Girişimcilik şu sıralar oldukça popüler. LinkedIn yakın zamanda, ABD’deki LinkedIn üyelerinin profillerine “kurucu” unvanını eklemelerinde yıllık bazda yüzde 69’luk bir artış olduğunu açıkladı. Ayrıca kurucular, stratejik danışmanlar ve bağımsız danışmanlar, ABD’de en hızlı büyüyen ilk 10 meslek arasında yer alıyor. Z kuşağı bu hareketin tam merkezinde bulunuyor. Eskiden girişimci olmak, önemli engelleri aşmayı gerektirirdi. Başlamak için yeterli sermayeye ve devam edebilmek için doğru bağlantılara ihtiyaç vardı. Bunların her ikisine de genç çalışanların erişmesi daha zordu.
Bugün ise teknoloji oyun alanını eşitliyor ve Z kuşağı, tatmin edici bir profesyonel yaşam arayışında bu gerçeği kendi lehine kullanıyor. Yapay zekanın insanların kendi işlerini kurabilme becerisi üzerindeki etkisini abartmak zor. LinkedIn’in bulgularına göre:
- Kurucuların yüzde 77’si, girişimciliğin kişinin geçmişinden bağımsız olarak erişilebilir olduğunu söylüyor.
- Z kuşağı girişimcilerinin yüzde 73’ünün birden fazla gelir kaynağı bulunuyor.
- Kurucuların yüzde 69’u, girişimciliğin hiç olmadığı kadar ulaşılabilir olduğunu düşünüyor.
- Girişimcilerin yüzde 75’i, iletişim ağların başarı için kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.
- Z kuşağı girişimcilerinin yüzde 68’i, yapay zekanın işleri için önemli olduğunu söylüyor.
Bu dönem, yapay zekanın yaygınlaşmasından önce de girişimcilik hayalleri kuran Z kuşağı için adeta biçilmiş kaftan. Giriş seviyesindeki işlerin giderek azalması ve Z kuşağının diğer nesillere kıyasla daha yüksek işsizlik oranlarıyla karşı karşıya olması nedeniyle, girişimcilik zaten onların belirgin özelliklerinden biri olmasa bile doğal bir seçenek olacaktı.
Portföy kariyeri
“Yatırımlarını çeşitlendir” yatırım dünyasının temel kurallarından biri. Peki neden bu neden gelir için de uygulanmasın? LinkedIn’e göre Z kuşağı girişimcilerinin yüzde 73’ü birden fazla gelir kaynağına sahip olduğunu bildiriyor. Bu da onları gelirlerini çeşitlendirmeye en yatkın nesil haline getiriyor.
Bu çalışma biçimi genellikle “portföy kariyeri” olarak adlandırılıyor. Kişi, tek bir işe veya işletmeye bağlı kalmak yerine birden fazla gelir kaynağı oluşturuyor. Bu durum yaşlı nesillere karmaşık bir dengeleme oyunu gibi görünse de genç girişimciler bunu benimsiyor: gelirlerini çeşitlendiriyor, risklerini azaltıyor ve iş ile finansal sonuçları üzerinde daha fazla kontrol sahibi oluyorlar.
Gelir çeşitlendirmesi fikri, ekonomik belirsizlikler, iş kayıpları ve pandemi döneminde zorlanan daha yaşlı nesilleri izleyerek öğrenilmiş bir ders. Z kuşağı bunları gördü ve kendi finansal kaderinin kaptanı olmayı tercih etti. Portföy kariyerlerinin neden giderek daha fazla ilgi gördüğünü anlamak zor değil.
En büyük yardımcı: Yapay zeka
Bugün yapay zeka, bir işletmeyi yönetmenin beraberinde getirdiği birçok sıkıcı işi uygun maliyetli bir şekilde yerine getirebiliyor. Verilere göre kurucuların yüzde 77’si, hangi geçmişten gelirse gelsin herkesin girişimci olabileceğini düşünüyor. yüzde 69’u ise bunun bugün her zamankinden daha ulaşılabilir olduğunu söylüyor.
Bir kez daha Z kuşağı bunun nasıl yapıldığını gösteriyor. Baby boomer kuşağındaki girişimcilerin yalnızca yüzde 27’si yapay zeka ve dijital araçların işleri için önemli olduğunu söylerken, aynı görüşü paylaşan Z kuşağı girişimcilerinin oranı yüzde 68’e çıkıyor. Z kuşağı girişimcilerinin yaklaşık her beş kişisinden biri, yapay zekanın iş kurmayı kendileri için mümkün kıldığını söylüyor.
Başarının yeni tanımı
Finansal güvenliğin yanında birçok başka değere de önem vermelerine rağmen, Z kuşağının yüzde 56’sı başarıyı finansal zenginlik açısından tanımlıyor. Bu da onları bunu yapma olasılığı en yüksek nesil haline getiriyor. Finansal konulara odaklanmaları ve borçtan kaçınmaları bakımından Baby boomer büyükanne ve büyükbabalarını andırsalar da genç olmaları onlara girişimcilikte önemli bir avantaj sağlıyor: Risk almaya boomerlardan neredeyse üç kat daha istekli davranıyorlar.
Ancak bu risk alma yaklaşımı düşüncesizce değil. LinkedIn’in bulgularına göre iş fikirlerini uygulamaya koymadan önce deneme ve test etme eğilimleri de daha yüksek (yüzde 20). Başka bir deyişle, önceden araştırmalarını yaptıkları sürece belirli bir risk seviyesinden rahatsız olmuyorlar.
Doğru kişiyi tanımak
Girişimciler için ağ kurma (networking) değerli bir beceri. Girişimcilerin yüzde 75’i, profesyonel çevrelerinin işlerini başlatmada veya büyütmede önemli rol oynadığını söylüyor. Hala mesele büyük ölçüde kimi tanıdığınızla ilgili ancak artık tanıdığınız kişi dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi biri olabilir. Girişimcilerin yüzde 60’tan fazlası kendini içerik üreticisi olarak tanımlıyor ve dijital dünya aracılığıyla erişim alanlarını genişletiyor.
Sürekli bağlantıda olunan bir dünyada büyüyen Z kuşağı, görünürlüğün başarıları için her şey demek olduğunu sezgisel olarak anlıyor. Çevrimiçi ortamda kişisel bilgilerini paylaşma konusunda milenyum kuşağına göre daha temkinli olsalar da dijital kimliklerinin başarılarının ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyorlar.
Kişisel marka oluşturma ve kitle geliştirme stratejisi yalnızca teknoloji girişimcileri için değil, teknik mesleklerde çalışan girişimciler için de geçerli. Birçok genç elektrikçi, tesisatçı ve diğer meslek sahipleri yaptıkları işleri videoya çekerek sosyal medyada takipçileriyle paylaşıyor. Bu “mavi yaka influencerlar”, bu kariyerlerin ne kadar ilgi çekici ve tatmin edici olabileceğini gösteriyor. Belki de günümüz çevrimiçi dünyasında mesele artık “kimi tanıdığın” değil, kimlere ulaşabildiğindir.
Kendi geleceklerini inşa ediyorlar
Z kuşağı esnekliği, anlamlı işi ve iş ile yaşamın geri kalanı arasında sağlıklı bir dengeyi önemsiyor. Ayrıca, bir başkası için çalışmaktansa kendi patronları olmayı daha güvenli buluyorlar. Bu yaşlı nesillerin çoğundan oldukça farklı bir yaklaşım. Kendi işini kurmanın her zamankinden daha cazip bir seçenek haline geldiği bir dünyada bunlar son derece güçlü avantajlar. İstihdam dünyası her zaman değişiyor ancak bugün bu değişimin hızı daha da artmış gibi görünüyor. Z kuşağı, edindiği dijital araçlar ve becerilerle kendi geleceğini şekillendiriyor. Yapay zeka girişimciliği herkes için, özellikle de genç yetenekler için daha erişilebilir ve ölçeklenebilir hale getiriyor.