Hava filtreleri, havalandırma fanları, klima sistemleri, kızılötesi ısıtma makineleri; Madison Industries’in portföyündeki şirketler topluluğu, bir kâr makinesinden çok bir endüstriyel tedarik kataloğunu andırıyor. Birkaç ay önce havalandırma alanında uzmanlaşmış iştiraklerinden biri olan Madison Air, halka arzda 2,2 milyar dolar toplayarak ve şirketi 13 milyar dolar değerleyerek borsaya açıldığında, yatırımcılar hisselerini kapıştı. Şikago merkezli bu şirket, klima ve hava arıtma sistemlerinin en büyük üreticilerinden biri olarak, 7/24 soğutmanın kritik olduğu veri merkezlerine yönelik talep artışından faydalanıyor. Bugün Madison Air’in piyasa değeri 20 milyar dolara ulaştı; bu durum yalnızca kurucusu Larry Gies’e 6 milyar dolarlık bir servet kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda onun on yıllardır uyguladığı basit ama güçlü stratejiyi de doğruluyor: Görünüşte sıradan işletmeleri satın al, bir araya getir ve sat.
“Piyasaları kokluyor”
Son bir yılda Gies’in stratejisi birkaç yüksek profilli çıkış sağladı. Madison Air’in halka arzının yanı sıra, Madison Industries kasım ayında filtrasyon birimini (Madison Filtration Group) Parker-Hannifin’e 9,25 milyar dolara sattı. Ardından mart ayında yangın ve güvenlik iş kolunu (Madison Fire & Rescue) 3M ve Bain Capital’e 1,25 milyar dolara devretti. Bu anlaşmalar, ABD’nin en az tanınan ama en başarılı anlaşma yapıcılarından birine ışık tutuyor. Madison Industries’in eski başkan yardımcısı Todd Bluedorn, “Adam piyasaları kokluyor,. Ucuza alıyor, zirvede satıyor ve satın alırken, elden çıkarmak isteyen şirketlerden alıyor; satarken ise ne yapacağını bilemeyecek kadar parası olan şirketlere satıyor” dedi.
Finans dünyasında bu starateji yeni değil ve 2004’ten bu yana Gies’in Madison Industries’i, Forbes tarafından derlenen verilere göre 20’den fazla ülkede 80’den fazla satın alma gerçekleştirdi. Ancak Gies, yapay zeka girişimleri gibi göz alıcı alanların peşinden koşmuyor. Odak noktası neredeyse tamamen endüstriyel ekonominin en az cazip görünen köşeleri.
Buffett yaklaşımı
Bugün Madison Capital Partners, Gies’in Madison Industries’i için sessiz bir sermaye gücü görevi görüyor. Geleneksel özel sermaye şirketlerinin aksine, Madison farklı bir model uyguluyor. Zaman zaman sermaye topluyor ve bazen de anlaşma bazlı fon havuzları (SPV benzeri) oluşturuyor. Yasal kayıtlara göre Madison Capital Partners, yaklaşık 4,8 milyar doları 13 ayrı fonda yönetmeye devam eden kayıtlı bir yatırım danışmanı konumunda. Gies’in satın alma hedeflerine sunduğu teklif, Warren Buffett’ın yaklaşımından izler taşıyor: Madison, şirketleri “sonsuz süreyle” elde tutmak ve mevcut yönetimle çalışmak üzere satın aldığını söylüyor. Özellikle küçük ve aile işletmesi olan şirketlerin kurucuları için bu vaat oldukça cazip.
Gies’in bir diğer büyük avantajı ise hız: varlıklarını elden çıkarmak isteyen büyük şirketlerle ilişkilerini sürdürerek Madison’ı hazır bir alıcı olarak konumlandırıyor. Örneğin 2016’da, 12 milyar dolar gelirli Alman otomotiv tedarikçisi MAHLE, tüm endüstriyel filtrasyon işini Madison’a sattı; bu iş daha sonra Madison Filtration Group’un temelini oluşturdu. Göz önünde olmaktan büyük ölçüde kaçınmasına rağmen Gies, 2017’de Illinois Üniversitesi’ne yaptığı 150 milyon dolarlık bağışla dikkatleri üzerine çekti; üniversite işletme fakültesine onun adını verdi. Ayrıca 30 yılı aşkın süredir burada misafir öğretim görevlisi olarak ders verdi. 2025’te ise üniversitenin atletizm programına 100 milyon dolar daha bağış yaptı; bunun ardından okul futbol stadyumuna onun adı verildi.
Son 30 yılın ABD’deki en büyük sanayi halka arzı olan Madison Air’in borsaya açılması, göz önünde olmaktan kaçınmayı tercih eden Gies için yeni bir meydan okuma anlamına geliyor. Şirket 2025’te 3,3 milyar doların üzerinde gelir ve 124,3 milyon dolar net kâr elde etti; satışların yaklaşık üçte ikisi ticari müşterilerden geldi ve bunun yüzde 15’i veri merkezleri için soğutma sistemlerinden sağlandı. Yapay zekanın yükselişi, Gies’in genellikle hedef aldığı üretim şirketleri için iki ucu keskin bir kılıç olabilir. Otonom ajan tabanlı yapay zeka, otomasyon, veri odaklı tedarik zincirleri ve öngörücü bakım gibi gelişmeler büyük verimlilik artışları sağlayabilir ancak aynı zamanda şirketler ve çalışanlar için ciddi dalgalanmalara da yol açacaktır.