüvenini aşılamak" amacıyla, şiddet olaylarından sorumlu tutulan İran güvenlik güçleri ve komuta merkezlerine yönelik nokta atışı saldırı seçeneklerini masaya yatırdığını belirtiyor.

Stratejik açık kapatıldı: 50 bin asker ve dev armada

Ocak ayı başında ABD'li askeri yetkililerin, Haziran 2025’te İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen "Gece Yarısı Çekici Operasyonu" sonrasında bölgede oluşan lojistik boşluk nedeniyle "büyük bir çatışmaya hazır olunmadığı" yönündeki raporları Washington'ı harekete geçirdi. Pentagon, bu "stratejik açığı" kapatmak için bölgeye hızlı bir kuvvet kaydırması gerçekleştirdi. Bölgedeki ABD askeri sayısı, son sevkiyatlarla birlikte 50 bine ulaştı.

ABD'nin bölgedeki deniz gücünün merkezinde USS Abraham Lincoln (CVN 72) uçak gemisi taarruz grubu yer alıyor. Gruba USS Frank E. Petersen Jr., USS Michael Murphy ve USS Spruance gibi güdümlü füze destroyerleri eşlik ediyor. Bu gemiler, karanın derinliklerine hassas saldırı yapabilen Tomahawk füzeleriyle donatılmış durumda. Ayrıca Pentagon yetkilileri, bölgede en az bir nükleer saldırı denizaltısının bulunduğunu doğruladı.

Hava gücü tarafında ise İngiltere'den Ürdün'deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü'ne kaydırılan F-15E Strike Eagle filoları dikkat çekiyor. Sığınak delici bombalar taşıyabilen bu uçaklar, olası bir operasyonda İran'ın yeraltı tesislerini hedef almak için kritik öneme sahip. Ayrıca uçak gemisinde konuşlu F-35C Lightning II hayalet uçakları ve Katar'a indirilen RC-135W Rivet Joint elektronik istihbarat uçağı, ABD'nin operasyonel kabiliyetini en üst seviyeye taşıdı.

Trump'ın hedefi: Sokakları hareketlendirmek

Beyaz Saray'daki tartışmalara aşina kaynaklara göre, Trump'ın öncelikli hedefi İran'ı sadece askeri olarak vurmak değil, içerideki siyasi denklemi değiştirmek. Masadaki seçenekler arasında, rejimin "demir yumruğu" olarak bilinen Devrim Muhafızları (DMO) komutanlarını ve Besic milislerinin merkezlerini vurmak bulunuyor. Daha kapsamlı seçenekler ise ABD müttefiklerini tehdit eden balistik füze rampalarının ve nükleer zenginleştirme tesislerinin imhasını içeriyor.

Ancak İsrailli ve Arap yetkililer, hava gücünün tek başına rejimi devirmeye yetmeyeceği görüşünde. Batılı bir diplomat, "Sadece hava saldırılarıyla insanları sokağa dökmek yerine, halihazırda şokta olan muhalefeti daha da sindirebilirsiniz" uyarısında bulundu.

İran cephesinde ise 86 yaşındaki Dini Lider Ali Hamaney'in günlük yönetimden çekildiği, yetkilerin büyük ölçüde Devrim Muhafızları'na geçtiği belirtiliyor. Hamaney'in güvenli lokasyonlarda tutulduğu ancak savaş ve nükleer strateji konusundaki son sözü hala onun söylediği ifade ediliyor.

Masadaki 7 kritik senaryo

Analistler ve askeri uzmanlar, ABD'nin düğmeye basması durumunda yaşanabilecekleri 7 ana senaryoda topluyor:

1. Demokrasiye Geçiş: Nokta atışı saldırılarla rejimin zayıflatılması ve halk ayaklanmasıyla devrilmesi. Ancak Irak ve Libya örnekleri, bu senaryonun genellikle kaos ve kan dökülmesiyle sonuçlandığını gösteriyor.
2. Venezuela Modeli: Rejimin hayatta kalması ancak ABD baskısı nedeniyle nükleer program ve bölgesel milis desteği gibi konularda geri adım atarak politikalarını yumuşatması.
3. Askeri Diktatörlük: Rejimin çökmesi durumunda oluşacak otorite boşluğunun, Devrim Muhafızları (DMO) tarafından doldurulması. Bu senaryoda İran, ideolojik bir teokrasiden katı bir askeri yönetime geçebilir.
4. Bölgesel Savaş: İran'ın, "parmağımız tetikte" uyarısı doğrultusunda, balistik füzeler ve SİHA'larla ABD üslerini ve ABD saldırısına destek veren komşu ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Ürdün) vurması.
5. Hürmüz'ün Kapatılması: İran'ın, küresel petrol ve LNG ticaretinin yüzde 20-25'inin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı mayınlaması. Bu hamle, küresel enerji fiyatlarını ve ticareti felç edebilir.
6. ABD Gemisinin Vurulması: İran donanmasının, "sürü saldırısı" taktiğiyle (yüzlerce İHA ve hızlı bot) bir ABD savaş gemisini hedef alması veya batırması. Bu durum ABD için büyük bir askeri ve siyasi felaket anlamına gelir.
7. Kaos ve İç Savaş: İran'ın etnik ve mezhepsel fay hatlarının kırılarak Suriye veya Libya benzeri bir iç savaşa sürüklenmesi. Kürtler, Beluçlar ve diğer azınlıkların kendi bölgelerinde kontrolü ele almaya çalışması, bölgeyi yıllarca sürecek bir istikrarsızlığa ve mülteci krizine itebilir.

Bölge ülkeleri diken üstünde

ABD'nin hazırlıklarına rağmen, Körfez ülkeleri olası bir savaştan büyük endişe duyuyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a "Riyad hava sahasının Tahran'a karşı kullanılmasına izin verilmeyeceği" garantisi verdiği belirtiliyor.

Katar'da kurulan yeni "Orta Doğu Hava Savunma-Birleşik Savunma Operasyonları Birimi" (MEAD-CDOC) ile Patriot ve THAAD bataryaları alarma geçirilmiş durumda. Bölgedeki genel kanı ise bir Arap yetkilinin şu sözlerinde özetleniyor: "Tetiği ABD çekebilir ama sonuçlarına katlanacak olan biziz."


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok