Enerji fiyatlarındaki hızlı yükselişin kalıcı bir arz krizine dönüşebileceği beklentisi, yatırımcıları güvenli varlıklara yönlendirdi. Bu çerçevede ABD Hazine tahvilleri başta olmak üzere, Avustralya ve Japonya tahvilleri de değer kazandı.
Yakın geçmişte enflasyon baskısı nedeniyle cazibesini yitiren tahviller, büyüme risklerinin öne çıkmasıyla yeniden portföylerde ağırlık kazanmaya başladı. Piyasalarda odak noktası, enflasyondan ziyade ekonomik yavaşlama ihtimaline kayıyor.
“Covid benzeri senaryolar konuşuluyor”
Macquarie stratejisti Gareth Berry, piyasanın giderek daha karamsar senaryoları fiyatladığını belirterek, mevcut sürecin pandemi dönemine benzer riskler barındırdığına dikkat çekti. Berry’ye göre, bu kez temel risk unsuru ekonomik kapanmalar değil, enerji arzında yaşanabilecek ciddi kesintiler.
Tahvil faizlerinde gerileme dikkat çekiyor
Kısa vadeli ABD tahvillerinde getiriler düşüş eğilimini sürdürdü. İki yıllık tahvil faizi yüzde 3,88 seviyesine gerilerken, 10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4,39’a indi.
Benzer şekilde Avustralya’da üç yıllık tahvil faizleri yüzde 4,71’e, Japonya’da ise iki yıllık tahvil getirisi yüzde 1,36 seviyesine çekildi. Bu hareket, yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
Piyasalarda odak büyüme endişesine kaydı
Bloomberg stratejisti Garfield Reynolds, yatırımcıların mart ayı boyunca enflasyon riskini fiyatladığını, ancak artık büyüme tarafındaki zayıflamaya odaklandığını ifade etti. Bu değişimin, getiri eğrisinde dikleşme eğilimini destekleyebileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Apollo Global Management, ABD 10 yıllık tahvil getirilerinin mevcut seviyelerin altında olması gerektiğini savunuyor. Başekonomist Torsten Slok da getirilerin olması gereken seviyenin yaklaşık 55 baz puan üzerinde bulunduğunu belirterek, piyasadaki bu sapmanın sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.