Arama

5 yıldızlı şeflerin köyü

Karia Yolu hattında ve Bozburun Yarımadası’nın güneybatı ucunda yer alan Söğüt Köyü, doğanın tüm güzelliklerini gözler önüne seren, ancak dolanbaçlı yolları nedeniyle adeta tanrılara saklanan bir cennet. 200 yıldır aynı ailelerin tarım ve balıkçılıkla hayatını sürdürdüğü, 7’den 70’e herkesin mutfakta iddialı olduğu köydeki restoranların kurucuları ise 5 yıldızlı otellerin şefleri. İşte bu yüzden, nerede yerseniz yiyin, şaşırtıcı derecede mükemmel.

08 Haziran 2026, 17:09

Konu deniz, doğa ve huzur olduğunda, Antik Karia medeniyetinin izlerini taşıyan Marmaris’teki Söğüt Köyü’nün Türkiye’nin en üst liginde yer alacağına hiç kuşku yok.  Komşuları Selimiye ve Bozburun’a kıyasla popüler turizme geç açıldığı için düzenli yapılaşan ve doğal yapısını koruyan Söğüt Köyü, coğrafyasının sunduğu tüm güzelliklerle birlikte adeta cennette olduğunuzu hissettiriyor. Symi (Sömbeki) Adası’nın tam karşısında yer alan köyün, Saranda Koyu başta olmak üzere adacıklarla çevrili ve akvaryum netliğinde denizi burayı yüzmek için de özel yerlerden kılıyor. Üstelik, Türkiye’de güneşin batışının izlenebileceği en büyüleyici manzaralardan birine ev sahipliği yapıyor. 

Hayrettin - Şemsa Kağnıcı (Saranda Garden)

Köyü özel kılan bir başka konu ise gastronomi kültürü. Sahil şeridindeki restoranlarda kaliteli deniz ürünlerini, Ahtapotçu Mehmet Usta’da tattığımız “gevreğik” gibi dağlardan toplanan yöresel otların yanı sıra bahçeden sofraya taşınan sebze ve meyvelerin hikâyeleştirdiği mezeleri ya da Kırin Dede Restaurant’ta  karşımıza çıkan Aydın Çine’nin ızgara yapılan köy peyniri gibi civardan lezzetleri deneyimleyebiliyorsunuz. Yine bir aile işletmesi olan Esinti Söğüt Restaurant’ta ise cips olarak kuruttukları biberleri çıtırdatırken, fikirden esinlenip kendi mutfağınıza da taşımayı düşünebilirsiniz. 

Kırım Tatarları, Yörük ve Rumlar’ın kültürleriyle harmanlanan Ege’nin güneybatı ucundaki bu köyü gastronomik açıdan ayrıştıran önemli etken, yörenin ailelerinin 200 yıldır toprağına bağlı kalarak işlemesi. Neredeyse hiç göç vermeyen köyde herkesin kendi bahçesi var ve mutfak hayatlarının merkezinde yer alıyor. Kime denk gelsen, küçük yaştan itibaren mutfağa girdiğini ve iyi yemek yaptığını anlatıyor. Belli ki, bu konu bir genetik mirasa dönüşünce, Söğüt Köyü, Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi turizmin kalbinin attığı 5 yıldızlı otel ve restoranlara şef yetiştirir olmuş. 

Ali Işık ve Naci Işık - Manzara Söğüt Restaurantİşte o şefler şimdi aileleriyle birlikte kendi yurtlarında restoran işletiyorlar. Dolayısıyla, yakınlardaki koyları dolaşmak için özel olarak kiralayacağınız tekneler de dahil, bu 5 yıldızlı gastronomi deneyimini gittiğiniz her yerde yaşıyorsunuz.

