Rapor, jeopolitik gerilimler, değişen ekonomik dengeler ve rezerv yönetiminde teknolojinin artan rolüyle birlikte merkez bankalarının geleneksel rezerv stratejilerini yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor.
OMFIF'in 2010 yılından bu yana gerçekleştirdiği araştırmalarda ilk kez, merkez bankalarının uzun vadeli rezerv planlarında doların ağırlığını azaltma eğilimi öne çıktı. Araştırmaya göre ABD'deki siyasi belirsizlikler ile küresel jeopolitik risklerin artması, rezerv yöneticilerini portföylerini çeşitlendirmeye yöneltiyor.
Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 79'u, kamu yatırım fonlarının ise yüzde 60'ı uluslararası para sisteminin giderek çok kutuplu bir yapıya dönüştüğünü düşünüyor. Kısa vadede yüksek ABD faizleri ve güvenli liman talebi nedeniyle dolar değer kazansa da, uzun vadeli beklentiler rezervlerde ağırlığının kademeli olarak azalacağı yönünde şekilleniyor.
Rezervlerde çeşitlendirme hız kazandı
Rapora göre doların yerine tek başına geçebilecek güçlü bir alternatif bulunmasa da merkez bankaları rezervlerini daha geniş bir para birimi sepetine yaymayı tercih ediyor.
Bu kapsamda Norveç kronu (NOK) ile Yeni Zelanda doları (NZD) rezervlerde daha fazla yer bulmaya başlarken, İngiliz sterlinine yönelik ilgi de artış gösteriyor. Euro ve Çin yuanı ise karşılaştıkları yapısal sorunlara rağmen rezerv çeşitlendirmesinde önemli araçlar arasında yer almaya devam ediyor.
Altın talebi güçlenmeye devam ediyor
Rezerv yönetiminde en dikkat çekici eğilimlerden biri de altına yönelik talep oldu. Ankete katılan merkez bankalarının net yüzde 30'u, gelecek bir ila iki yıl içinde altın rezervlerini artırmayı planladığını belirtti.
OMFIF Kıdemli Ekonomisti Yara Aziz, finansal piyasalardaki oynaklığın artık geçici bir durum olmadığını belirterek, kamu yatırımcılarının eski normalleşme beklentilerini geride bırakmak zorunda kaldığını ifade etti.
Yapay zeka rezerv yönetiminin yeni aracı oldu
Araştırma, merkez bankalarının rezerv yönetiminde yapay zekaya daha fazla yatırım yapmaya hazırlandığını da ortaya koydu. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası kısa vadede yapay zeka kullanımını artırmayı planlıyor.
Gelişmiş ekonomilerde faaliyet gösteren merkez bankalarının yüzde 89'u veri analizi ve operasyonel süreçlerde yapay zekadan aktif şekilde yararlanırken, gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 44 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca gelişmiş ülke merkez bankalarının tamamı mevcut yapay zeka kullanımını yeterli görmeyerek entegrasyonun daha da artırılması gerektiğini düşünüyor.
Kamu fonları gelişmekte olan piyasalara yöneliyor
Araştırma, yatırım tercihlerinde de önemli bir değişime işaret ediyor. Kamu fonlarının yüzde 38'i gelişmekte olan ülkelerdeki varlıklarını artırmayı planlarken, gelişmiş ekonomilere yönelik yatırım iştahı geçen yılki yüzde 47 seviyesinden yüzde 25'e geriledi.
Buna karşın yapay zeka teknolojilerindeki lider konumları nedeniyle ABD ve Çin, kamu yatırımcılarının en fazla ilgi gösterdiği pazarlar arasında yer almayı sürdürüyor.