Arama

L’Oréal Türkiye’den 40 yılda 40 milyar TL’lik etki

L’Oréal Türkiye, 40 yılda 27 milyon tüketiciye ulaşarak Türkiye nüfusunun üçte birine temas eden bir ekosistem kurdu. 40 milyar TL’yi aşan ekonomik etki yaratan şirket, büyümesini teknoloji, veri ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiriyor.

07 Mayıs 2026, 13:52
L’Oréal Türkiye’den 40 yılda 40 milyar TL’lik etki
L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova

L’Oréal Türkiye, Türkiye’deki 40’ıncı yılını, güzellik sektörünün ekonomik, kültürel ve teknolojik boyutlarını ele alan bir etkinlikle kutladı. Şirket, 22 markası, yaklaşık bin çalışanı ve 27 milyon tüketiciye ulaşan yapısıyla Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birine temas ediyor. Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik olmak üzere dört ana iş biriminde faaliyet gösteren şirket, ülke genelinde geniş bir dağıtım ağına sahip. L’Oréal Türkiye’nin değer zinciri genelinde yarattığı ekonomik etkinin ise 40 milyar TL seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Doğrudan ve dolaylı etkilerle 10 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan yapı, tedarikçilerden perakende noktalarına, kuaförlerden eczanelere kadar geniş bir ekosistemi kapsıyor. Global ölçekte yapılan değerlendirmelere göre, L’Oréal ekosisteminde yaratılan her bir istihdam Türkiye’de yaklaşık 12 ek istihdamı tetikliyor.

Faaliyet gösterdiği kategorilerde yaklaşık yüzde 25 pazar payına sahip olan şirket, etkinlikte “tekno-güzellik” olarak tanımladığı yaklaşımını ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarını paylaştı. Bu yaklaşım, güzellik ürünlerinin ötesinde teknoloji, bilim ve veri odaklı çözümlerle daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunmayı hedefliyor.

Etkinliğin açılışında konuşan L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, güzelliğin yalnızca fiziksel görünümle sınırlı olmadığını; bireysel özgüven, bakım alışkanlıkları ve toplumsal katılım üzerinde de etkili bir alan olduğunu belirtti. Panayotova, şirketin iş modelinde inovasyon, bilim ve sürdürülebilirliğin belirleyici unsurlar olmaya devam ettiğini vurguladı.

L’Oréal Türkiye, 40’ıncı yılında da teknoloji ve veri temelli çözümlerle tüketici ihtiyaçlarına daha doğrudan yanıt vermeyi hedefliyor. Şirket, ürün ve hizmetlerini farklı beklenti ve kullanım alışkanlıklarına göre şekillendirerek daha kişiselleştirilmiş bir güzellik deneyimi sunmaya odaklanıyor.

Teknoloji ve veri odaklı dönüşüm

L’Oréal, iş modelini yalnızca ürün geliştirme üzerine değil, teknoloji ve veri odaklı çözümler üzerine de konumlandırıyor. Grup genelinde yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı yapılırken, 4 binden fazla bilim insanı ve binlerce teknoloji uzmanı bu sürece katkı sağlıyor. İstanbul, grubun küresel ölçekte konumlandırdığı yedi Açık İnovasyon Merkezi’nden birine ev sahipliği yapıyor.

Türkiye’de 2014 yılında başlayan dijitalleşme süreci, bugün 14’ü aktif olmak üzere 22 dijital servisle devam ediyor. 2025 itibarıyla bu servislerde 7 milyon oturuma ulaşılırken, kullanıcılar 6,3 milyon farklı renk tonu denemesi gerçekleştirdi. Kişi başına ortalama 19 deneme yapılan platformlarda ortalama etkileşim süresi 1 dakika 8 saniye olarak ölçülüyor. Şirket aynı dönemde Avrupa bölgesinde en yüksek keşfedilebilirlik oranına ulaşan pazarlardan biri oldu.

Yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli uygulamalar; sanal cilt analizi, makyaj denemeleri ve kişiselleştirilmiş bakım önerileri gibi alanlarda kullanılıyor. Bu yapı, e-ticaret ve veri altyapısıyla birleşerek tüketiciyle daha doğrudan bir ilişki kurulmasını sağlıyor.

Sürdürülebilirlik iş modelinin parçası

Şirket, sürdürülebilirliği operasyonlarının temel bileşenlerinden biri olarak konumlandırıyor. 2020 yılında başlatılan “Gelecek İçin L’Oréal” programı, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin büyük bölümünü kapsayan bir çerçeve sunuyor. Türkiye operasyonlarında yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanılırken, lojistik ve dağıtım süreçlerinde de karbon emisyonunu azaltmaya yönelik adımlar atılıyor.

İstanbul içi dağıtımlarda yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçildiği belirtilirken, e-ticaret gönderilerinde sıfır plastik kullanımı hedefleniyor. Yeniden kullanılabilir ambalaj sistemleriyle su tüketiminde tasarruf sağlanırken, yeşil salon ve yeşil eczane gibi projelerle iş ortaklarının dönüşümüne de katkı sunuluyor. Şirket ayrıca tedarik zinciri üzerinden kadın girişimciler ve KOBİ’lerle çalışarak istihdam tarafında da kapsayıcı bir yapı oluşturmayı hedefliyor.
 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok