Arama

Cadde’nin sohbet sofrası

Bağdat Caddesi’nin önemli buluşma noktalarından Hani Restaurant, kurucu şef Alp Çekici’nin yüksek gastronomi standartlarında yorumladığı mezelerle öne çıkarken, bir yandan da Türkiye’nin yöresel lezzetleri ve dünya mutfağından örneklerin sunulduğu farklı konseptlerdeki tadım etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.

15 Haziran 2026, 15:37 Güncelleme: 15 Haziran 2026, 15:51

İlk olarak 2014 yılında Tezgah Food etc. ismiyle Göktürk’te evlere butik catering hizmeti sunan lokantalarıyla başlayan Şef Alp Çekici ve onun gastronomi vizyonuna inanan ortağı Murat Kılıçaslan’ın serüveni, sonrasında şirket etkinliklerini üstlenmeleriyle devam etti. Maslak’ta beyaz yakalıların rağbet ettiği bir başka lokanta derken, aynı zamanda Cafe Nero’nun sandviçten tatlılara, tüm öğünlerine imza attılar.

Alp Çekiciİsmet Saz ve Arda Türkmen gibi şeflerle de çalışan Alp Çekici, Bozcaada'daki işletmesinin ardından pandemi sonrası Caddebostan’daki Hani Restaurant’ı hayata geçirdi.

Hani artık Cadde’de Şef Alp Çekici’nin yorumlarıyla damakta iz bırakan mezelerinin, deniz ürünlerinin, ara sıcakların ve etlerinin lezzetiyle haklı bir şöhrete sahip. Örneğin, her gittiğinizde aynı çıtırlıkta ve lezzette tadacağınız patates cipsleri sadece Anadolu Yakası’nın değil, İstanbul’un en iyilerinden. Keza, kimyonlu, derotlu, taze soğan, domates ve biberle birlikte kavrularak hazırlanan yaprak ciğer de aynı şekilde şehrin bir numarası olmaya aday. Domates sosuyla servis edilen karidesli çıtır börek ise inanılmaz sıcak servisi ve diri duruşuyla doğal olarak hayranlık uyandırıyor.

Şef Çekici’nin “Sohbet Sofrası” olarak tanımladığı mutfağında favanın yeri ayrı. “Bir restoran favayı iyi yapıyorsa, orada yemek kalitesi yüksektir,” diyen Çekici, bu mezeyi annesinden öğrendiği tarife kendi yorumunu katarak hazırlıyor. Çilekli Ege otları, yazın ekşi elma, kışın ayvalı sunulan karides de Hani’ye özgü tatlardan. Sarımsakla soslandıktan sonra bal ve pikan ceviziyle finalize edilen hellim ise sıcaklar arasında yükselişe geçeceğini tahmin ettiğim lezzetlerden.

Menü ara sıra revize edilse de genel olarak mevsimselliğin dışında çok değişken bir mutfağı yok Hani’nin. Ancak, sürekli misafirlerine farklılık sunmak adına dört kişi ve üstünde özel gruplar için menüde olmayan her türlü sofrayı kurabiliyorlar. Yeter ki birkaç gün öncesinden bu talep iletilmiş olsun. Kaburga dolması, hamsili pilav, tuzda balık ya da herhangi bir yörenin menüsü... Belki de Uzak Doğu, Fransız ya da İspanyol mutfağına ilişkin bir sofra... Alp Çekici ve ekibi misafirleri için her türlü mutfağı en şeçkin örnekleriyle  kurgulayabiliyor. Kimi zaman canlı müzik performanslarının gerçekleştiği mekânda kapalı gruplar için DJ’li akşamlar da düzenleniyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nde dersler veren ve danışmanlık yapan Alp Çekici kendini bir yemek sevdalısı olarak tanımlıyor. O yüzden Hani’de kullanılan malzemelerin çıtasını hep yüksek tutuyor. Karides İskenderun’dan, bebek kalamar ve ahtapot Babakale’den, otlar İzmir’den, tereyağı Malatya’daki mandıradan, pastırma Kastamonu’dan, zeytinyağı, peynir Geyikli’den, nar ekşisi ve salçalar Antakya’dan geliyor. Hazır ürünün kullanılmadığı Hani’de günlük alışveriş, sakatat, balık, turşu gibi ürünler ise bölgenin küçük esnafından temin ediliyor.

Yüksek gastronomi standartlarında hazırlanan lezzetlerin sürdürülebilirlik adına makul bir fiyatla sunulduğu Hani’de tatlı düşkünleri farklı bir deneyim yaşamaya hazırlıklı olsun. Örneğin,  geleneksel ikramlarda yemeğin sonunda sofrada kuvvetli bir aktör olarak görmeye alışkın olduğumuz ballı cevizli muz, Hani’de karşımıza tereyağlı shortbread bisküvilerin üstünde, karamelize edilmiş ve viskili-ballı bir sosla kıtır ceviz konularak İngiliz damak zevkine gönderme yaparak çıkıyor. Vişneli çikolatalı sufle ise zamanı da geldiğinden kayıtsız kalınamayacak tatlılardan.
 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok