Carlyle’ın baş strateji sorumlusu, Bloomberg Television’a yaptığı değerlendirmede petrol piyasasında gerçek bir arz fazlası olması durumunda bunun açık şekilde görüleceğini vurguladı. Currie, “Eğer arz fazlasını kanıtlamak için verilerde ayrıntılı arama yapmak zorundaysanız, ortada gerçek bir fazlalık yoktur. Bu tür durumlar kendini net biçimde gösterir” ifadelerini kullandı. Bu yıl New York petrol piyasasında fiyatlar yüzde 10’un üzerinde artarak varil başına yaklaşık 64 dolar seviyesine ulaştı.
Analist beklentileri ile piyasa gerçekleri ayrıştı
Fiyatlardaki bu yükseliş, uzun süredir arz fazlası nedeniyle düşüş bekleyen Wall Street tahminleriyle çelişiyor. Tahmin hatasının önemli bölümü, denizlerde bekleyen ve yaptırımlar nedeniyle sınırlı alıcı bulan Rus petrolünden kaynaklanıyor. Söz konusu arz teknik olarak piyasada bulunuyor ancak talep tarafı oldukça dar. Çin ise bu petrolün büyük bölümünü zaten satın almış durumda. Currie, yaptırımların kaldırılması halinde yaklaşık 100 milyon varillik petrolün piyasaya dönebileceğini öngörüyor. Ancak bu ihtimali düşük ve piyasaların şu an fiyatlamadığı bir senaryo olarak görüyor.
Jeopolitik riskler emtia talebini destekliyor
Petrol fiyatlarındaki artışta ABD ile İran arasındaki gerilim, Karadeniz’de kritik bir ihracat noktasında yaşanan operasyonel sorunlar ve ABD’de etkili olan kış fırtınası gibi gelişmeler de rol oynadı. Currie, yükselen jeopolitik risklerin emtia piyasalarında stok eğilimini artırdığını belirterek yatırımcıların teknoloji ağırlıklı yeni ekonomi varlıklarından, daha çok fiziksel varlıklara dayalı geleneksel sektörlere yönelmeye başladığını ifade etti.
2000’lerin başına benzer piyasa dinamiği
Stratejiste göre mevcut tablo, dot-com balonunun patlamasının ardından emtia fiyatlarında görülen güçlü yükseliş dönemini andırıyor. Currie, özellikle altın fiyatlarında o dönemde yaşanan sıçramanın, bugün emtia piyasalarında gözlenen eğilimlerle benzerlik taşıdığını dile getirdi.