Arama

Biofarma, çalışanların değerlendirmesiyle ilaç sektörünün en iyi işvereni

Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026” araştırmasında Biofarma, kendi sektöründe 1’inci, tüm sektörlerin değerlendirildiği genel sıralamada ise 32’nci oldu. Yaklaşık 800 çalışanı bulunan şirketin, ilk 10’unda on binlerce kişiye istihdam sağlayan kurumların yer aldığı 400 şirketlik listede bu dereceye ulaşması, başarının ölçek açısından da dikkat çekici olduğunu ortaya koyuyor. Sonucun doğrudan çalışanların anonim görüşlerine dayanması ise bu başarıyı şirket açısından yalnızca bir sıralama olmanın ötesine taşıyor.

22 Temmuz 2026, 14:55

Bir şirketin iyi bir işveren olduğunu söylemesi kolay. Asıl önemli olan, çalışanların aynı fikirde olup olmadığı. Biofarma İlaç’ın “Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026” listesinde elde ettiği dereceyi değerli kılan da tam olarak bu. Forbes Türkiye ve pazar araştırma şirketi Statista tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen araştırmada Biofarma, ilaç sektöründeki şirketler arasında 1’inci sıraya yerleşti, farklı sektörlerden en yüksek puanı alan 400 şirketin bulunduğu genel listede 32’nci oldu. Listenin ilk 10’unda on binlerce çalışanı bulunan büyük ölçekli kurumlar yer alırken Biofarma’nın yaklaşık 800 kişilik çalışan kadrosuyla 32’nci sırayı alması, elde edilen sonucun önemini daha da artırıyor.

Araştırma, şirketlerin başvurabildiği ya da ücret ödeyerek katılabildiği bir değerlendirme sürecine dayanmıyor. Sonuçlar, çalışanların bağımsız ve anonim olarak verdiği yanıtlar üzerinden oluşturuluyor. 10 binin üzerinde çalışanın katıldığı araştırmada 200 binden fazla işveren değerlendirmesi analiz edildi. Çalışanlara, görev yaptıkları şirketi bir arkadaşlarına ya da aile üyelerine tavsiye edip etmeyecekleri de dahil olmak üzere 40 farklı soru yöneltildi.

Bu nedenle Biofarma’nın elde ettiği sonuç, şirketin dışarıya anlattığı işveren kimliğinden çok, kurumun içinde nasıl bir çalışma deneyimi sunduğunu gösteriyor.

İyi yaşamlar için tutkuyla çalışan bir kurum kültürü

Biofarma Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Bulut, ilaç sektöründe 1’inci sırada yer almalarının büyük bir gurur kaynağı olduğunu söylüyor. Ancak Bulut’a göre listenin asıl anlamı, çalışanlarla şirket arasında kurulan ilişkinin doğrudan çalışanların değerlendirmeleriyle görünür hale gelmesi: “Biz bu sonucu, başarı hanesine yazılacak bir veri olarak değil, her bir çalışma arkadaşımızla kurduğumuz güçlü bağların doğal bir yansıması olarak görüyoruz.”

Araştırmaya verilen yanıtların, Biofarma’nın güven, tutku ve takım ruhu olarak tanımladığı kurumsal değerlerin yalnızca yazılı söylemlerden ibaret olmadığını ortaya koyduğunu belirten Bulut, bu değerlerin şirketin farklı kademelerinde gerçek bir karşılık bulmasını, sonucun en önemli taraflarından biri olarak değerlendiriyor.

Biofarma’nın çalışan yapısı yalnızca merkez ofisten oluşmuyor. Sancaktepe’deki üretim tesisinden Türkiye’nin farklı noktalarında görev yapan saha ekiplerine, Ar-Ge çalışanlarından yönetim birimlerine kadar geniş bir organizasyondan söz ediliyor. Bu kadar farklı görev, uzmanlık ve çalışma düzenini aynı kurum kültürü etrafında bir araya getirebilmek ise güçlü bir iletişim ve güven ortamı gerektiriyor.

Bulut, şirketin temel önceliğini üretim tesisinde, sahada ya da merkez ofiste çalışan herkesin kendisini değerli hissettiği, adil ve huzurlu bir çalışma ortamı oluşturmak olarak tanımlıyor. Elde edilen dereceyi ise tamamlanmış bir sürecin sonucu olarak değil, bundan sonraki çalışmalar için önemli bir gösterge olarak değerlendiriyor: “Bu bizim için bir varış noktası değil, doğru yolda olduğumuzu gösteren bir işaret.”

