Çin paranın, teknolojinin ve şirketlerin ülkeden çıkmasını önlemek için duvarlar örüyor. Bu hafta Çin’in kabinesi olan Devlet Konseyi, yurtdışında yatırım yapmak isteyen Çinli şirketler için ulusal güvenlik incelemesini zorunlu kılan yeni kuralları açıkladı. Bu adım, nisan ayında yürürlüğe giren ve yabancı şirketlerin tedarik zincirlerini Çin dışına taşımaya çalışmaları durumunda yetkililere müdahale yetkisi veren düzenlemelerin ardından geldi.
Birlikte değerlendirildiğinde, bu önlemler Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri ile artan gerilim ortamında Çin’in teknoloji ve tedarik zincirleri etrafında inşa ettiği ekonomik kalenin yeni planını oluşturuyor. Bu kurallar, onlarca yıldır dünyanın büyük bölümünü yönlendiren ve Çin’in olağanüstü yükselişine katkıda bulunan açık piyasalar ve serbest ticaret ilkelerinin yerini daha parçalanmış bir döneme bıraktığının bir başka işareti.
Büyük ekonomiler ticaret engellerini tercih ediyor
Washington’dan Brüksel’e kadar dünyanın en büyük ekonomileri, ekonomik entegrasyonu derinleştirmek yerine ticaret engellerini tercih ediyor. Bunun arkasında kısmen Çin’in ham maddeler, mamul mallar ve teknolojideki küresel hakimiyetine ilişkin artan endişeler ile Çin ürünlerinin dünya çapındaki hızlı yayılımı bulunuyor. Hong Kong merkezli Hogan Lovells hukuk firmasının ortağı ve ticaret uzmanı Ben Kostrzewa, “Sermayenin, insanların, teknolojinin ve ticaretin dolaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan yasaların hakim olduğu bir dünyadan uzaklaştık” dedi. Çin ve Amerika’nın birleşimini ifade eden ve bir dönem oldukça popüler olan “Chimerica” kavramına atıfta bulunarak, “Yirmi yıl önce tasarlanan Chimerica ekonomisinin aslında bir hayal olduğu ortaya çıktı” diye ekledi.
Pekin, bu yeni dönemin nasıl görünebileceğine dair bazı ipuçlarını zaten verdi. Çinli mühendisler tarafından kurulan yapay zeka şirketi Manus’un Meta tarafından 2 milyar dolara satın alınmasını engelledi. Amerika Birleşik Devletleri tarafından yaptırım uygulanan Çin rafinerilerine bu yaptırımlara uymamaları talimatını verdi. Ayrıca devlet destekli bir güvenlik ekipmanları şirketine, Avrupa Birliği yetkilileriylen işbirliği yapmamasını emretti. Her yeni adımla birlikte Pekin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ile daha doğrudan bir çatışmaya biraz daha yaklaşıyor.
Çinli yetkililer, yabancı hükümetlerin uyguladığı tarifelere ve diğer kısıtlamalara karşılık olarak giderek büyüyen bir ihracat kontrolleri, karşı önlemler ve ticari yaptırımlar cephaneliği oluşturuyor. Devlet Konseyi’nin yeni kuralları bu yaklaşımı Çinli şirketlerin yurt dışındaki faaliyetlerini de genişletiyor ve Çin yatırımlarının sınırlandırılması durumunda Pekin’in yabancı şirketlere ve bireylere karşı nasıl misilleme yapabileceğini ortaya koyuyor.
Diğer ülkelere yatırım yapan şirketler incelenecek
Kurallar aynı zamanda yetkililere, yurt dışında fırsat arayan Çinli şirketleri daha yakından inceleme yetkisi veriyor. Bu şirketler, yatırımlarını “teşvik edilen”, “kısıtlanan” veya “yasaklanan” olmak üzere üç kategoriye ayıran ulusal güvenlik incelemelerine tabi tutulacak. Avukatlara göre bunun nedenlerinden biri, Çin’in rekabet avantajına sahip olduğu alanlardaki sermayenin, yetenekli insan kaynağının ve fikri mülkiyetin ülke dışına çıkmasını engellemek.
Çin’de faaliyet gösteren yabancı şirketler ise bu düzenlemenin geniş yorumlanarak, uluslararası yetkililere soruşturma veya yatırım incelemeleri kapsamında sunmak zorunda oldukları Çin operasyonlarına ait verileri de kapsayabileceğinden endişe ediyor. Çin yaklaşık on yıl önce de yurt dışına sermaye çıkışını kısıtlamış ve Waldorf Astoria gibi prestijli varlıkları satın almaya çalışan büyük şirketlerin “irrasyonel” olarak nitelendirdiği anlaşmalarını hedef almıştı. Ancak o dönemdeki müdahaleler daha çok ülke içindeki finansal riskleri azaltmaya yönelikti ve ağırlıklı olarak bankacılık yetkililerinin şirket bilançolarını incelemesini içeriyordu. Yeni çerçeve ise farklı. Odak noktası ulusal güvenlik ve uygulama çok daha koordineli.
Küresel hedefleri sınırlandırılacak
Bu hafta açıklanan kurallardaki en dikkat çekici yenilik, Çinli şirketlerin ülke dışındaki genişlemesini yavaşlatma çabası. Önlemler, hassas kabul edilen sektörlerde çalışan belirli yeteneklerin hareketliliğini kısıtlıyor ancak Pekin hangi sektörlerin bu kapsama girdiğini henüz tanımlamış değil. Ayrıca yetkililere sermaye hareketlerini inceleme konusunda daha geniş yetkiler veriyor. Ulusal güvenlik endişeleri ortaya çıkarsa yatırımcıları hisselerini satmaya zorlayabilme veya yatırımları durdurabilme gücü de bunlar arasında.
Kurallar ayrıca yetkililerin, Çin yatırımlarına karşı hükümetlerinin aldığı önlemlere misilleme olarak, yabancı kuruluşların Çin’de yatırım yapmasını veya faaliyet göstermesini yasaklamasının ve hatta onları ülkeden çıkarmasının hukuki temelini oluşturuyor. Bazı uzmanlara göre bu kuralların en çarpıcı etkisi, Çinli şirketlerin yeni pazarlar bulma konusunda yoğun baskı altında olduğu ve ülkenin ihracatının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde onların küresel hedeflerini sınırlandırabilecek olması.
Uzun yıllardır Çin üzerine çalışan ve Wilmer Hale’de kıdemli danışman olan Lester Ross, “Çin şirketleri üretim tesisleri kurmaları, yatırım yapmaları ve Çin’deki üretime yönelik kısıtlamaları aşmaları için yurt dışına çıkmaya teşvik ediyordu” dedi. Ancak yeni kuralların bunu zorlaştırabileceğini de ekledi. Çinli yetkililer yeni düzenlemeleri yurtdışı yatırımlar açısından bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Ancak birçok yatırımcı için ulusal güvenlik endişesinin neyi kapsadığına dair belirsiz tanım ciddi bir belirsizlik yaratıyor.