Söğüt’ün manzarası ise kıyıdan ve tepelerden ayrı güzel. Ancak tepelerde özellikle gün batımı hafızalara kazınacak bir renk şöleni sunuyor. Bu hoşluğu doyasıya yaşamak için bizim tercihimiz orta noktada olması nedeniyle denize de yakın sayılabilecek Söğüt Köyü’nün tek apart sitesi Saranda Garden’dı. 1700 m²’lik geniş bir araziye sahip Saranda Garden, Mimar Şemsa Kağnıcı’nın tüm estetik dokunuşunu gerek havuz kenarı ve bahçe peysajında, gerekse dairelerin dekorasyonunda yansıtıyor. Oturduğunuz balkondan dağlara ve denize bakıp huzura ererken, havuzdaki su sesine eşlik eden muz ağaçlarının sakin hışırtısı ayrı bir mutluluk kaynağı olabiliyor. 

Makine mühendisi eşi Hayrettin Kağnıcı’nın kendi tesislerinin altyapısını yaparken etraflarındaki yolların düzenlenmesine ön ayak olması ise şapka çıkarılacak bir konu. Zaten, karı koca Kağnıcılar, köyün dışından gelip yerleşen nadir yabancılardan olmalarına karşın, Söğüt gönüllüleri olarak, konumu itibarıyla “yolun sonu” şeklinde tanımlanan köyün bozulmadan medeniyetten nasibini alması için canla başla çalışıyorlar. Hatta topraksız tarım yaparak beldeye başka bir bakış açısı getirmeyi planlıyorlar. 

Sonbaharla birlikte longevity etkinliklerinin de düzenleneceği Saranda Garden’da konaklamak için sadece altı daire bulunuyor. Orası dışında, köyde yine az sayıdaki villalardan birini kiralayabilirsiniz. Daha da tepede konumlanmak isterseniz, sadece iki evi bulunan Kızılyer’deki Söğütköy İnzivası bir alternatif olabilir. Bu evler 40 adet yarım asırlık badem ağacı, zeytin ve keçiboynuzu ağaçları, yaban mersini, defne, mercanköşk, biberiye, lavanta, karabaş otu, aronya gibi tıbbi ve aromatik bitkilerin bulunduğu 1800 m² arazi içinde yer alıyor. Sahilde ise konaklamak için son derece şık ve keyifli pansiyonlar bulunuyor. 

Gevreğik otu- Ahtapotçu Mehmet UstaAslına bakarsanız, gerek geliş gidiş yolu, gerekse denize inen yolların engebeli olması nedeniyle Söğüt Köyü daha çok yatla gelen misafirlerin tadını çıkaracağı bir belde olarak da nitelendirilebilir.  Köyün ikon restoranı Manzara ağırlıklı olarak bu tarz misafirlerin rağbet ettiği,  tatil sezonunda aylar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gereken, kendini gastronomi rehberlerinin özellikle dışında tutan ve tahmin edeceğiniz üzere Söğüt Köyü’nün manzarasını tüm ihtişamıyla sunan bir foodie tapınağı. Burada deniz böcekleri de et de yiyebilirsiniz. Manzara’nın menüsündeki salatalarda da yer aldığından, Söğüt bademinden bahsetmek isterim. Yağ oranı Datça bademine nazaran biraz daha düşük olan orta boydaki bu bademin hafif sütlü ve tatlımsı bir aroması var ve bence tadına doyum olmuyor. Köyün kült mekânlarından bir diğeri ise Manzara’nın aksine hemen kıyıda yer alıyor. Türkiye’den ve dünyadan iş, sanat, cemiyetten isimlerin uğrak noktası, restoran ve beach bar’a sahip Barba Saranda kendini bir “art space” olarak da tanımlıyor.

Söğüt Köyü, sizi enteresan biçimde sessiz lükse davet ederken, aynı zamanda doğayla bütünleşmenize aracılık ediyor. Keçiboynuzu ağacını ve mor yasemini ilk defa gördüğüm köy endemik olarak fazlasıyla lütufkâr. Bahçesindeki minik kurbağalarla şakalaştığımız apartımızdan çıktığımızda serbest dolaşan eşeklere denk gelmek, yüzdüğümüz koylardaki adacıklarda yine serbest dolaşan keçilere karşı kulaç atmak adeta bir öze dönüş gibiydi. Söğüt Köyü’ne karadan gelmesi belki hiç kolay değildi ama doğrusu onu bırakıp gitmek de kolay olmadı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok