Christopher Nolan'ın yönettiği Odyssey filminin eleştirmenlerden ve gişeden aldığı güçlü karşılık, yapımın çekildiği destinasyonlara yönelik ilgiyi de artırdı. Turizm kuruluşları ve seyahat acenteleri, filmin altı farklı ülkedeki çekim noktalarını kapsayan özel rotalar hazırlamaya başladı.
Ancak Homeros'un destanını takip etmek için filmin çekim mekanlarıyla sınırlı kalmak gerekmiyor. Akdeniz'de, Odyssey'de anlatılan olayların gerçekten yaşanmış olabileceği düşünülen yerlere doğru bir ada yolculuğuna çıkmak da mümkün.
Elbette İthaka ve Truva gibi gerçek yerler dışında, destanda adı geçen diğer mekanların hangisinin gerçekten var olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Zaten yolculuğu ilginç kılan da bu belirsizlik. Ziyaret edilen her noktada, Homeros'un anlattığı olağanüstü olayların bir zamanlar burada yaşanmış olabileceğini hayal etmek mümkün.
İthaka, Yunanistan
İlk durak en kolay doğrulanabilen yer: Batı Yunanistan'daki İyon Adaları arasında bulunan İthaka.
Adanın bir zamanlar Odysseus ya da eşi Penelope tarafından yönetildiğini gösteren herhangi bir arkeolojik kanıt bulunmuyor. İthaka'da Odysseus'un tasvir edildiği bazı antik sikkeler keşfedildi. Ancak bu sikkeler, Homeros'un destanının ortaya çıkmasından birkaç yüzyıl sonra basıldı ve muhtemelen tarihsel bir kişiden ziyade destandaki karakterden esinleniyordu.
Buna karşın adada, denize hakim bir tepenin üzerinde MÖ 13. yüzyıla tarihlenen Odysseus Sarayı kompleksi bulunuyor. Bu da yapının, destanın geçtiği düşünülen Geç Tunç Çağı'nda ve Homeros döneminden yüzyıllar önce var olduğunu gösteriyor.
Bugünün İthaka'sı ise antik kahramanlardan çok doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Turkuaz koylar, plajlar, zeytinliklerin arasından geçen yürüyüş rotaları ve Frikes ile Vathy gibi küçük köyler adanın başlıca cazibe noktaları arasında.
Truva, Türkiye
İkinci durak, Homeros'un dünyasının en ünlü gerçek mekanlarından biri olan Truva.
- yüzyılda Heinrich Schliemann ve Frank Calvert tarafından ortaya çıkarılan antik kent, zaman içinde farklı uygarlıklara ait pek çok katmanın üst üste biriktiği önemli bir arkeolojik alan olarak kabul ediliyor.
Bölgede geçmişte savaşların yaşandığına dair bulgular bulunmasına rağmen, bunların doğrudan Homeros'un anlattığı Truva Savaşı'nı doğruladığını söylemek mümkün değil. Aynı şekilde, destanın en ünlü unsurlarından Truva Atı'nın da tarihsel olarak kullanıldığına ilişkin kesin bir kanıt bulunmuyor.
Bugün Truva Arkeoloji Alanı'nda yaklaşık 5 bin yıl öncesine uzanan kalıntılar görülebiliyor. Tunç Çağı'na ait surlar ile Roma döneminden yapılar, alanın en dikkat çekici kalıntıları arasında yer alıyor.
2018'de ziyarete açılan Truva Müzesi ise antik kentten ve çevredeki yerleşimlerden çıkarılan çok sayıda eseri sergiliyor. Ziyaretçiler ayrıca Truva Atı'nın büyük ölçekli bir replikasının içine girerek destanın en ikonik sahnelerinden birini canlandırabiliyor.
Cerbe, Tunus
Odysseus'un yolculuğu Kuzey Afrika kıyılarına ulaştığında karşısına çıkan en ilginç topluluklardan biri Lotophages, yani "Lotus Yiyenler" oluyor.
Destana göre Odysseus'un adamları lotus meyvesini yedikten sonra yolculuğu unutacak kadar kendilerinden geçiyor ve eve dönmek istemiyor. Odysseus ise adamlarını zor kullanarak yeniden gemiye bindiriyor.
Lotus Yiyenler'in yaşadığı yerin neresi olduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak Tunus kıyılarındaki Cerbe Adası, bu hikayeyle ilişkilendirilen olası noktalardan biri.
Bugün Cerbe'nin sunduğu deneyim ise destandaki tehlikeli maceralardan oldukça farklı. Ada, uzun kumsalları, turkuaz denizi ve büyük tatil tesisleriyle Akdeniz'in popüler turizm merkezlerinden biri. Arap mimarisinden esinlenen spa otelleri, su sporları ve Tunus anakarasındaki çöl bölgelerine düzenlenen dört çekerli araç turları da adanın sunduğu seçenekler arasında.
