İzmir’in Turgutlu ilçesinde doktor bir baba ve işletmeci bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Salih Baz, kariyerine hukukçu olarak başlasa da, bugün Türkiye’nin işitme sağlığı pazarında dengeleri değiştiren bir dönüşümün mimarı. İzmir Amerikan Koleji ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki eğitimlerinin ardından hukuk bürosunda çalışmaya devam eden Baz, aynı zamanda aile şirketi Duymer’in yönetim masasında "girişimci ruhu" ile "hukukçu temkinliliğini" birleştiren bir stratejist olarak yer alıyor.
Salih Baz’ın Duymer İşitme Cihazları’nın CEO koltuğuna oturması, dışarıdan bakıldığında klasik bir bayrak devri gibi görünebilir. Ancak Baz, bu koltuğa oturmadan önce şirketin satış temsilciliğinden genel müdürlüğüne kadar her kademesinde görev alarak “mutfağı” öğrenen bir isim. 1999 yılında Karşıyaka’da tek bir şube ile kurulan ve 2022 yılına kadar geleneksel bayilik modeliyle büyüyen şirket, Baz’ın liderliğinde sektörün ezberlerini bozan radikal bir karar aldı: Bayilik sistemini sonlandırmak ve tamamen kendi şubeleriyle büyümek.
Sağlık sektörü; ticaret hukuku, sağlık mevzuatı ve idari hukukun iç içe geçtiği, regülasyonların yoğun olduğu bir alan. Salih Baz, hukukçu kimliğinin bu zorlu arenada kendisine sağladığı avantajı, “Kendi içimde bir ön yatırım komitesi gibi çalışıyorum” sözleriyle tanımlıyor. Bir fırsatla karşılaştığında, bunun yasal ve regülatif sınırlarını henüz yönetim masasına getirmeden zihninde tarttığını belirten Baz, “Yapılamayacak işi masaya getirmiyorum, bu da bizi zaman kaybından ve yanlış stratejilerden koruyor” diyor.
Bu temkinli ama vizyoner yaklaşım, aile içindeki kuşak geçişini de sancısız kılmış. Birinci neslin tecrübesi ile ikinci neslin dinamizminin bir araya gelmesiyle oluşan “aile harmonisi”, Duymer’in agresif büyüme kararlarını hızla alabilmesini sağlamış. Şirket, yönetim yapısını da modernize ederek müdürlük sisteminden direktörlük yapısına geçmiş ve 400 kişilik ekibin bu kültürel değişime hızlı adaptasyonu sağlanmış.
Hizmet perakendeciliği
Salih Baz, bayilik sisteminden çıkış kararını sektörün “emek yoğun” ve “niş” yapısına bağlıyor. Bayilik sistemiyle yönetilen 120 noktada, kâr odaklı yaklaşımın hasta memnuniyetini gölgelediğini fark eden Baz, “Biz bayi tanımayız, bu malın dağıtıcısı sizsiniz” diyen hastaların çağrılarını bir uyarı fişeği olarak gördü. Covid dönemi ise şirket için bir turnusol kağıdı işlevi gördü.
Herkesin eve kapandığı bir dönemde geliştirdikleri “eve hizmet” modeli, hastaya doğrudan ulaşmanın (B2C) ticari potansiyelini kanıtladı. Bu öngörüyle başlayan agresif büyüme politikası sonucunda Duymer, bugün Türkiye işitme cihazı pazarında toplam satış hacmi bazında yaklaşık yüzde 25 paya ulaşmış durumda. 22 şehirde, 130 şube ile faaliyet gösteren şirket, en yakın rakibinin neredeyse iki katı büyüklüğe ulaşarak pazar lideri konumunda.
