Arama

Türkiye'de yönetim kurullarının ana odağı finansal performans

EY Türkiye ve Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) iş birliğiyle hazırlanan araştırma, yönetim kurullarının kısa vadeli finansal performansa yüzde 93 oranında odaklandığını ancak siber güvenlik ve kriz yönetimi gibi kritik alanlarda daha proaktif bir ajandaya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koydu.

12 Mayıs 2026, 13:03 Güncelleme: 12 Mayıs 2026, 15:41

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY Türkiye ve Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD), şirketlerin yönetim yapılarını ve stratejik önceliklerini mercek altına alan "Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi" araştırmasının üçüncüsünü kamuoyuyla paylaştı. 2025 yılı verilerine dayanan ve farklı sektörlerden toplam 93 yönetim kurulu üyesi ile üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma; jeopolitik dinamikler, ekonomik belirsizlikler ve teknolojik dönüşümün yönetim odalarındaki yansımalarını analiz etti. Araştırma, katılımcı profilinin teknoloji, medya ve telekomünikasyon (yüzde 18,3), tüketici ürünleri ve perakende (yüzde 12,9) ile enerji ve altyapı (yüzde 10,8) gibi geniş bir yelpazeyi temsil ettiğini gösterdi.

Araştırma kapsamında yapılan ölçümleme sonucunda Türkiye’deki "Yönetim Kurulu Etkinlik Skoru" 5 üzerinden 3,67 olarak belirlendi. Bu skorun 2023 yılı sonuçlarıyla benzer seviyede kalması, yönetim yapılarında genel bir olgunluk düzeyinin korunduğunu gösterdi. Ancak bileşenlere bakıldığında; değer yaratma (3,93), yönetim kurulu yapısı (3,99) ve yapılanma ve süreçler (3,87) başlıklarında güçlü bir görünüm sergilenirken, performans (3,10) ve liderlik kültürü (3,45) alanlarında belirgin gelişim ihtiyaçları bulunduğu vurgulandı. Özellikle halefiyet planlaması gibi kritik süreçlerin katılımcıların yalnızca yüzde 43'ü tarafından etkin bulunması, üzerinde çalışılması gereken öncelikli alanlardan biri olarak öne çıktı.

Finansal performans ajandanın tartışmasız lideri

Yönetim kurulu toplantılarında ayrılan sürelerin dağılımı, kurulların ağırlıklı olarak kısa vadeli hedeflere odaklandığını kanıtladı. Katılımcıların en çok vakit ayırdığı konu başlıkları sırasıyla "finansal ve operasyonel performans" (yüzde 93), "şirket misyon, vizyon ve stratejisi" (yüzde 75) ve "katma değerli projelerin ilerleyişi" (yüzde 70) olarak kaydedildi. Ajandanın en alt sıralarında ise yüzde 25 ile siber güvenlik, yüzde 34 ile kriz yönetimi ve yüzde 34 ile hissedar/yatırımcı ilişkileri yer aldı.

Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) Başkanı Mehmet Sami, barometrenin sadece bir araştırma değil, bir dönüşüm rehberi olduğunu belirtti. Sami, "Bu çalışma, yönetim kurullarının hangi riskleri gördüğünü, hangi alanlarda geride kaldığını ve nerede dönüşmesi gerektiğini gösteren bir yol haritasıdır" ifadesini kullandı. Sami ayrıca, Türkiye'deki yönetim standartlarını yükseltmek, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını yerleştirmek için çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini dile getirdi.

YÜD Başkan Yardımcısı Özlem Özyiğit, finansal odaklı yapının daha dengeli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Özyiğit, "Barometre, yönetim kurullarının finansal performansa güçlü biçimde odaklandığını ancak siber güvenlik, kriz yönetimi ve halefiyet planlaması gibi başlıklarda daha sistematik bir yönetişim ihtiyacı bulunduğunu açıkça gösteriyor" değerlendirmesini yaptı. Sürdürülebilirliğin sadece bir imaj çalışması olarak kalmaması gerektiğine dikkat çeken Özyiğit, "Karbon yönetişimi farkındalığının 3,61 seviyesine çıkması sevindirici; şimdi bu bilinci somut iş sonuçlarına dönüştürme vaktidir" şeklinde konuştu.

Ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler ana tehdit

Şirketlerin risk algısında son iki yılda belirgin bir değişim yaşandı. 2025 yılı itibarıyla yönetim kurullarının en kritik bulduğu üç risk; yüzde 42 ile ekonomik risk, yüzde 15 ile jeopolitik risk ve yüzde 10 ile politik risk olarak sıralandı. 2023 yılında ön planda olan iklim krizi, finansman ve nakit yönetimi gibi risklerin yerini makro belirsizliklerin aldığı gözlemlendi. Katılımcıların yüzde 50'sinden fazlası kurumlarda yönetim kurulu seviyesinde risk yönetişimi alanında çalışan bir fonksiyon bulunduğunu belirtirken, bu göreve ayrılan sürenin aylık 5 ila 15 saat arasında kaldığı ifade edildi.

EY Türkiye Risk Hizmetleri Lideri Emre Beşli, risk yönetişimine ayrılan zamanın kısıtlı olduğunu ve bu durumun içgörülerin karar alma süreçlerine yansıtılamama riskini oluşturduğunu belirtti. Beşli, "Risk yönetimine ayrılan sürenin artırılması yönünde önemli bir gelişim alanı bulunuyor. Risk yönetiminin stratejik bir bakış açısıyla tekrar ele alınması; simülasyon, senaryo planlama, stres testleri ve kriz tatbikatlarıyla desteklenmesi kritik önem taşıyor" açıklamasını yaptı.

EY Türkiye Şirket Ortağı Serhat Akmeşe ise günümüzün karmaşık iş dünyasında yönetim kurulu kompozisyonunun yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Akmeşe, "Bu dinamik tablo; yetkinlik çeşitliliği, güçlü bağımsız üye yapısı, stratejiyle entegre halefiyet planlaması ve teknoloji gibi başlıkların odak noktasına alınmasını zorunlu kılıyor" dedi. Akmeşe ayrıca, raporun yönetim kurullarının daha güçlü ve geleceğe hazır bir yönetişim modeli oluşturmasına katkı sağlayacak bir kaynak olmasını umduklarını sözlerine ekledi.

Geleceğin başarısı için dört kritik odak noktası

Araştırma, kurumsal risk yönetimi fonksiyonlarının gelecekte başarılı olması için geleneksel "uyum" odaklı yaklaşımdan "Risk Stratejisti" rolüne evrilmesi gerektiğini ortaya koydu. Bu dönüşüm için belirlenen beş temel odak noktası şu şekilde sıralandı:

 

  • Risk ve strateji odaklı kurum hedef ve beklentilerinin belirlenmesi:Strateji oluşturma sürecinde risklerin sistematik olarak tanımlanması.
  • Kurum içerisinde risk kültürünün yaygınlaştırılması:Ortak bir risk dili ve proaktif bir yaklaşım oluşturulması.
  • Risk ve strateji performans metriklerinin oluşturulması:Gerçek zamanlı değerlendirme için analitik raporlama araçlarının kullanılması.
  • Teknolojik altyapı ve çözüm ihtiyaçlarının belirlenmesi:Yapay zekâ, makine öğrenimi ve anomali tespiti gibi çözümlerin entegre edilmesi.
  • Yeni nesil risk yönetimi yetenek setlerinin tanımlanması:Geleneksel profillerin strateji odaklı profesyonellere dönüştürülmesi.

Raporun genel değerlendirmesinde, yönetim kurullarının yalnızca bugünü yöneten değil, geleceği şekillendiren ve belirsizlikleri stratejik avantaja dönüştürebilen bir rol üstlenmelerinin kurumsal dayanıklılığın temel belirleyicisi olacağı vurgulandı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok