Şirketlerin aynı dönemde elde ettiği toplam kâr 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece enerji devlerinin nakit yaratma kapasitesi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının ardından görülen yüksek seviyeleri de aşarak yeni bir rekora ulaştı.
Ancak ortaya çıkan devasa kaynak, petrol şirketlerinin önündeki önemli bir soruyu da beraberinde getirdi: Rekor nakit akışı yeni yatırımlara mı aktarılacak, borçlar mı azaltılacak, yoksa hissedarlara daha yüksek temettü ve hisse geri alımı mı yapılacak?
Jeopolitik gerilim petrol şirketlerini zenginleştirdi
İkinci çeyrekte enerji piyasalarında yaşanan hareketlilik, petrol devlerinin finansal sonuçlarını destekledi. ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol piyasasında yarattığı arz endişeleri, fosil yakıt fiyatlarının yükselmesine katkıda bulundu.
Fiyatlardaki artış, üretim ve rafinaj faaliyetleri geniş ölçekte devam eden büyük enerji şirketlerinin gelirlerini ve nakit yaratma gücünü artırdı. Ancak şirketlerin elde ettiği yüksek kazançlar, bu kez yatırımcıların yanı sıra siyasetçilerin ve çevre örgütlerinin de yakın takibine girdi.
Trump’tan petrol devlerine fiyat baskısı
ABD Başkanı Donald Trump, özellikle ExxonMobil ve Chevron’un yüksek yakıt fiyatlarından önemli ölçüde gelir elde etmesini eleştirdi. Trump, İran ile yaşanan gerilim sırasında yükselen enerji fiyatlarının tüketiciler üzerindeki etkisine dikkat çekerek şirketlere benzin fiyatlarını aşağı çekmeleri yönünde çağrıda bulundu.
Çevreci kuruluşlar ve bazı hükümetler ise enerji şirketlerinin olağanüstü kazançlarından daha yüksek vergi alınmasını gündeme taşıdı. Portekiz hükümeti de petrol ve rafineri şirketlerinin 2026 yılında elde edeceği olağanüstü kârlara yönelik ek vergi uygulanmasını onaylayan ülkeler arasına katıldı.
Rekor nakit yeni sondajlara gitmedi
Enerji Finansmanı Analisti Clark Williams-Derry, şirketlerin ikinci çeyrekte olağanüstü miktarda nakit ürettiğini ancak bu kaynağın büyük bölümünü yeni petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine yönlendirmediğini belirtti.
Williams-Derry’ye göre büyük şirketlerin sermaye harcamaları, temettü ödemeleri ve hisse geri alımları genel olarak fazla değişmedi. Bunun yerine oluşan nakit fazlasının önemli bölümü bilançoları güçlendirmek amacıyla kullanıldı.
Beş şirketin toplam nakit rezervi yalnızca bir çeyrekte 17 milyar dolardan fazla yükseldi. Şirketler aynı zamanda borçlarını azaltmaya yönelik adımlar attı.
Enerji devleri kriz yönetimine odaklandı
Şirket yöneticileri ise yüksek kârlılıktan çok, jeopolitik risklerin yoğunlaştığı dönemde operasyonların sürdürülebilirliğine odaklandıklarını belirtiyor.
BP CEO’su Meg O’Neill, Orta Doğu’daki çatışmaların devam ettiği ortamda operasyonel güvenilirliğin öncelik haline geldiğini söyledi. O’Neill, özellikle dizel ve jet yakıtı gibi kritik ürünlerde arzın kesintiye uğramaması için rafineri operasyonlarında düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
Shell CEO’su Wael Sawan ise enerji piyasalarındaki sert dalgalanmaların kalıcı bir özellik kazandığını belirterek, emtia fiyatlarındaki hareketlerin şirketlerin finansal performansı üzerinde güçlü etkiler yaratmaya devam ettiğine işaret etti.
Şirketlerin stratejileri birbirinden ayrışıyor
AJ Bell Yatırım Direktörü Russ Mould, enerji devlerinin elde ettikleri nakdi farklı alanlarda değerlendirdiğini belirtti. Şirketlerin tercihleri arasında borç azaltımı, bakım ve sermaye harcamaları, temettü ödemeleri ile birleşme ve satın almalar bulunuyor.
Mould, BP’nin borçlarını azaltmaya ağırlık verdiğini, Shell’in ise Kanada merkezli ARC Resources’ı 16,4 milyar dolarlık anlaşmayla satın alması gibi büyük ölçekli satın almalara yöneldiğini hatırlattı.
Buna karşın sektör genelinde sermaye harcamalarının kontrollü tutulması dikkat çekiyor. Büyük petrol şirketleri, yeni petrol ve doğal gaz sahalarına yönelik yatırımlarda önceki dönemlere kıyasla daha temkinli davranıyor.
Rekor kârların geleceği belirsiz
Petrol şirketlerinin bugün ulaştığı yüksek kârlılık seviyelerinin kalıcı olup olmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Olası bir barış ortamının petrol fiyatlarını aşağı çekmesi, hükümetlerin ek vergi uygulamalarını genişletmesi ve kamuoyu baskısının artması, şirketlerin gelecekteki nakit akışlarını sınırlayabilecek başlıca riskler arasında gösteriliyor.
Bu nedenle enerji devlerinin kasasında biriken 90 milyar dolarlık nakdin nasıl kullanılacağı, yalnızca şirketlerin yatırım politikaları açısından değil, küresel enerji piyasalarının geleceği açısından da önem taşıyor.
Petrol sektörü ek vergiye karşı
Sektörün en güçlü lobi kuruluşlarından Amerikan Petrol Enstitüsü (API) ise olağanüstü kâr vergisi önerilerine karşı çıkıyor.
API, petrol ve doğal gaz sektörünün doğası gereği dönemsel olarak yüksek ve düşük kârlılık seviyelerinden geçtiğini savunuyor. Kuruma göre ek vergiler, tüketicilerin enerji maliyetlerini düşürmek yerine uzun vadede enerji altyapısına ve arz kapasitesine yapılacak yatırımları olumsuz etkileyebilir.
Sektör temsilcileri, enerji güvenliğinin korunması için şirketlerin yüksek nakit akışlarını yeni üretim, altyapı ve arz yatırımlarına yönlendirebilmesinin kritik olduğunu savunurken, hükümetler ve çevreci gruplar ise rekor kârların daha yüksek vergilendirilmesini talep ediyor.