Duymer’in büyüme hikayesindeki en dikkat çekici finansal detay, bu genişlemenin banka kredileriyle değil, tamamen ailenin öz sermaye gücüyle finanse edilmesi. Şirket, sadece şube sayısını artırmakla kalmayıp, operasyonel verimliliği artırmak için son iki yılda 10 milyon dolarlık bir altyapı yatırımı gerçekleştirdi. Bu yatırımın merkezinde yapay zeka ve 3D üretim teknolojileri var. Eskiden şubelerden alınan kulak izlerinin atölyelere kargolanması günler sürerken, bugün şubelerdeki 3D tarayıcılar ve geliştirilen yapay zeka algoritmaları sayesinde veriler saniyeler içinde merkeze aktarılıyor. Baz, teknolojinin hata payını sıfıra indirdiğini vurguluyor: “Kulak izi alınırken yapay zeka anlık kontrol yapıyor. Hata varsa hasta koltuktan kalkmadan düzeltiliyor. Bu sayede üretim kapasitemizi üç katına çıkardık ve neredeyse sınırsız bir üretim gücüne ulaştık.” Yapılan yatırımın geri dönüşünün (ROI) ise iki yıl içinde tamamlanması öngörülüyor.
Kelebek etkisi
Duymer’in yarattığı değişim sadece kendi cirosuna değil, Türkiye pazarına bakış açısına da yansımış durumda. Starkey ve Danavox gibi küresel işitme cihazı devlerinin 10 yıldır tek yetkili distribütörü olan Duymer, bu markalar için Türkiye’yi zorlu ama potansiyeli olan bir pazar olarak konumlandırmayı başarmış. Salih Baz, “Onlar bizi sadece müşteri değil, bir paydaş olarak görüyor. Bizimle çalıştıktan sonra Türkiye pazarındaki payları, globaldeki paylarının üzerine çıktı” diyor.
Duymer’in yarattığı bu dominasyon, sektörde bir “kelebek etkisi” yaratarak rakiplerin de hizmet kalitesini artırmasını zorunlu kıldı. Hastaların artık kurumsal ve standart bir hizmet talep etmesi, sektörün genel seviyesini yukarı çekti. Operasyonel dönüşüm, pazarlama tarafında ünlü reklamcı Ali Taran ile yapılan iş birliğiyle taçlandırıldı. Sektördeki en büyük sorunlardan biri, işitme kaybı yaşayan bireylerin bu durumu kabullenip cihaz kullanmaya başlamasının ortalama yedi yıl sürmesi.
Bu “kayıp zamanı” telafi etmek ve sosyal izolasyonu önlemek isteyen Baz, hedef kitleyi genişleterek sadece hastalara değil, onların yakınlarına da seslendi. “Duyanlar duymayanlara duyursun, duymayanlar Duymer’e buyursun” sloganıyla yürütülen kampanya, şirketin mağaza trafiğini yüzde 40 oranında artırdı. Artık şubelere sadece hastalar değil, anne-babası veya büyükanne-büyükbabası için endişelenen torunlar ve çocuklar da geliyor.
Hedef: 2026’da 70 milyon dolar ciro
Türkiye pazarındaki misyonunu “işitme sağlığını herkes için erişilebilir kılmak” olarak tanımlayan Salih Baz’ın ajandasında şimdi yurt dışı var. İhracat sürecine Kuzey Irak (Erbil) franchise’ı ile başlayan şirket, gözünü Avrupa’ya dikmiş durumda. Regülasyonların sıkı olduğu Avrupa pazarında “Duymer” tabelası asmak yerine, satın almalarla büyümeyi hedefleyen Baz, 2028 itibarıyla Balkanlar ve Orta Avrupa’da 10-20 şubesi olan lokal zincirleri satın alarak büyümeyi planlıyor.
Şirketin kısa vadeli finansal hedefleri de oldukça iddialı. 2026 yılını 150 şube ile kapatmayı planlayan Duymer, ciroda ise dolar bazında agresif bir büyüme öngörüyor. Salih Baz, gelecek yıl için hedeflerini net bir rakamla ortaya koyuyor: 70 milyon dolar ciro. Perakende ağını 250 şubeye ulaştırıp doygunluğa eriştikten sonraki hedef ise üretim. Küresel tedarikçileriyle üretim yatırımlarını değerlendiren Duymer, Türkiye’yi Orta Doğu ve Balkanlar’a yönelik bir üretim ve dağıtım merkezi konumuna taşımayı hedefliyor.