S&P Global’in verilerine göre, 2025 yılının ilk yarısında nihai özel iç talep artışının (GSYİH’dan net ihracat, kamu harcamaları ve stoklar çıkarıldığında kalan bölüm) yaklaşık yüzde 80’i veri merkezleri ve yüksek teknoloji yatırımlarından kaynaklandı.
“Bu büyüme başka alanlara kayabilirdi”
Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Jason Furman da bu tabloya dikkat çekiyor, ancak önemli bir parantez açıyor. Furman’a göre yapay zeka patlaması olmasaydı, faiz oranları ve elektrik fiyatları daha düşük olurdu. Bu durum, diğer sektörlerde ek bir büyümeyi mümkün kılabilirdi.
Furman, yapay zeka kaynaklı büyüme olmasaydı ortaya çıkacak alternatif büyümenin, mevcut kazanımların yaklaşık yarısını telafi edebileceğini söylüyor. Başka bir ifadeyle, söz konusu büyüme “yoktan var” edilmedi; büyük ölçüde başka alanlardan çekildi.
Risk sermayesi başka nerelere gidebilirdi?
Yapay zeka geliştirme süreçleri ve veri merkezi yatırımları büyük ölçüde risk sermayesiyle finanse ediliyor. Bu da kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Yapay zeka patlaması yaşanmasaydı, bu sermaye nereye yönelirdi?
Risk sermayesi yatırımcılarının ikinci en iyi seçenekleri, veri merkezi inşaatı yerine başka sektörleri destekleyebilirdi. Bu yatırımların niteliği farklı olurdu, ancak sonuç yine ekonomik canlılık yaratabilirdi.
Veri merkezleri inşaat sektöründe boşluğu doldurdu
Veri merkezi yatırımları, konut dışı inşaatın zayıfladığı bir dönemde sektörü ayakta tutan nadir alanlardan biri oldu. Ofis inşaatları yüksek boşluk oranları nedeniyle gerilerken, sanayi inşaatı pandemi sonrası depo patlamasının ardından yavaşladı. Perakende yatırımları ise fiziksel mağazaların geleceğine dair soru işaretleri nedeniyle ivme kaybetti.
Ancak bu inşaat faaliyetleri ülke geneline eşit dağılmadı. Elektrik altyapısının güçlü olduğu bölgelerde veri merkezleri adeta patlama yaşadı ve alternatif projeleri gölgede bıraktı.
Boise örneği: Kaynaklar tek elde toplanınca
Idaho eyaletinin Boise kenti bu duruma çarpıcı bir örnek sunuyor. Meta’nın devasa veri merkezi yatırımı, Micron’un yeni çip fabrikası projesiyle aynı döneme denk geldi. Her iki proje de nitelikli elektrikçi ve tesisatçıları kendine çekti.
Sonuç olarak bölgedeki diğer projelerin maliyetleri arttı, inşaat süreleri uzadı. Eğer bu iki büyük yatırım olmasaydı, daha küçük ölçekli projeler hayata geçirilebilirdi.
Elektrik talebi arttıkça maliyet yükseliyor
Yapay zeka veri merkezleri son derece yüksek elektrik tüketimine sahip. Bu nedenle yatırımlar, enerji arzının görece bol olduğu bölgelerde yoğunlaşıyor. Bu coğrafi dağılım talebi kısmen dengelese de, elektrik arz eğrisinin yukarı eğimli olması gerçeğini değiştirmiyor.
Daha fazla enerji üretmek, daha yüksek maliyet anlamına geliyor. Karmaşık düzenleyici yapı bu etkiyi dolaylı hâle getirse de, sonuçta artan marjinal maliyetler tüm kullanıcılar için daha yüksek fiyatlara yol açıyor. Yapay zeka talebi olmasaydı, diğer sektörler daha düşük enerji maliyetleriyle daha fazla ekonomik faaliyet yaratabilirdi.
Faizler ve ekonomik denge
Furman’a göre yapay zeka patlaması olmasaydı faiz oranları da daha düşük olabilirdi. Bu durum, Fed’in daha agresif bir gevşeme politikasına gitmesiyle ya da ekonomik yavaşlamanın kredi talebini düşürmesiyle gerçekleşebilirdi. Genel eğilim net: Ekonomi güçlendikçe faizler yükseliyor, yavaşladıkça düşüyor.
Tarihsel bir karşılaştırma: Savaş sonrası ekonomi
Yapay zeka olmadan ekonominin nasıl şekilleneceğini anlamak için İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem öğretici bir örnek sunuyor. Savaşın ardından askerler iş gücüne döndü, savunma sanayii küçüldü ve birçok kişi büyük bir bunalım bekledi.
Ancak ekonomi, birikmiş talep sayesinde kısa süreli bir patlama yaşadı; ardından kısa bir durgunluk ve güçlü bir büyüme dönemi geldi. Devlet teşvikleri sınırlıydı, fakat ekonomi talep değişimine uyum sağlamayı başardı.
Felaket değil, farklı bir denge
Sonuç olarak, ekonomi güçlü bir kendi kendini dengeleme kapasitesine sahip. Yapay zeka patlaması olmasaydı büyüme muhtemelen daha zayıf olurdu, ancak bu durum bir çöküş anlamına gelmezdi. Girişimciler başka alanlarda fırsatlar yaratır, farklı sektörler öne çıkardı.
Bugün yaşanan tablo, yapay zeka sektörünün büyük bir kaynak çekim alanı oluşturduğunu gösteriyor. Bu kaynaklar başka alanlara yönelmediği sürece, alternatif büyüme fırsatları da doğal olarak geri planda kalıyor.