Her çalışan, Biofarma için bir ‘değer ortağı’

İlaç sektörü, yüksek bilimsel uzmanlık, uluslararası regülasyonlar, kalite standartları ve hataya yer bırakmayan üretim süreçleri gerektiriyor. Böyle bir alanda güçlü bir işveren markası oluşturmak, yalnızca yan haklar ya da insan kaynakları uygulamalarıyla sınırlı değil. Çalışanların bilgi ve deneyimini sürekli geliştirmek, kurumdaki değişime katılmalarını sağlamak ve güvene dayalı bir iletişim ortamı kurmak da önem taşıyor.

Biofarma bu yaklaşım doğrultusunda çalışanlarını yalnızca iş süreçlerini yürüten kişiler olarak değil, şirketin gelecek vizyonunu taşıyan “değer ortakları” olarak görüyor. Şirket içi eğitimler ve gelişim programlarıyla çalışanların mesleki yolculukları desteklenirken farklı birimlerden gelen geri bildirimler de kurum kültürünün gelişimi açısından değerlendiriliyor.

Nilüfer Bulut, çalışanları dinlemenin tek başına yeterli olmadığı görüşünde. Asıl farkın, çalışanların dile getirdiği konuların takip edilmesi ve uygulanabilir olanların somut adımlara dönüştürülmesiyle ortaya çıktığını vurguluyor: “Onlardan gelen her geri bildirimi dinliyor, ardından bu geri bildirimleri şirket içinde gerçekten hayata geçen adımlara ve dönüşümlere çevirmek için çalışıyoruz.”

Bu yaklaşım, kurum kültürünün yönetim tarafından tek yönlü biçimde belirlenmesi yerine çalışanlarla birlikte gelişmesini sağlıyor. Açık iletişim, şeffaflık ve adalet duygusu da bu sürecin temelini oluşturuyor. Bulut’a göre sürdürülebilir bir yönetim anlayışının yolu, adımların birlikte atılmasından ve elde edilen kazanımların ekip içinde adil biçimde paylaşılmasından geçiyor.

80 yılı aşan üretim deneyimi

Biofarma’nın işveren kimliğinin arkasında, 1945 yılına uzanan köklü bir üretim geçmişi bulunuyor. Şirket, Sancaktepe’deki 18 bin metrekarelik tesisinde yaklaşık 800 çalışan ve beş üretim hattıyla faaliyet gösteriyor. Yıllık 86 milyon kutuluk üretim kapasitesine sahip olan Biofarma, ürünlerini yaklaşık 30 ülkeye ihraç ediyor.

2016 yılında kurulan Ar-Ge Merkezi ise yeni ürün geliştirme ve ilaç araştırmalarını şirketin büyüme stratejisinin önemli parçalarından biri haline getiriyor. Üretim kapasitesi, Ar-Ge çalışmaları ve uluslararası pazarlardaki varlığı birlikte değerlendirildiğinde Biofarma, Türkiye ilaç sanayisinin köklü ancak değişime açık oyuncularından biri olarak konumlanıyor.

Şirket açısından hedef yalnızca daha fazla ilaç üretmek değil. Uluslararası standartlarda güvenilir ürünler geliştirmek, bunu Türkiye’deki insan kaynağıyla gerçekleştirmek ve Türk ilaç sektörünün küresel rekabet gücüne katkı sağlamak da büyüme yaklaşımının bir parçası.

Nilüfer Bulut, Biofarma’nın geleceğini üretim, bilim ve çalışan deneyimini birbirinden ayrı başlıklar olarak görmeden şekillendirdiklerini belirtiyor. Akademi-sanayi iş birliklerinin geliştirilmesi, yenilikçi ürünlerin desteklenmesi ve çalışanların bilgi birikiminin güçlendirilmesi bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer alıyor.

Forbes Türkiye ve Statista araştırmasında elde edilen sektör 1’inciliği de şirketin bu uzun vadeli yaklaşımının çalışan tarafındaki karşılığını gösteriyor. Sonuç, Biofarma’nın geçmişinden aldığı üretim deneyimini yeni dönem çalışma kültürüyle bir araya getirebildiğine işaret ederken şirket açısından çıtayı daha da yükselten yeni bir başlangıç anlamına geliyor.

Biofarma önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini, gelişimi ve esenliği büyüme stratejisinin merkezinde tutmayı; şeffaflık, güven ve açık iletişime dayalı çalışma ortamını güçlendirmeyi hedefliyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok