Birleşik Krallık merkezli Bloomsbury İstihbarat ve Güvenlik Enstitüsünde (BISI) Geliştirme Direktörü Aryamehr Fattahi, AA Analiz için yaptığı değerlendirmede, Microsoft’un Çin’deki operasyonlarını kademeli biçimde azaltmasının küresel teknoloji ekonomisindeki dönüşümün önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti.
Fattahi’ye göre Microsoft’un Çin’den tamamen çıkma yönünde bir plan açıklamamış olması, ülkedeki faaliyetlerin küçülmediği anlamına gelmiyor. Son beş yılda en az 15 şube ve ortak girişimin kapatılması, şirketin Çin operasyonlarını daha kontrollü ve dar kapsamlı bir modele taşıdığını gösteriyor.
ABD ve Çin’den gelen baskılar farklılaşıyor
Microsoft’un Çin’deki faaliyetleri üzerindeki baskının hem Washington’dan hem de Pekin’den geldiğini belirten Fattahi, iki tarafın uyguladığı politikaların şirket açısından farklı nitelikte riskler yarattığını ifade etti.
ABD’nin gelişmiş çiplerin Çin’e ihracatına getirdiği kısıtlamalar, Microsoft’un ülkedeki yapay zeka ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını sınırlıyor. Ancak bu tür düzenlemelerin siyasi gelişmelere göre değişebilmesi, şirketin uzun vadeli planlama yapmasını da zorlaştırıyor.
Çin’in teknoloji alanındaki yerlileştirme politikası ise daha kalıcı bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Pekin yönetiminin kamu kurumları ve şirketleri yabancı yazılımlardan uzaklaştırarak yerli alternatiflere yönlendirmeye çalışması, Microsoft’un Çin pazarındaki konumunu doğrudan etkiliyor.
Fattahi, Aralık 2023 ile Mayıs 2026 arasında yayımlanan altı merkezi hükümet satın alma rehberinden yalnızca birinde Microsoft’un adının geçmesine dikkat çekti.
Çin’in Ağustos 2026’da devlet kurumlarında kullanılan özel bir Windows sürümünün planlanandan önce devre dışı bırakılmasını ve Linux tabanlı yerli sistemlere geçiş talimatı vermesini de bu politikanın son örneklerinden biri olarak gösteren Fattahi, baskının yalnızca ABD’nin ihracat kontrollerinden ibaret olmadığını vurguladı.
Microsoft iki teknoloji dünyası arasında köprü kurmaya çalışıyor
Microsoft’un stratejisinin Çin ve ABD arasında kesin bir seçim yapmak yerine, iki ekosistem arasındaki bağlantıyı mümkün olduğu ölçüde korumak üzerine şekillendiği belirtiliyor.
Fattahi, Çin dışında faaliyet gösteren ve uluslararası standartlara uygun teknoloji altyapısına ihtiyaç duyan ByteDance ve Shein gibi Çinli şirketlerin Microsoft’un Azure bulut hizmetlerinden ve Batılı yapay zeka modellerinden yararlanabildiğini aktardı.
Bu yaklaşım Microsoft’a Çinli şirketlerle ticari bağlarını belirli ölçüde sürdürme imkanı verse de Washington ve Pekin’in veri güvenliği alanındaki politikaları söz konusu alanı giderek daraltıyor.
Çin’in veri güvenliği düzenlemeleri ve ABD’nin sınır ötesi veri transferlerini daha sıkı denetleyen uygulamaları, şirketlerin iki ülke arasında veri ve bulut hizmetleri yönetmesini zorlaştırıyor. Fattahi, iki ülke arasında sınır ötesi veri ve bulut trafiğine ilişkin kapsamlı bir anlaşmanın bulunmamasının da şirketler için önemli bir belirsizlik yarattığını belirtti.
Ayrışma derinleşiyor ancak ticaret tamamen bitmiyor
ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin özellikle donanım ve ileri çip teknolojilerinde belirginleştiğini ifade eden Fattahi, Çin’in devlet destekleriyle yerli çip üretim kapasitesini artırmaya çalıştığını kaydetti.
Nvidia’nın Çin pazarındaki konumunun da bu süreçten olumsuz etkilendiğine işaret eden Fattahi, buna karşın tüketici teknolojilerinde aynı ölçüde kesin bir kopuş yaşanmadığını belirtti.
Windows’un Çin’de masaüstü internet trafiğinin önemli bir bölümündeki varlığını sürdürmesi, iki ülkenin teknoloji alanında tamamen birbirinden kopmadığını gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle mevcut sürecin tam bir teknoloji kopuşundan çok, stratejik alanlarda yoğunlaşan kısmi bir ayrışma olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Lisanslı ticaret, teknoloji ekipmanı satışları ve nadir toprak elementleri ticaretinin devam etmesi de ekonomik bağların tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Çin’in maden ihracatına yönelik kısıtlamaları ise Pekin açısından gelecekte kullanılabilecek stratejik bir araç olmayı sürdürüyor.
Çin’e yüksek bağımlılık şirketleri kırılganlaştırıyor
ABD-Çin rekabetinin sertleşmesiyle birlikte şirketlerin Çin stratejilerini de yeniden değerlendirmeye başladığı görülüyor.
Fattahi, Çin'den yüksek gelir elde eden şirketlerin otomatik olarak avantajlı konumda olmayacağını belirterek, Çin’deki faaliyetleri sınırlı olan veya üretimini başka ülkelere taşıyabilecek şirketlerin daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.
Apple’ın iPhone üretiminin bir bölümünü Çin’den Hindistan’a kaydırabilmesi, bu esnekliğin dikkat çeken örneklerinden biri olarak gösterildi.
Buna karşılık Çin iç pazarındaki satışlara güçlü biçimde bağlı olan gelişmiş çip üreticileri ve kurumsal yazılım şirketlerinin iki ülke arasındaki gerilimden daha fazla etkilenebileceği değerlendiriliyor.
Şirketlerin Çin’i birincil yatırım noktası olarak görme oranının yüzde 62’den yüzde 52’ye gerilemesi de bu değişimin göstergelerinden biri. Fattahi, söz konusu eğilimin Batılı şirketlerin Çin’deki faaliyetlerini yeniden yapılandırmaya başladığına işaret ettiğini belirtti.
Bu kapsamda bazı şirketlerin Microsoft’a benzer biçimde Çin içindeki operasyonlarını küçültürken ülke dışına yönelik hizmetlerini koruyan daha esnek bir modele yönelmesi bekleniyor.
Küresel şirketler için yeni dönem
Fattahi, ABD ve Çin’in birbirlerine karşı kullanabilecekleri ekonomik ve ticari araçları ellerinde tutmaya devam etmesi nedeniyle kısa vadede tam kapsamlı bir teknoloji ayrışmasının gerçekleşmesini beklemediğini ifade etti.
Ticari ilişkilerin tamamen sona ermesi de yakın gelecekte düşük ihtimal olarak görülüyor. Bu nedenle küresel şirketler açısından asıl mesele, ABD veya Çin’den birini seçmekten çok, iki ülkenin uyguladığı farklı ve zaman zaman çelişen politikalar karşısında faaliyetlerini sürdürebilecek iş modelleri geliştirmek olacak.
Microsoft’un Çin’deki kontrollü küçülmesi de bu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde küresel teknoloji şirketlerinin daha bölgesel, esnek ve riskleri farklı pazarlara dağıtan yapılara yönelmesi bekleniyor.