Tek fark, Odysseus'un adamlarını kendinden geçiren lotus meyvesinin artık seyahatin bir parçası olmaması.
Sardinya, İtalya
Bir sonraki durak, Yunan mitolojisinin en ürkütücü figürlerinden Sirenlerin izini sürmek isteyenler için Sardinya.
Mitolojide denizcileri büyüleyici şarkılarıyla etkileyerek kayalıklara sürükleyen Sirenler, Odysseus'un yolculuğunun da en ünlü duraklarından birini oluşturuyor. Odysseus, adamlarının Sirenlerin sesini duymasını engellemek için kulaklarını balmumuyla kapattırıyor; kendisini ise geminin direğine bağlatıyor. Böylece şarkıyı duyabiliyor ancak geminin rotasını değiştiremiyor.
Bu olayın tam olarak nerede gerçekleştiği bilinmiyor. Ancak bazı tarihçiler Sardinya'yı olası mekanlardan biri olarak değerlendiriyor.
Ada da bu bağlantıyı turistik deneyimlere dönüştürmüş durumda. Kuzeydoğu kıyısındaki Golfo Aranci'de, Pietro Longu'nun Il Canto della Sirena adlı bronz denizkızı heykeli bulunuyor. Heykel, denizden yükseliyormuş izlenimi veren mekanik bir düzenekle hareket ediyor ve kıyıdaki hoparlörlerden müzik yayılıyor.
Adanın güneybatısında ise Sirena Sardinia Dalış Okulu, ziyaretçilere su altı mağaraları ve kayalık oluşumlar arasında dalış yapma imkanı sunuyor.
Messina Boğazı, İtalya
Odysseus'un karşılaştığı en tehlikeli iki tehdidin aynı bölgede bulunduğu düşünülen Messina Boğazı, Sicilya ile İtalya anakarasını birbirinden ayırıyor.
Destana göre Odysseus ve mürettebatı önce gemileri içine çekebilecek korkunç bir girdap olan Charybdis'ten kaçmak zorunda kalıyor. Ardından boğazın kayalıklarında yaşayan, altı başlı ve insan yiyen canavar Scylla ile karşılaşıyor.
Charybdis ve Scylla'nın gerçek varlıklar olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmasa da, iki figürün Messina Boğazı'ndaki güçlü akıntılar ve tehlikeli kayalıklarla bağlantılı olarak ortaya çıkmış olabileceği düşünülüyor.
Bugünün Messina'sı ise mitolojik korkulardan uzak, Sicilya'nın karakteristik atmosferini sunuyor. Antik kiliseler, gösterişli çeşmeler ve altın renkli Meryem Ana heykelinin koruduğu limanın çevresinde sıralanan deniz ürünleri restoranları kentin öne çıkan noktaları arasında.
Messina'nın dışındaki dağlık bölgede bulunan Dinnammare Tapınağı ise boğazın tamamını gören geniş bir panoramaya sahip.
Gozo, Malta
Son durak ise Odysseus'un yedi yıl boyunca kaldığı söylenen Ogygia Adası.
Bazı araştırmacılar, Zeus'un gemisini yok etmesinin ardından Odysseus'un sığındığı ve deniz perisi Calypso'nun yanında yıllarca kaldığı Ogygia'nın günümüzdeki Gozo Adası olabileceğini öne sürüyor.
Bu iddia kesin olarak kanıtlanmış değil. Ancak Gozo'nun Homeros döneminde Yunan dünyası tarafından bilinen bir ada olduğu biliniyor. Bu nedenle ada, Ogygia hikayesinin olası mekanlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.
Modern Gozo ise Akdeniz'in en etkileyici adalarından biri. Barok kiliseler ve kaleler, yüksek deniz kayalıkları, kayalık yüzme noktaları, kıyı yürüyüş parkurları ve kırmızı kumlarıyla ünlü Ramla Körfezi adanın öne çıkan güzellikleri arasında.
Malta'nın ana adasından yaklaşık 25 dakikalık feribot yolculuğuyla ulaşılabilen Gozo, taze deniz ürünlerinden lüks sahil tesislerine, butik otellerden eski liman çevresindeki küçük konaklama seçeneklerine kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Yerel mutfağın öne çıkan lezzetlerinden aljotta adlı balık çorbası da adada denenebilecek tatlar arasında.
Odyssey'nin anlattığı dünyada canavarlar, büyücüler, tanrılar ve deniz perileri vardı. Bugün bu karakterlerin gerçek izlerini bulmak mümkün olmayabilir. Ancak İthaka'dan Truva'ya, Cerbe'den Gozo'ya uzanan bu rota, Homeros'un binlerce yıl önce yarattığı dünyanın Akdeniz coğrafyasında nasıl yeniden hayal edilebileceğini gösteriyor.