Arama

Merkez bankaları altının Fed karşısındaki direncini güçlendiriyor

Merkez bankalarının yüksek hacimli altın alımları, faizlerin yükseldiği dönemlerde değerli metal üzerindeki geleneksel baskıyı zayıflatıyor. Güçlü resmi sektör talebi, Fed kararı öncesinde altının faiz beklentilerine rağmen dirençli kalmasını sağlıyor.

15 Eylül 2026, 13:57

Altın piyasasında, faizlerle değerli metal arasındaki geleneksel ilişki son yıllarda belirgin biçimde zayıflarken, yatırımcıların gözü Fed’in para politikası kararına çevrildi. Ons altın 4 bin 288 dolar, gümüş ise 63,06 dolar seviyesinde bulunuyor. Günlük bazda yüzde 1 ila yüzde 1,6 arasında gerileme yaşansa da değerli metallerde Fed öncesi beklenen sert satış baskısı görülmüyor.

Piyasalar, 16 Eylül’de açıklanması beklenen Fed kararına odaklanmış durumda. Fed fonları vadeli işlemlerine göre faiz artışı olasılığı yüzde 83-85 seviyesinde fiyatlanırken, yatırımcıların asıl dikkatini kararın kendisinden çok, Fed’in sonraki döneme ilişkin vereceği mesajlar çekiyor.

Altın faiz baskısına rağmen güçlü kalıyor

Geleneksel piyasa dinamiklerine göre faizlerin yükselmesi, faiz getirisi sunmayan altının cazibesini azaltıyor. Bu durumda yatırımcıların tahvil gibi faiz getirisi sağlayan varlıklara yönelmesi ve altın fiyatlarının baskı altında kalması bekleniyor.

Ancak son dönemde fiyat hareketleri bu ilişkinin eskisi kadar güçlü olmadığını gösteriyor. Altın, ocak ayında 5 bin 600 doların üzerine çıkarak rekor kırmasının ardından bahar aylarında sert bir düzeltme yaşadı. Buna karşın yılın ikinci yarısında 4 bin dolar civarından yeniden toparlanarak yükselişini sürdürdü.

Bu tablo, faiz beklentilerinin altın fiyatları üzerindeki belirleyiciliğinin geçmiş dönemlere kıyasla azaldığına işaret ediyor.

Reel faiz-altın ilişkisi zayıfladı

JPMorgan analistlerinin değerlendirmeleri de bu değişimi destekliyor. 2022 sonrasında reel faizler ile altın arasındaki tarihsel negatif korelasyon önemli ölçüde bozuldu.

Özellikle 10 yıllık ABD Hazine enflasyona endeksli tahvillerinin (TIPS) reel getirilerinin pozitif olduğu dönemlerde dahi altının yeni zirvelere ulaşması, fiyatlamada farklı unsurların ağırlık kazandığını gösteriyor.

Dolayısıyla altın piyasasında artık yalnızca ABD faizleri ve reel tahvil getirileri üzerinden bir fiyatlama yapmak giderek daha zor hale geliyor.

Merkez bankaları piyasadaki dengeleri değiştirdi

Bu dönüşümün en önemli nedenlerinden biri, merkez bankalarının altın talebindeki ağırlığının artması oldu.

Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları 2022, 2023 ve 2024 yıllarının her birinde 1.000 tonun üzerinde altın satın aldı. 2025 yılında ise resmi sektörün alımları 863 ton olarak gerçekleşti.

Merkez bankalarının yatırım ufkunun kısa vadeli faiz kararlarından çok daha uzun olması, bu talebin Fed kararlarına karşı daha dirençli olmasını sağlıyor. Başka bir ifadeyle, küçük ölçekli bir faiz hamlesi merkez bankalarının uzun vadeli rezerv stratejilerini değiştirmiyor.

Polonya ve Çin gibi ülkelerin altın rezervlerini artırmayı sürdürmesi de bu eğilimin devam ettiğini gösteriyor. Çin'in özellikle 2026'nın ikinci çeyreğinde yaklaşık 33 tonluk alım gerçekleştirmesi, resmi sektör talebinin fiyatlar açısından önemli bir destek unsuru olmaya devam ettiğine işaret ediyor.

Büyük bankalar yükseliş beklentisini koruyor

Altın piyasasındaki yapısal değişim, küresel yatırım bankalarının fiyat tahminlerinde de kendini gösteriyor. Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentilerin güçlenmesine rağmen büyük finans kuruluşları altın için iyimser hedeflerini koruyor.

Goldman Sachs, 2026 yıl sonu için ons altında 4 bin 900 dolar seviyesini öngörüyor. JPMorgan'ın dördüncü çeyrek beklentisi 4 bin 500 dolar seviyesinde bulunurken, Bank of America 2026 yılı ortalama fiyat tahminini 4 bin 360 dolarda tutuyor. HSBC'nin ortalama beklentisi ise 4 bin 560 dolar seviyesinde.

Bu tahminler, piyasanın faiz politikasındaki değişimleri altının uzun vadeli görünümünü değiştirecek tek başına bir faktör olarak değerlendirmediğini ortaya koyuyor.

Fed kararı kısa vadede oynaklık yaratabilir

16 Eylül'deki Fed kararı altın ve gümüşte kısa vadeli dalgalanmayı artırabilir. Faiz kararının yanı sıra Fed'in ekonomik görünüm ve para politikasının geleceğine ilişkin mesajları da fiyatlamada belirleyici olacak.

Bununla birlikte son birkaç yıldaki fiyat hareketleri, faizlerle altın arasındaki geleneksel ilişkinin eskisi kadar belirleyici olmadığını ortaya koyuyor. Merkez bankalarının yüksek hacimli ve uzun vadeli altın talebi, değerli metal piyasasında yeni bir fiyatlama dinamiğinin oluşmasına katkı sağlıyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok